Yargıda yapay zeka!

Türkiye’de yargı sorunlarını tespit edip bu sorunlara çözüm önerileri geliştiren ve bu öneriler üzerinde toplumsal mutabakatın sağlanması amacıyla 11 yıldır reform niteliğinde çalışmalar yapan Av. Mehmet Gün başkanlığındaki Daha İyi Yargı Derneği, 1 Eylül’de başlayan Adlı Yıl nedeniyle hukuk dünyasını yakından ilgilendiren Yargıda Yapay Zeka konulu bir rapor sundu.

Raporla ilgili basın bültenini meslektaşım, gazeteci yazar Sedat Pişirici sağ olsun bana da iletmiş. Ben de Antalya hukuk dünyası için raporu özetlemeye çalıştım. Raporda yapay zekanın, hâkimin yerine geçen bir karar mekanizması değil, yargının hızını, kalitesini, tutarlılığını ve erişilebilirliğini artıran, insan denetimine tâbî güvenilir bir destek sistemi olarak tasarlanması gerektiği vurgulanıyor.

Yapay zekanın diğer alanlarda olduğu gibi dünyada ve ülkemizde de hukuk ve yargı hizmetlerini hızla dönüştürdüğüne, bir yandan fırsatlar yaratırken diğer yandan tehlikeler ve mağduriyetler getirdiğine dikkat çekilen raporda, ‘Yapay zeka uygulamalarında ortaya çıkan hızlı dönüşüm, yargı sistemimiz için, yargı hizmetlerinin etkinliğini artırma, iş yükünü azaltma, karar destek mekanizmalarını güçlendirme ve adalete erişimi kolaylaştırma bakımından tarihî fırsatlar sunmaktadır. Ancak doğru yönetilmediği takdirde yapay zekâ uygulamaları, adil yargılanma hakkını, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını, yargıya güveni zedeleyebilecek ciddi riskler de barındırmaktadır’ deniliyor.

Yapay zekanın ne yargının bütün sorunlarını çözecek sihirli bir araç ne de mutlak biçimde kaçınılması gereken bir risk alanı olmadığına dikkat çekilen raporda en sağlıklı yaklaşım olarak yapay zekayı insan merkezli, hak temelli, denetlenebilir ve sınırlı amaçlarla kullanılan bir yargı destek aracı olarak konumlandırmak, fırsatları risk yönetimiyle birlikte, riskleri ise somut azaltım araçlarıyla birlikte ele almak gerektiği vurgulanıyor.

Raporda, Türkiye’nin, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) gibi güçlü bir dijital altyapıya sahip olması nedeniyle bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğu belirtilen raporda, ancak bu avantajın gerçek bir yargı kapasitesine dönüşebilmesi için veri yönetişimi, anonimleştirme, etik standartlar, eğitim, teknik denetim ve hukuki sorumluluk alanlarında bütüncül bir politika geliştirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
Daha İyi Yargı Derneği’nin söz konusu raporunda, yapay zekanın, hâkimin yerine geçen bir karar verici veya karar oluşturan değil, yargının hızını, kalitesini, tutarlılığını ve erişilebilirliğini artıran, insan denetimine tâbî güvenilir bir destek sistemi olarak tasarlanması, Yargıda yapay zekadan güvenilir biçimde yararlanmanın ön koşulunun, yapay zekanın kendisinden önce, yargılamanın bilgi ve veri üretme biçiminin güvenilir hâle getirilmesinin zorunlu olduğu kaydediliyor.

Daha İyi Yargı Derneği, 5 yıl önceki Adli Yıl açılışında da ‘Daha İyi Yargı İçin Yapay Zekâ Vizyonuna ve Özeleştiriye Çağrı’ raporu ile gelecek için ‘Adli yıl değil, virüs ve yapay zekâ çağı başlıyor’ uyarısında bulunmuştu.

(Dileyen hukukçular Yapa Zeka; Fırsatlar, Riskler ve Türkiye için Yol Haritası konulu rapora derneğin web sitesinden ulaşabilirler)