Akdeniz Çevre Platformu üyeleri, Avrupa ve İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen plastik atıkların Adana Seyhan’da oluşturduğu çevresel tahribata ilişkin açıklamalarda bulundu. Platform, Mersin Limanı üzerinden Türkiye’ye giren plastik atıkların önemli bölümünün Adana’daki atık işleme noktalarına ulaştığını, dönüştürülemeyen plastiklerin ise sulama kanalları ve Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e taşındığını öne sürdü.
Platformun kurucu üyelerinden Gamze Pelin Demircan, Mersin Limanı’na gelen plastik atıkların Adana Seyhan’daki yaklaşık 180 atık işleme noktasına ulaştığını belirterek, bunların önemli bir bölümünün kaçak olduğunu iddia etti. Demircan, “Avrupa ve İngiltere’den Mersin Limanı’na gelen plastik atıkların Adana Seyhan’daki yaklaşık 180 atık işleme noktasına ulaştığı, bunların önemli bir bölümünün kaçak olduğu ve dönüştürülemeyen atıkların Seyhan Nehri’ne bırakıldığı yönünde çok sayıda ihbar alıyoruz” dedi.
“MİKROPLASTİK YOĞUNLUĞU 10 KATTAN FAZLA ARTTI”
Platform tarafından paylaşılan verilere göre Seyhan’daki mikroplastik yoğunluğunun 10 kattan fazla arttığı, saatte 5 milyardan fazla plastik parçacığının taşındığının belirtildiği aktarıldı. Demircan, plastiklerin yağışlarla birlikte Çukurova’nın tarım ve sulama sistemlerine karıştığını ifade ederek, “Yağışlarla Çukurova’nın tarım ve sulama sistemlerine karışan bu plastikler, Seyhan üzerinden Akdeniz’e buradan Ege Denizi’ne ulaşarak ekosistemi ve gıda zincirini tehdit ediyor” açıklamasında bulundu. Demircan, yetkililere de çağrıda bulunarak, “Plastik atık ithalatı durdurulmalı, atıkların doğaya ve su kaynaklarına karışması kaynağında engellenmeli ve acilen etkili önlemler alınmalıdır” dedi.
“TÜRKİYE’NİN EKOLOJİSİ MAHVEDİLECEK”
Platform kurucu üyesi Sera Öner ise Çin’in 2018 yılında plastik atık ithalatı konusunda Avrupa ve İngiltere’ye kapılarını kapatmasının ardından atıkların Türkiye, Malezya ve Endonezya’ya yöneldiğini söyledi. Öner, “Çin’in 2018 itibariyle plastik atık ithalatı konusunda kapıları Avrupa ve İngiltere’ye kapatmasının ardından plastik atıklar Türkiye, Malezya ve Endonezya’ya yöneldi” dedi. Türkiye’nin Avrupa Birliği ve İngiltere’den gelen plastik atıkların yeni adreslerinden biri haline geldiğini savunan Öner, “Sıra, Türkiye’nin ekolojisinin mahvedilmesinde” ifadelerini kullandı. Öner ayrıca Türkiye’ye ihraç edilen dönüştürülemez atıkların önemli bölümünün Adana Seyhan’a geldiğini öne sürdü.
Öner, ithal atıkların izlenebilirliği konusunda da ciddi sorun bulunduğunu iddia ederek, “Mersin Limanı’na getirilen ithal plastik atıkların hangi tesislere gönderildiğinin yani sorumluluk zincirinin kaydı yok” dedi.
“PLASTİK ATIK İTHALATI TAMAMEN YASAKLANMALI”
Sera Öner, Türkiye’nin daha fazla plastik atık kabul etmesine yönelik uluslararası baskı oluşacağını savunarak buna karşı olduklarını belirtti. Öner, “Plastik atık ithalatı tamamen yasaklanmalıdır” çağrısında bulundu. İthal edilen plastiklerin geri dönüştürülebilir olduğu yönündeki beyanların gerçeği yansıtmadığını da ileri süren Öner, gemilerle taşınan konteynerlerin büyük bölümünde dönüştürülemeyen plastik atık bulunduğunu iddia etti.
“180 ATIKÇININ TAMAMININ KAPATILMASI GEREKİR”
Seyhan bölgesindeki atık işletmelerine ilişkin de ağır iddialarda bulunan Öner, yaklaşık 180 atıkçının yarıya yakınının kaçak olduğunu öne sürdü. Öner, “Seyhan bölgesinde bulunan yaklaşık 180 atıkçının yarıya yakını kaçaktır. Şirket değiller; tabelaları yok” ifadelerini kullandı. Bazı işletmelerin kanal ve nehir kenarlarında faaliyet gösterdiğini savunan Öner, plastik atıkların sulama kanallarına bırakıldığını iddia etti.
Öner, TD7 ve TD8 kanallarına yönelik iddialarını da şöyle dile getirdi: “DSİ kanalı TD7 ve TD8 kanallarına kaçak kırpık dönüştürülemez atık deşarj etmeye devam ediyorlar.” Öner ayrıca bazı kaçak atıkçıların çevrede yaşayan vatandaşlar üzerinde baskı oluşturduğunu iddia ederek konunun Adalet Bakanlığı’na bildirildiğini söyledi.
