Yunanistan….
Ne var ki bize kıyasla çok acılı ve kanlı bir geçmişleri vardır. Şimdi soruluyor; Yunanistan içine düştüğü bu son krizden sağ salim çıkacak mı? Çıkacak, çünkü ucuz ve aptal bir tarihe sahip değiller…
Tek yapacakları geçmişi hatırlamak…. Çok da geriye gitmeleri gerekmiyor 60-70 yıl öncesini hatırlayan dedeleri ve büyük anneleriyle konuşmaları ve o günleri anlatan tarihi okumaları yeter.
Bu günkü konumuz; Yunanistan iç savaşı..
Kabadayısı ucuz, siyasetçisi ucuz, kahramanı ucuz, başka milletlere ders olması dileği ile okuyunuz…
İtalya, 2. Dünya savaşına, Arnavutluk üzerinden Yunanistan’a yürümüştü, Benito Mussoloni’nin heyheyleri gene üstündeydi, Hitler’e olan kıskançlığı yüzünden her ne demekse –meşhur öfke nöbetlerinden – birine kapılmıştı.
İtalyan ordusu Yunanlılardan sıkı bir dayak yemiş, ve geri çekilmişti, öylesine bir çekilişti ki bu, Yunan ordusu işgal edilen topraklarının tamamını kurtarmış ama yetmemiş, ne hikmetse Arnavutluk topraklarını da işgale kalkışmışlardı. Yunan ‘paşaları’ Türk kurtuluş savaşında uğradıkları ağır hezimetin utancı içindeydiler, o günlerde ki Yunan baş komutanı general Pangados da bu kuşaktan bir subaydı. Yunan milleti pek bir sevindirik olmuştu, oldum olası Arnavutları sevmezlerdi zaten… Yunan basınının yalaka tayfası gazetelerinde hükümete yağ çekiyorlardı muzaffer Yunan ordusu daha da yürümeliydi… aklı başında bir grup adamın ‘Almanlar, İtalyan ordusunu yalnız bırakamaz, Bulgaristan üzerinden boş bırakılan alana dalar ve Yunan ordusunu ezer!’ tavsiyelere boş vermişlerdi. Almanlar dağılan İtalyan ordusunu da toparlayarak, ve üstüne üstlük bu sefer Bulgarları da yanlarına alarak Yunanistan’ı iki haftadan daha az bir zamanda işgal etmişlerdi. Yunan milleti savaşçılık oyununu bu kadar ileri götürmenin bedelini pahalıya ödeyecekti.
Yunan milleti uyanıktır demiştik, 1922 den beri iç savaşlar, darbelerle uğraşıp duruyorlardı, bir tarafta aptal ,saptal kraliyet yanlıları vardı, kral geri gelsin astığı astık bir şekilde memlketin anasını ağlatsın derdindeydiler. Beri tarafta faşistler vardı onlar da bir Türk fobisine yakalanmışlardı ama Faşist ağabeylerinin Türkiye ile olan muhabbeti iyiydi yani hedefsiz ve siyasi slogansız kalmışlardı, Yunanlılar için ‘üstün ırk’ palavrasına sarılsalar buna kendileri bile inanmıyordu. Ortada ne halta yaradığını bile unutan bir ordu vardı, oysa Yunan ordusu Anadolu yenilgisinden sonra kendine çeki düzen vermeli ve olabildiğince tüm imkanlarını, aşağılık satılmış politikacıların emrine değil, milletin hizmetine adamalıydılar Az miktarda cumhuriyetçinin çoktan beri bir kıymeti harbiyesi kalmamıştı.
Komünistler ise pusuya yatmış bekliyorlardı.
İşgal acımasızdı.
Alman subayları Antik Yunan tarihinin, felsefesinin hayranı idiler,
Yunan uzosu lezzetliydi, Yunan yemekleri de öyle, kızları da bir içim su gibiydi.
Ama işgal, işgaldi.
Almanya tüm cephelerde sıkışınca Yunan topraklarında eşi az görülür bir yağma başlatmıştı. Yiyecek olarak ne varsa alıyorlardı, vaziyet öyle bir hal almıştı ki Yunan milleti resmen aç kalmıştı, sokaklar aç insan ölüleriyle dolmuştu. İşbirlikçiler ve işgalcilerin (Almanlar, İtalyanlar, Bulgarlar) keyfi yerindeydi. Komünistler de işte bu anı bekliyorlardı kendi içlerinde bölünmüş dahi olsalar gaddar bir çete savaşı başlatmışlardı kısa zamanda kırsala hakim hale gelmişler ve işgalcilerle onların yardakçılarını şehirlere kıstırmışlardı.
Sonra ne oldu? Yarına…