Yine paralel çete yine suç örgütü.
Devlet içinde devlet olmuşlar, emri devletten değil Okyanus ötesindeki bir kaçaktan almışlar.
İnsanların dini duygularını sömürerek, kanlarını emmişler havuzlar yaratmışlar.
Dinlenmelerden neler çıkarttılar ki(!) böylesine bir maddi güç elde etmişler.
Radyolar, televizyonlar, gazeteler kurmuşlar.
Dünyanın kırk yerine yayılmışlar.
Yerel yönetimlere siyasiler vermişler,
Okullara hocalar, rektörler, dekanlar göndermişler.
Hepsinin yularının ellerine almışlar.
Adliyeye, emniyete, jandarmaya, orduya, milli eğitime…
Aklımıza gelen her deliğe girmişler.
……..
Antalya’da dün 3 sanık 130 kişiyi yasadışı dinlediği iddiasıyla hakim önüne çıktı. Ortada sanıklardan dokuzu kayıp.
Sadece kayıp olanlar onlar mı?
Paralel Örgütün Antalya kasası da kayıp!
Yani paralel çete’nin Antalya kara kutusu ortada yok.
Kime ne paralar verdiyse kara kaplı defterini de yanına alıp sırra kadem bastı.
Antalya’da sivil toplum örgütlerinin oluşturulması dahil siyasetine bile yön vermeye çalışan , iş adamlarından topladıkları paralarla gazeteler satın aldıran, iktidarı yıkmaya çalışan yayınlar yaptıran çetenin bir numaralı adamları ve arkadaşları da kayıp!...
….
Çete öyle güzel planlamış ki memleketi.
Adayı işaret ediyor, el ayak öptürüyor, aday yaptırıyor yanına da değnekçisini veriyor.
Sonrasında yaratacakları para havuzunun başına kendi adamlarını vermişler.
Koltuk uğruna inançlarından, savundukları düşüncelerden vazgeçip ruhlarını paralel çeteye satanları gördük bu süreçte.
İçeride olanlar var, kaçaklar var. Ve tabi Paralel çetenin kiri, pisi, kanı üzerlerinde olan ellerini kollarını sallaya sallaya gezenler, çetenin parası ile iş kuranlar var..
Sıra hepsine gelecek.
Devlet içinde çete olmak, çetenin değnekçisi olmak ne demekmiş herkes görecek….