“KESİLEN CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL”
Çevre Bakanlığı tarafından bazı işletmelere uygulanan yaptırımların yeterli olmadığını savunan Öner, “Kaçak ve yasal atıkçıların hala Seyhan’a mikroplastik atmaları, son dönemde Çevre Bakanlığı’nın 58 işletmeye kestiği cezanın asla caydırıcı olmadığını gösteriyor” dedi. Öner, TD7 ve TD8 kanallarından gelen atıkların TD0 noktasında Seyhan Nehri’ne ulaştığını belirterek, yıllardır bölgede görüntü ve ihbarlar bulunmasına rağmen yeterli önlem alınmadığını ileri sürdü. Platform, bu nedenle Seyhan çevresindeki atık işletmelerinin tamamının denetlenmesini ve gerekli standartları karşılamayan işletmelerin kapatılmasını talep etti. Öner, “Haliyle 180 atıkçının tamamının kapatılması gerekir” ifadelerini kullandı.
İTALYA BAĞLANTISI İDDİASI
Açıklamalarda plastik atık ticaretinin uluslararası boyutuna da dikkat çekildi. Platform, İtalya ile Türkiye arasındaki atık ticaretinde sahte sınıflandırma ve belgelerle bertaraf maliyetlerinden kaçınıldığına yönelik örnekler bulunduğunu belirtti. Açıklamada, 2025 yılında Napoli bölgesinden Türkiye’ye gönderilmek üzere yaklaşık 370 ton hurda metalin ele geçirildiği; yük içerisinde tehlikeli atıklar, kullanılmış yağ filtreleri, aküler, elektronik kartlar, lastikler ve çeşitli sanayi atıklarının bulunduğunun tespit edildiği aktarıldı.
Platform ayrıca 2026 yılında İtalya ile Türkiye arasındaki ortak çalışmalar sonucunda yaklaşık 4 bin 200 ton tekstil atığının Türkiye’ye yasa dışı şekilde gönderildiğinin tespit edildiğini, bunun yaklaşık 2 bin 100 tonunun Türkiye’deki bir geri dönüşüm tesisinde bulunduğunu ve Mersin Limanı’nda da 768 ton İtalya menşeli tekstil atığı tespit edildiğini belirtti.
“ÇUKUROVA’NIN ZEHİRLİ DÖNGÜSÜ”
Platformun açıklamasında plastik kirliliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığı, aynı zamanda tarım ve halk sağlığı açısından da değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, “Çukurova’nın Zehirli Döngüsü: İthal Plastik Çöpü, Mikroplastikli Sulama ve Çöken Halk Sağlığı” başlığıyla, Seyhan bağlantılı TD-8 ve TD-0 drenaj kanallarına karışan sanayi atık sularının Çukurova’daki tarım alanlarının sulanmasında kullanıldığı öne sürüldü.
Eski Çevre Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün paylaştığı verilere atıfla, Adana-1 sulama kanalındaki Kimyasal Oksijen İhtiyacı değerinin sınır değerin 16 kat üzerine çıktığı iddia edildi. Platform, nano ve mikro boyutlara ufalanan plastik parçacıklarının bitkilerin kökleri aracılığıyla gövde, yaprak ve meyvelere taşınabileceğini savundu. Açıklamada, plastik atıkların toprak yapısını ve tarımsal verimliliği de olumsuz etkileyebileceği öne sürüldü.
“MERSİN’DEN AYVALIK’A KADAR MİKROPLASTİK ALARMI”
Akdeniz Çevre Platformu, Seyhan Nehri üzerinden Akdeniz’e ulaşan mikroplastiklerin deniz akıntılarıyla geniş bir coğrafyaya taşındığını da savundu. Platformun açıklamasında, “Mersin’den Ayvalık’a kadar Mavi Vatan mikro-plastik afeti nedeniyle, Akdeniz Bölgesi’nde yaşayan gönüllü vatandaşlar ve sivil toplum kuruluşları Akdeniz Çevre Platformu altında birleşti” denildi. Açıklamada ayrıca mikroplastiklerin Seyhan’dan Ayvalık’a yaklaşık 2,5 ay içerisinde ilerlediği iddia edildi.
ULUSLARARASI KURULUŞLARA ŞİKÂYET HAZIRLANIYOR
Platform, konuyu uluslararası platformlara taşımaya hazırlanıyor. Açıklamaya göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü’ne, atık ticaretinde sorumluluğu bulunduğu ileri sürülen yabancı markalar, üreticiler, atık brokerleri ile ilgili kurumlar hakkında deliller içeren bir şikâyet raporu hazırlanıyor. Platform, uluslararası savunuculuk sürecinin ardından elde edilecek raporla hukuki süreçlerin başlatılmasını ve Türkiye Barolar Birliği bünyesinde Mikroplastik Çevre Hukuku Komisyonu kurulmasını da talep ediyor.
TALEPLER NELER?
Akdeniz Çevre Platformu’nun temel talepleri arasında plastik atık ithalatının tamamen yasaklanması, atıkların su kaynaklarına ulaşmasının kaynağında önlenmesi, sulama kanallarına bariyerler kurulması, denetimlerin artırılması ve Seyhan Nehri ile deniz çıkışlarında plastik kirliliğine karşı acil önlem alınması bulunuyor.