Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde artan eğitim maliyetlerinin aile bütçeleri üzerindeki yüküne dikkat çekerek, “Eğitim, anayasal bir hak olmaktan uzaklaşarak hane halkının sırtına yıkılan ağır bir ekonomik yüke ve ticarileşen bir yapıya dönüşmektedir” dedi.
EĞİTİM GİDEREK AİLELERİN SIRTINA YÜKLENİYOR
Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde eğitim giderlerindeki artışa ve ailelerin karşı karşıya kaldığı ekonomik yükün büyümesine dikkat çekti. TÜİK’in Ağustos 2026 verilerine göre yıllık enflasyonun yüzde 31,51 olarak gerçekleştiğini belirten Koç, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 33,79, ulaştırmada yüzde 35,08, konut ve enerji kalemlerinde ise yüzde 39,77 artış yaşandığını söyledi. Koç, “Yalnızca Ağustos ayında ulaştırma fiyatlarının yüzde 4,82 yükselmesi, velilerin servis ve beslenme gibi temel okul giderlerini karşılamasını doğrudan zorlaştırmaktadır. Yeni eğitim öğretim yılına girerken eğitim, anayasal bir hak olmaktan uzaklaşarak hane halkının sırtına yıkılan ağır bir ekonomik yüke ve ticarileşen bir yapıya dönüşmektedir” ifadelerini kullandı.
‘EĞİTİM HARCAMASI 2 TRİLYON 200 MİLYAR TL’YE ULAŞTI’
TÜİK verilerine göre 2024 yılında toplam eğitim harcamasının yıllık yüzde 94,6 artarak 2 trilyon 200 milyar TL’ye ulaştığını belirten Koç, “Yıllık enflasyon yüzde 31,5 seviyesindeyken eğitim enflasyonunun yüzde 53’ü aşması, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından Orta Vadeli Program açıklamasında ‘aşırı ve kabul edilemez bir fiyat artışı’ olarak değerlendirilmiştir. Biz veliler biliyoruz ki bu tablonun temel nedeni; kamusal, laik ve bilimsel eğitimin geriletilerek anayasal bir hak olmaktan çıkarılması ve ekonomik gücü yetenlerin zorunlu olarak özel okullara yönelmesidir” dedi.
‘SORUNU DOĞRU TANIMLAMADAN ÇÖZÜM ÜRETMEK MÜMKÜN DEĞİL’
Eğitim harcamalarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelere de tepki gösteren Koç, “Eğitim harcamalarındaki artışın enflasyon üzerindeki etkisinden söz eden Mehmet Şimşek, adeta eğitimi ekonomik planların tutmamasının sorumlusu olarak göstermektedir. Oysa eğitimdeki fiyat artışlarının temel nedenlerinden biri, kamusal eğitimde yaşanan nitelik kaybı nedeniyle velilerin nitelikli eğitime yönelik talebinin artmasıdır. Sorunu doğru tanımlamadan doğru çözüm üretmek mümkün değildir” diye konuştu.
‘TÜRKİYE OECD ORTALAMASININ GERİSİNDE’
Toplam eğitim harcamalarının GSYH içindeki payının yüzde 4,9 seviyesinde görünmesine rağmen ulaşım, kırtasiye ve giyim gibi maliyetlerin önemli bölümünün doğrudan aile bütçelerine yüklendiğini belirten Koç, “OECD’nin 2025 verileri de bu yapısal sorunu doğrulamaktadır. Türkiye’de eğitime ayrılan kamu harcamalarının GSYH’ye oranı yüzde 3,4 ile yüzde 4,7 olan OECD ortalamasının gerisinde kalmıştır. Genel kamu bütçesinden eğitime ayrılan pay ise 2015’teki yüzde 12,9 seviyesinden 2022’de yüzde 10,6’ya gerilemiştir” ifadelerini kullandı.
‘MALİYET 81 BİN TL’Yİ AŞIYOR’
Okula başlangıç maliyetlerinin bir önceki yıla göre ortalama yüzde 23 ila 29 oranında arttığını belirten Koç, “Servis kullanan bir lise öğrencisinin başlangıç masrafı 81 bin 524 TL’yi, ilkokul öğrencisininki ise 77 bin 559 TL’yi aşmaktadır. 28 bin 075 TL olan asgari ücretle geçinen bir ailenin bütçesi, servisli bir ilkokul öğrencisinin yalnızca başlangıç masraflarında 49 bin 484 TL açık vermektedir. 70 bin 224 TL olan en düşük kamu emekçisi maaşı dahi tek bir çocuğun masrafını karşılamaya yetmezken, 23 bin 552 TL olan en düşük emekli aylığı bu harcamaların üçte birini bile karşılayamamaktadır” dedi.
‘ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI BESLENMESİ GİDEREK İMKANSIZLAŞIYOR’
Ulaşım gideri olmayan öğrencilerde dahi kırtasiye ve giyim masraflarının yüksek olduğuna dikkat çeken Koç, bu giderlerin ilkokulda 22 bin 566 TL’yi, lisede ise 26 bin 228 TL’yi bulduğunu belirtti. Beslenme maliyetlerinin de aileler üzerindeki yükü artırdığını ifade eden Koç, “İlkokul öğrencisinin aylık beslenme çantası gideri 2 bin 296 TL’ye ulaşırken, kantinden yalnızca bir tost, ayran ve su alabilen bir ortaokul veya lise öğrencisinin aylık harcaması en az 2 bin 990 TL’ye çıkmaktadır. Bu koşullarda çocukların sağlıklı ve yeterli beslenmesi dahi giderek imkânsız hale gelmektedir” diye konuştu.
‘EĞİTİMİN FİNANSMANI VELİLERİN ÜZERİNE YIKILIYOR’
Temel eğitimin anayasal olarak parasız ve kamusal bir hak olması gerektiğini vurgulayan Koç, “Anayasal hükümlere göre temel eğitimin parasız ve kamusal bir hak olması gerekirken; yetersiz temizlik ödenekleri, kırtasiye ve materyal ücretleri, bağış adı altında toplanan kayıt paralarıyla okulların finansmanı velilerin üzerine yıkılmaktadır. Sosyal devlet ilkesi terk edilerek kamusal sorumlulukların hane halkına devredilmesi, aileleri derin bir ekonomik çaresizliğe sürüklemekte ve anayasal eğitim hakkını fiilen ortadan kaldırmaktadır” ifadelerini kullandı.