Yaşama hakkı her canlının

Güzel bir akşamüstü şehirde yürüyorum. Bir tarafta sıra sıra dizili yuvalar görüyorum. Etrafı kedilerle dolu, güneşe karşı uzanmış, keyifteler. Yolumun üstündeki köpeklerin yanından rahatsız etmemek içindikkatlice geçiyorum. Arada gelene geçene bakıp, kendilerini güvende hissettikten sonrauykuya dalıyorlar. Huzurlu gibi gözleri ama tetikte hep bedenleri.

Her şey yolunda gibi gözüküyor birkaç adım öncesinde, sonrasında ise asfaltta arabaların arasından koşturarak geçecek olan at arabaları çıkıyor karşıma. Müşterilerini bekliyorlar sıra sıra. Uçsuz bucaksız yeşilliklerin, ormanların, denize akan nehirlerin, yüzlerine esenrüzgarınmaalesef anlam ifade edemediği gibi, para kazanmanın da onlar için hiçbir anlamının olmadığı, atlar…

Haberlere konu onlarca olay yaşanırken, hayvana yapılan her türlü zulme neden dur denemediğini ben de anlayamıyorum. Duyarlı milyonlarca insanın sesinin, neden yetmediğini; canlı olmanın, yaşamhakkına sahip olmak için neden yeterli olmadığını anlayamıyorum.

Dostlar tanıyorum, yağmur sonrası ortalara çıkan kabuklu canlıların üstüne basmamak için, telefonun ışığını açıp dikkatli dikkatli yürüyen… Arabanın önünde kuşlar zıplaya zıplaya yürürken, zarar görmesinler diye uçmalarını bekleyen… Aracına binmeden önce içine yavru bir kedi girip orada kaldıysa diye mutlaka kontrol eden… Komşular biliyorum, kendi yemeğini yemeden önce yaz kış demeden, önce sokaktaki canlıları besleyen. İnsanlar görüyorum bir canlının zor durumda olduğunu görünce işini gücünü bırakıp, onu kucaklayıp, veterinere taşıyan.

Bir sürü şehirde belediyelerin, gönüllülerin, derneklerin yaptığı çalışmaları okuyorum. 7/24 sağlanabilecek veterinerlik hizmetlerinin ve diğer imkanların arttırılması için ciddi yatırımlar yapanları duyuyorum. Siteler kurup, buradan elde edilen gelirin tümünü,sokak hayvanları için harcayanfirma yetkilileriyle tanışıyorum.

Diliyorum ki olacak, iyi şeyler olacak. Duyarlılığımız artacak, bu dünyayı daha hoşgörülü hale getirmek için farkındalıklarımız değişecek, derinleşecek. Bizler gibi düşünenler, bizler gibi duyarlı insanlar yetiştirmeye devam ettikçe, birbirimize ulaştıkça, susmadıkça, önlem aldıkça, mevcut kaynaklarımızı ortaya koyup bir tarafından bizler de ufak ufak sarabildikçe bu yaraları… Ben inanıyorum can yakmamayı öğreneceğiz bir gün; insan, hayvan, doğa...ayırmadan.

Belki bir gün, asfalt yollarda koşturmak zorunda kalan bu atlar, ormanlarda koşacak yelelerini sağa sola savura savura, nehirden akan suya doğru eğildiklerinde, ne kadar güzel olduklarını da görecekler, rüzgarın yüzlerine vurmasının özgürlük olduğunu da öğrenecekler bir gün.

Diliyorum ki, her canlı için yaşamhakkının zaten doğuştan sahip olunan bir hak olduğunda hem fikir olacağız. Birileri yapmamayı, birileri göz yummamayı öğrenecek bir gün.