ÖZEL HABER

Antalya’da ‘riskli bina’ uyarısı

Antalya’da deprem riski ve kentteki yüz binlerce yapının güvenliği yeniden gündeme gelirken, uzmanlar binaların bilimsel yöntemlerle denetlenmesi ve kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması gerektiğini vurguluyor

Antalya’da deprem riski ve yapı güvenliği tartışmaları yeniden gündeme geldi. Kent genelinde 235-240 bin civarında yapının riskli olabileceği belirtilirken, uzmanlar kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve binaların bilimsel yöntemlerle detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman “Depremin adresi olmaz” derken, Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz ise “Vatandaş en çok evinin çürük çıkmasından ve ne olacağından endişe ediyor” ifadelerini kullandı.

‘DEPREMİN ADRESİ OLMAZ’
Kentteki yapı stokunun acilen değerlendirilmesi gerektiğini belirten Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, şu ifadeleri kullandı: “Depremin adresi olmaz. Bu nedenle Antalya genelinde bulunan tüm yapıların zemin özellikleri ile birlikte taşıyıcı sistem açısından detaylı ve bilimsel yöntemlerle denetlenmesi artık bir tercih değil zorunluluktur. Kentsel dönüşüm projeleri daha fazla geciktirilmeden hayata geçirilmeli, mühendislik hizmetleri yalnızca proje aşamasında değil, sahada aktif ve sürekli denetimle uygulanmalıdır. Aksi halde kâğıt üzerinde güvenli görünen birçok yapı, gerçekte ciddi riskler barındırabilir.”

KONUT ALIMINDA KRİTİK KRİTERLER
Vatandaşların konut satın alırken daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Karaman, “Vatandaşlarımız ev satın alırken önceliğini asla manzaraya, konuma ya da estetik görünüme vermemelidir. Asıl önemli olan belediyedeki ruhsat projeleri ve zemin etüt raporlarıdır. Zemine uygun temel tipi seçilmiş mi, bu mutlaka sorgulanmalıdır. Ayrıca binanın taşıyıcı sistemi için hazırlanmış performans analiz raporu ve yapı güvenlik raporu talep edilmeden hiçbir konut alınmamalıdır. Bu belgeler, binanın gerçek dayanıklılığını ortaya koyan en temel bilimsel verileridir” dedi.

‘BİNALAR DA ARAÇLAR GİBİ MUAYENE EDİLMELİ’
Yapıların düzenli kontrol edilmesi gerektiğini belirten Karaman, “Nasıl ki araçlar belirli periyotlarla muayeneden geçmek zorundaysa, binalar da aynı şekilde düzenli olarak kontrol edilmelidir. Bugün teknolojik imkanlarla bu incelemeler oldukça detaylı şekilde yapılabilmektedir. İster karot alınarak, isterse karot almadan jeofizik cihazlarla kolon ve kirişlerde adeta röntgen çekilir gibi ölçümler yapılabilir. Bu yöntemlerle beton içindeki demir donatının durumu, etriye yerleşimi, olası korozyon ve taşıyıcı sistemin dayanıklılığı net biçimde ortaya çıkar. Ardından gerekli noktalardan karot alınarak laboratuvar testleriyle sonuçlar kesinleştirilir” diye konuştu.

‘VATANDAŞIN EN BÜYÜK KORKUSU EVİNİ KAYBETMEK’
Risk analizi süreçlerinde vatandaşların ciddi bir belirsizlik yaşadığını belirten Tüketiciler Birliği Antalya Şube Başkanı Neşet Gündüz, “Son dönemde yaşanan depremler nedeniyle vatandaşlarımızın büyük bir kısmı yaşadığı binanın güvenli olup olmadığını öğrenmek istiyor ancak aynı zamanda evlerinin çürük çıkması halinde ne olacağı konusunda da ciddi bir endişe taşıyor. Çünkü insanlar bir yandan güvenli bir yaşam isterken, diğer yandan yüksek kiralar nedeniyle evsiz kalma korkusuyla karşı karşıya kalıyor. Bu durum doğal olarak büyük bir psikolojik baskı oluşturuyor” dedi.

‘YETKİLİ FİRMALAR TERCİH EDİLMELİ’
Gündüz, risk analizlerinin mutlaka yetkili kurumlarca yapılması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Risk analizleri mutlaka Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş firmalara yaptırılmalıdır. Aksi halde bilimsel geçerliliği tartışmalı raporlarla karşılaşmak mümkündür. Ne yazık ki piyasada çok kısa sürede çok sayıda bina için rapor hazırlayan bazı yapılar bulunmaktadır. Ancak resmi yetkisi olan kuruluşların hazırladığı raporlar bilimsel ve hukuki açıdan geçerlidir.”

‘RİSKLİ RAPOR MÜHÜRLEME ANLAMINA GELMEZ’
Belediyelere yapılan başvuruların önemine değinen Gündüz, “Vatandaşlarımızın en çok korktuğu konulardan biri binanın riskli çıkması halinde hemen mühürleneceği düşüncesidir. Oysa belediyelere yapılan risk analizi başvuruları öncelikle bilgilendirme ve planlama amacı taşır. Riskli yapı tespiti yapıldığında süreç hemen tahliye ve mühürleme ile başlamaz; vatandaşlara zaman tanınır, gerekli planlamayı yapmaları için fırsat verilir. Bu süreç doğru yönetildiğinde insanlar ani bir mağduriyet yaşamadan güvenli bir geçiş süreci planlayabilir” dedi.