Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Meclis Üyesi Nuri Büyükselçuk, hububat piyasasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Piyasada fiyatların tamamen arz-talep ve ürün kalitesine göre şekillendiğini belirten Büyükselçuk, yüksek faiz ortamının stokçuluğu da önemli ölçüde azalttığını ifade etti.
"UZUN YILLARIN EN YÜKSEK HASADI BEKLENİYOR"
Türkiye genelinde bu yıl hububat üretimine ilişkin beklentilerin olumlu olduğunu belirten Büyükselçuk, resmi kurumların verilerinin de yüksek rekolteye işaret ettiğini söyleyrek "Türkiye'de iyi bir hasat bekliyoruz. Bu hem Tarım Bakanlığı hem TMO'nun hem de Amerikan Tarım Bakanlığı'nın uydudan aldığı görüntülere dayandırıldığı verilere bakıldığı zaman uzun zamanların en yüksek hasat miktarını bekliyoruz. Bu konuda umutluyuz” diye konuştu.
Büyükselçuk, yüksek üretim beklentisinin piyasaya olumlu yansıyacağını ancak ürün kalitesinin korunmasının hem üretici gelirleri hem de piyasa fiyatları açısından belirleyici olmaya devam edeceğini sözlerine ekledi.
Faiz oranlarının ticaret üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Büyükselçuk, şunları kaydetti: "Fiyat piyasa şartlarında oluşuyor. Faizlerin yüzde 50 olduğu bir dönemde insanlar stok yapmak istemiyorlar. Çünkü paranın bir maliyeti var. Deporda tutulan ürünün bir maliyeti var. Onun için insanlar sadece kullanacağı kadar mal alıyorlar. Stok yönünde çok fazla bir istek yok."
"DÜŞÜK FİYATLARIN SEBEBİ KALİTE"
Bu yıl etkili olan yağışların hububatın kalitesini olumsuz etkilediğini belirten Büyükselçuk, kaliteli ürünlerin ise hak ettiği değerden alıcı bulduğunu belirterek, "Düşük fiyatların sebebi kalite ile alakalı. Şöyle ki yoğun yağışlardan dolayı bazı hububatların kaliteleri düştü. Kaliteli ürünler illaki beklenen değerinde satılıyor. Mesela yağışlardan dolayı yabani otların miktarı çok arttı. Üründeki nem oranı arttı. Kuru hububatların nem oranının belli bir seviyesinin altında olması gerekiyor” diye konuştu.

Hububat fiyatlarıyla ilgili değerlendirmelerin çoğu zaman yanıltıcı olabileceğini ifade eden Büyükselçuk, aynı ürün grubunda bile kalite farklarının fiyatı doğrudan etkilediğini söylerek, "Fiyat konusu çok spekülatif bir konu. Aynı üründen bahsetmiyoruz. Arabadan örnek vermek gerekirse 2 milyon liraya da araba var, 12 milyon liraya da araba var. Öyle bir ürün geliyor ki içindeki malın yüzde 10'u yabancı madde ve ot. Yani 100 kilo buğday alıyorsun direkt olarak 90 kilosunu kullanabiliyorsun. Bu buğday ile yüzde yüz buğday olan ürünün fiyatı tabii ki aynı olamaz. Buğdayda olması gereken rutubet oranı en fazla yüzde 12-13'tür. Öyle bir buğday geliyor ki içindeki nem oranı yüzde 20. E şimdi yüzde 10 oradan, yüzde 7-8 buradan kırıldığı zaman ürünün fiyatı da bu oranda düşmüş oluyor. Yani fiyatı tamamen ürünün kalitesi ile alakalı. Ürününüzü kaliteli yaptığınız zaman fiyat kendi kendine gelecektir” dedi
"VERİM ARTTIKÇA MALİYET KARŞILANABİLİR"
Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıkladığı buğday alım fiyatlarına ilişkin üreticilerin eleştirilerini de değerlendiren Büyükselçuk, verimin maliyet hesabında belirleyici olduğuna dikkat çekerek, "Çiftçileri Toprak Mahsulleri Ofisinin açıkladığı buğday fiyatının masraflarını karşılayacağına inanmıyorlar. Bu tabii ki doğru olabilir. Ancak buğdayın alan üzerine verimine baktığımız zaman aslında burada da kalite ile alakalı bir durum var. Dönümünden 200 kilo verim elde ederseniz kurtarmayabilir. Ancak aynı alandan 600-700 kilogram ürün elde ederseniz masrafınızı çok rahat karşılarsınız” diye konuştu.





