Zor günlerden geçiyoruz...

Günlerdir okullardaki dehşeti izliyoruz... Ve soruyoruz, henüz lise çağındaki gençlerimiz hangi ara bu kadar şiddete meyilli oldu da eline silahı alıp öğretmenlerine okul arkadaşlarına yöneltti?.. Ülke olarak dehşet içindeyiz. Adalet Bakanı Akın Gürlek, kararı açıkladı ve ‘Çocuğun suçundan aileler de sorumlu olacak’ dedi. İhmali olan aileler bu durumda alarma geçmiş ve çocukların sosyal medyada neleri takip ettiklerini takibe almış. Biraz geç kalmadınız mı sevgili ebeveynler? Demek ki çocuk kavramını daha fazla dikkatte almak gerekiyor. Konu gerçekten çok hassas. Tehlike geliyorum diyor. Uzmanlar ‘bir çocuğun iç dünyasının kırmızı alarm vermesi halinde aileler harekete geçmeli’ diyor. Adalet Bakanı, eğitimciler, pedagoglar, aileler harekete geçerken Bakan Gürlek, suç işleyen çocukların ailelerinin de sorumlu tutulacağını açıklıyor. Maalesef bir tarafta şiddet meyillisi öğrenciler, diğer tarafta Ulu Önderimiz Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi...

***

Ülke olarak çok zor günlerden geçiyoruz. Eğitimcilerimiz şiddet görüyor. Henüz ergenlik çağında olan çocuklarımız okul saldırılarında akranlarına silah doğrultuyor. Ülkemiz nereye gidiyor? Endişeliyiz. Peki ya toplum olarak ne durumdayız memnuniyetsiz, eleştirel, her şeye muhalif. Hangi ara geldik bu duruma, ne oldu bu topluma? Elbet vardır bir yanıtı onu da işin uzmanları, sosyologlar ve psikologlar söylesin. Gölgemizle bile kavgalıyız sanki, neden ardımdan önümden geliyorsun diye. Birbirimize selam vermez olduk, ‘nasılsın’ denilse ‘sana ne’ diyecek kadar da hoyratlaştık. Yaşama dürbünün tersiyle bakar olduk sanki. Kimse kimseyle ağzının tadıyla sohbet edemez oldu. En iyi yaptığımız da eleştirmek, hem de öyle böyle değil, dibine vurana kadar. Pardon da kim oynadı böyle ayarlarımızla?.. İhtiyacımız olan hoşgörüyü nerede unuttuk acaba, veya böyle bir kavram hiç yok muydu? Herkes kendi açısından haklı da karşıdaki haksız. O mübarek ağzımızı açıp da iki cümle laf edecek olsak bile kelimeler memnuniyetsizlikte hapsoluyor. İki cümleyle üç mevsimlik çam devriliyor. Suratlarda suratsız ifadelerle ortalık yerde dolaşıyor, adına ‘mazeretim var’ diyoruz. Nedir mazeret; yaşam memnuniyetsizliği, bıkkınlık, endişe, bezginlik falan.

***

‘Hoca hocayı tekkede, deli deliyi dakikada bulurmuş’ misali. Galiba herkes haklı da mazeretinde, millettin canı çok sıkkın, ayarları bozulmuş ayarları. Kem küm etmeye hiç gerek yok, zor günlerden geçiyoruz vesselam...