Yine muhalifim!


Enteli danteli, biliyor ki, Amerika’’da 18’ci yüzyılın 8 Mart tarihinde 40.000 dokuma işçisinin daha iyi çalışma koşulları istemiyle fabrikada greve başlaması. Sonrasında polisle çatışması, fabrikaya kilitlenmeleri. Ve hazin son, çıkan yangında çoğu kadın 129 işçinin can vermesi. Yüz binlerin katıldığı cenaze töreni. Ve de Clara Zetkin’in tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın ‘Dünya Emekçi Kadılar’ günü olarak anılmasını önermesi ve kabulü. Yine bildiğimiz gibi, ülkemizde de ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ ilk kez 1921 yılında ‘Emekçi Kadınlar Günü’ olarak anılmaya başlandı. 1975 yılı ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak anıldı. Bilmeliyiz ki; kutlama değil ANMA günü. Kadınlarımız neyi kutluyor anlamıyorum. Toplumda hala ezilen, istihdamda hala emeğinin karşılığını alamayan, hala başlık parasıyla çocuk yaşta evlendirilen, berdel yapılan, tecavüze uğrayan, ve de sokak ortasında hunharca katledilen kadınların gününü mü kutluyoruz?Mart ayı girdiğinden bu yana televizyonlarda, caddelerde, sokaklarda reklam panolarında 8 Mart tarihine geziler, otel rezervasyonları, turlar falan filan. Ha bi de hediyeler. Bazıları da işi abartıp sevgililerine, eşlerine tektaş, 5 taş, 7 taş her neyse. Demek ki benim hemcinsim bekliyor, eş de görevini yerine getiriyor zahir! Yani işin hediyesi de olmazsa olmazı galiba, ‘Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ nün. İyiden iyiye müflis kibarı olmuşuz. Ve de Dünya Emekçi Kadınlar Günü anlamını yitirmiş, Dünya Kadınlar Günü olmuş. Yaa, geçen senelerde röportaj için Antalya Organize Sanayi Bölgesi’ne gitmiştim. Ve de bazı fabrikaların kadın işçileriyle konuşmuştum. Çoğu demiyeceğim hemen hepsi‘Abla sen bizle eğleniyon mu? Bizim Kadınlar Günü Kutlamasıyla ne işimiz olur. Düşmüşüz ekmek derdine. Bilmeyiz anlamayız.’ Noktayı buraya koymak istiyorum . Herkes hissesi nispetinde alsın. Ben muhalifim arkadaş!