Zamansız yazılar!

10 Şubat 2022 tarihli yazımdan.

İzmir’in en büyük sıkıntısı, 1980’li yıllarda kente sonradan eklenmiş gecekondu bölgeleridir.

Bu bölgelerde o yıllarda temizlik işlerine bakan, çöp toplayan eşekler vardı.

Bu güzel gözlü cefakâr hayvanlar o kente yamalanmış sokaklardaki o dik yokuşları tırmanır, sağrılarındaki küfelere doldurulan çöpleri aşağı taşırlardı. Çünkü yüzlerce metre uzunluğundaki o yokuşu ancak eşekler tırmanabilirdi.

O sokaklar o tarihte öyleydi, bugün de aynı. Şimdi çöpler nasıl taşınıyor bilmiyorum.

Eşeklerin sahiplerine de bu hizmet karşılığında bir ücret ödenirdi.

Yani bu eşekler belediyenin kadrolu temizlik işçileriydi.

Yüksek dereceli kadrolu eşekler emekli olmayı hak ederlerdi.

Emekli ikramiyesi ise ölünceye kadar güzel bir adada emek elden su gölden yaşamaktı.

Bu eşekler emekli olduklarında Çeşme denizi açıklarındaki Eşek Adası’nda istirahate gönderilirdi. Eşekler ömürleri boyunca göremedikleri en güzel yemekleri bu adada yerlerdi. Zira Çeşme’deki oteller her gün atık yemekleri bu adaya taşırlardı. Eşekler yemek kokusunu bir deniz mili öteden alarak ada sahiline inerlerdi. Yemek geliyordu, bilirlerdi.

Günümüzün tuhaf, trajik, komik ortamında, bir “mekkâre” fıkrası geldi aklıma.

Eşek olmak Osmanlı döneminde sıkıntıydı!  Eşekler bugünkü gibi bir adada refah içinde yaşamıyorlardı. Mesela dünyaya savaş ilan eden Osmanlı’nın seferberlik dönemlerinde, at, deve, katır gibi güçlü hayvanlar, bir emirle ordu birliklerine dâhil edilirmiş. Hayvanların sahiplerine de bu devlet hizmeti karşılığında, bir para ödenirmiş. Bu işleyişe de “mekkâre” denirmiş. İşte o dönemde;

Tilkinin biri yel gibi hızla gidiyormuş.

Sansar da ardından merakla, soluk soluğa yetişip sormuş:

-Neden bu kadar telaşlısın tilki dostum, bir şey mi oldu, demiş, 

-Sorma demiş, tilki. Yeni bir sefer ilan edilmiş. Yeniçeri ağası “mekkâre” hazırlıyormuş. Ben buralarda duramam gayrı! 

-Sana ne oluyor yahu demiş, sansar.

Sen, at değilsin, deve değilsin, katır değilsin…

-Ah ah sen durumu hiç bilmiyorsun, demiş tilki;

Tozdan dumandan ferman okunmuyor. Kimin ne dediği, ne yaptığı belli değil. Beni bir yakalarlar ise tilkiliğimi ispat edene kadar, post elden gider.

At izinin it izine karıştığı bir ülkede yaşıyoruz.

Aman dikkat!