Orson Welles'i siyah/beyaz çekilen Yurttaş Kane (Citizen Kane) filmiyle tanıdık.
'I Know What It Is To Be Young' (Ben genç olmanın ne oluğunu biliyorum) şarkısıyla da biliyoruz. Gençliği, yaşlılığı, anıları ve yaşanan anların değerinin bilinmesini akıp geçen zamanın nasıl da değerli olduğunu anlatan dizeler. Benim gibi yaşlıları hüzünlendiren sözler.
'Ben genç olmanın ne olduğunu biliyorum
Fakat sen yaşlılığın ne olduğunu bilmezsin
Bir gün sen de aynı şeyleri söylüyor olacaksın
Zaman geçip gidiyor ve bu hikaye anlatılıyor
Birçok soru sordum tanıştığım akıllı adamlara
Cevapları henüz kimse bulamamış
Hatırlanacak günler olacak, gözyaşı ve kahkahalarla dolu
Yazdan sonra kış gelecek, böylece yıllar geçecek
Öyleyse arkadaşım gel beraber müzik yapalım
Sen bana yenileri söylerken ben eskilerden çalacağım
Zamanla, senin gençlik günlerin geçerken
Zamanlarını seninle paylaşan birileri olacak'
***
Hastalık ve sevgi gelirken sormuyor! İkisi de buluyor seni, istesen de istemesen de.
Ama yaşlılık öyle değil, yaş alıyorsun, kaçış yok! İnsan yaşlandıkça daha bir duygusallaşıyor.
Yalnızlaşıyor, bazen de dışlanıyor, öteleniyor!
'Hayat size sunulan bir armağandır' diyorlar.
Ben bu sözü pek tutmuyorum! Armağan güzel olmalı. Öyle berbat hayatlar var ki! Böyle armağan olmaz olsun. Eve temizliğe gelen bir kız vardı, 17 yaşındaydı tanıdığımda.
Yaşı 40'ı geçti. Çoluk çocuğa karıştı, hala eve temizliğe geliyor.
Ona armağan edilen hayat işte bu!
Hayat ile ilgili bir film repliği vardı, ironi kokan, ama doğru!
'Hayat cinsel yolla bulaşan ve sonu yüzde 100 ölüm olan bir hastalıktır!'
***
Biraz tebessüm
Balıkçı bağırıyor;
- Canlı balık, canlı balık
Yaşlı bir teyze yaklaşıyor ve soruyor;
- Evladım balıklar taze mi?
Balıkçı istifini bozmuyor!
- Canlı canlı bunlar
Yaşlı teyze tekrar soruyor;
- Evladım balıklar taze mi?
- Teyze canlı diyoruz ya işte!
- A evladım ben de canlıyım ama taze miyim?
* * *
Biz yaşlılar bazen huysuz ve geçimsiz olabiliyoruz belki ama duygusuz asla!
Yaşlılara biraz hoşgörü lütfen!