Yarasa bir işe yarasa!...

Hürriyet/Akdeniz'den sevgili Salim Uzun dün çok eğlenceli bir haberle gazetenin manşetine oturdu.
'Yarasa Krizi!...'
Haberin özeti şu; Bahçelievler mahallesi sakinleri falezlerde yaşayan yarasaların bina duvarlarını ve camlarını kirlettiklerinden şikayetçiler.
Cem Boyner'in duygusal , tüylerimizi diken diken mektubuna filan gerek yok.
Ben Türkiye'den başka hiçbir ülkede yaşayamam. Böylesine eğlenceli başka hiçbir yer yoktur.
Vatandaşın bir kısmı yarasalardan şikayetçi, bir kısmı yarasalar duvarlarımızı kirletiyor diye katliam mı yapalım diyor.
Bir de muhtara kulak verin; 'Ne yapalım yarasalara lastik don mu giydirelim!...'
......
Kemiğinin kerameti yanı sıra dışkısının büyük paralar yaptığı söylenen falezlerdeki komşularımız için yapılan bu haberin sonu nereye varır bilmiyorum.
Konyaaltı caddesi sakinlerinin kabusu olan bu memeli yaratıklar aslında Antalya'nın görsel güzelliği için yapılacak bir projenin önündeki en büyük engel.
Falezlerin ışıklandırılması ve Antalya akşamlarında deniz farkındalığı yaratma çabaları hep geldi yarasalara takıldı kaldı. Çünkü ışıklandırma yapılınca yarasaların yuvaları zarar görüyor.
Evlerinde kedi köpek beslemeden hayvan dostluğuna soyunan siyasi hayvanseverler bu proje ortaya çıktığında hep seslerini çıkarttılar. O yüzdendir ki herkes falezlerin ışıklandırılması projesinden hep geri durur.
.....
Aslında şimdi tam zamanı.
Bahçeli muhtarı vatandaşın yarasa şikayetini şımarıklık olarak görse de, bu farenin kanatlısı hayvanın ya gübresinden faydalanalım bir işe yarasın. Ya da kemiklerini kırıp kırıp Antalya erkeklerinin ceplerine koyalım kısmetleri açılsın!
Tabiki en güzeli falezlerin ışıklandırılması. Projektörlerin önünde uçuşan yarasalarla Antalya turizmi ne kazanır bilmem ama, Konyaaltı sakinlerine tebelleş olan yarasalar belki bu durumdan rahatsız olup toplu terk ederler buraları.
Çünkü bu mahallede kentsel dönüşüm tamamlanmadan, alt yapı ve kanalizasyon sorunları çözülmeden ne yarasalardan ne de dev gibi farelerden kurtulmak mümkün değildir.