​Yaşlılık Çilesi


Suat Geyik, milyonlarca cebinde bir Lirası olmayan yaşlıdan sadece biridir! Henüz 2007 yılında yaşlıların çoğunun hiçbir yerden geliri olmadığını yazmış, buna karşı devletin önlem alması gerektiğini belirtmiştim. Çünkü Suat Geytik’ler çoğalacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Milyonlarca yaşlı gibi Suat Geyik de emekli olamamış. 21 bin Lira olsa emekli olabilecekmiş ama 1 Lira’ya muhtaç birinden bu kadar parayı bir anda bulmasını beklemek normal bir şey değil. Onun emekli olamaması da normal değildir. Sosyal güvenlik sisteminin işlemediğinin göstergesidir ve milyonlarca örneği vardır.
Parasız bir adamın yaşam kalitesini tahmin etmek de zor olmasa gerek. Paran yoksa ekmek yok, beslenmen nanik! Para yoksa rutubetli bir odan bile yok; sokak evin olur. Nitekim Suat Geyik, kansere yakalandıktan sonra elinde avuncunda ne varsa, ilaca ve hekimlere vermiş. Vermeyip de ne yapacaksın, can bu; başka şeye benzemez.
Kurt kocayınca kuzunun maskarası olurmuş; Suat Geyik de aynı durumda. Ailesi ile arası açılmış. Birbirlerinden kopmuşlar. İşte kötü yaşlılık, adamı kötü eder. Ne ailen kalır, ne hayatın. Sokağa düşmek üzere olan Geyik, son çare olarak Adana Valiliği’ne başvurur.
Yaşlı adamın haline acımış olacak ki, Adana Valisi, bu yaşlıya el uzatır ve onu bir huzurevine yerleştirir. Ya Valilik yardım etmeseydi? Etmek zorunda olmadığı gibi her muhtaç yaşlıya da yardımcı olamaz.
Bizim yaşlılık politikalarımızı gözden geçirmemiz gerekir. Yaşlılığın ağlayan simasını güldüren politikalara ihtiyacımız günden güne artıyor. Yaşlıların birçoğu kendilerini ailesine yük olarak görüyor. Kendisini yük olarak görenlerin ruhi durumları da bozulur. Akıllarından iyi şeyler geçmez ve bir gün kimsenin beklemediği bir anda, bakarsınız intihar edivermiş. Bir yükten kurtulduk, diyenler olabilir, ama bir gün herkes yük haline gelecektir.
Bu yüzden bizim yaşlılık politikalarının yanı sıra sosyal bakım sigortasını da yürürlüğe koymamız gerekiyor. Yaşlılara hayırsever valilerin el uzatmasını bir övünç olarak değil, aksine bir utanç olarak kabul etmediğimiz sürece, biz ne kendimize ne de yaşlımıza saygı duyabiliriz.