Yoksulluk manzaraları!

Pazar yerlerinden atık toplayanlardan söz etmiyorum. Yoksulluk öyle almış başını gidiyor ki sorup soruşturan yok. Sokağa çıkın her yerde yoksulluk karşınıza çıkıyor.

Yaşlı kadın market raflarından özenle seçerek aldıklarını tezgaha koydu.

Kasiyer kız; 'Hoş geldiniz' dedi.

Ürünleri hızlıca barkottan geçirdi. Makinenin tuşlarına bastı.

-110 lira 56 kuruş. Kart mı, nakit mi?

Yaşlı kadın avucunda sıkı sıkı tuttuğu paraya baktı.

Parası çıkışmamıştı. Utandı, sıkıldı. Telaşa kapıldı.

Aldıklarından birini çıkardı.

Kasiyer kız;

-Yetmez hanımefendi!

Birini daha çıkardı.

-Yetmez!

Birini daha çıkardı. Sonunda yetti.

Yaşlı kadın fazlaca mahcup arkasını döndü çıktı gitti.

(Sen utanma, seni bu duruma düşürenler utansın yaşlı kadın)

***

Hava buz gibi, yağmurun bereketi kaçmış!

7-8 yaşlarında kız çocuğu bakkala girdi.

Tir tir titriyor. Ayağında çorap yok, terlik.

Tezgaha 1 lira bıraktı, mahcup ve ürkek!

-Bir yumurta dedi.

Yumurtanın tanesi 1.75

Bakkal bir yumurtayı verdi çocuğa.

Benim bu sahneden üzüldüğümü anladı.

-Ne yapayım ağabey çocuğa bu para yetmez mi diyeydim?

(Seni bir yumurtaya muhtaç edenler utansın küçük kız, sen utanma)

***

Düzce'de bir evde çöp yığınları içinde yatan iki çocuk!

Anne ve baba çalışmak zorunda dışarıda!

Çocuklar iki gündür aç.

Aile Bakanlığı çocukları alıyor.

Anne fenalaşıyor. Hastaneye kaldırılıyor.

Bir yoksulluk manzarası daha.

Bunlar duyup, gördüklerimiz.

Ya sessiz yığınlar!

***

Oraya buraya çekmeye gerek yok!

Türkiye'nin gündemi yoksulluk olmalıdır.

Doğu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu'yu geçtim.

Büyük kentlerin arka sokağındadır yoksulluk.

Denize açılan sokaklarının arkasındadır yoksulluk.

Denizi olmayan kentlerin meydanlara açılan sokaklarındadır yoksulluk.

Yoksulluk bir hilal gibi sarmıştır kentlerin arka sokaklarını.

Gidin o sokaklara göreceksiniz yoksulluğu.

Gündem budur.

Yoksulluk.