YEREL GÜNDEM

Antalyalıların stresi yüksek

Antalya, Türkiye'nin en stresli 5'inci şehri oldu. Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, hızlı toplumsal ve ekonomik dönüşümün stresi artırdığını belirtti

UZMAN Sosyolog Funda Alpaslan Talay, Antalya'daki stresin hızlı nüfus artışı, yük sek konut maliyetleri, yaşam giderleri ve kentin geçirdiği toplumsal dönüşümle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Antalya, nüfus yoğunluğu, trafik, ulaşım, yaşam maliyetleri ve çevresel koşulların değerlendirildiği araştırmada Türkiye’nin en stresli 5’inci şehri olurken, Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay kentin hızlı toplumsal ve ekonomik dönüşümünün stres düzeyini artırdığını söyledi.

Türkiye’nin en stresli şehirleri sıralamasında Antalya 5’inci sırada yer aldı. Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, Antalya’daki stresin hızlı nüfus artışı, yüksek konut maliyetleri, yaşam giderleri ve kentin geçirdiği toplumsal dönüşümle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de şehir yaşamının getirdiği stres faktörleri üzerine yapılan araştırmada Antalya, Türkiye’nin en stresli 5’inci şehri oldu. Nüfus yoğunluğu, trafik, ulaşım süreleri, yaşam maliyetleri ve çevresel koşulların değerlendirildiği araştırmada ilk sırada İstanbul yer alırken, İstanbul’u Ankara, İzmir ve Bursa takip etti. Antalya ise listenin 5’inci sırasında yer aldı.

‘KENT STRESİ TEK BİR NEDENE BAĞLANAMAZ’
Antalya’nın sıralamada üst sıralarda yer almasını değerlendiren Uzman Sosyolog Funda Alpaslan Talay, kentte yaşanan stresin birçok farklı faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını söyledi. Talay, “Antalya’nın Türkiye’nin en stresli şehirleri arasında üst sıralarda yer almasını, kentin son yıllarda geçirdiği hızlı toplumsal ve ekonomik dönüşümle birlikte değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kent stresi dediğimiz şey, tek bir nedene bağlanabilecek kadar basit değil. Gündelik hayatın farklı alanlarında biriken ekonomik, sosyal ve çevresel baskıların zaman içerisinde üst üste gelmesiyle ortaya çıkan bir durum” dedi.

Antalya’nın uzun yıllardır yoğun göç alan bir kent olduğuna dikkat çeken Talay, “Antalya, turizm potansiyeli, iklimi ve yaşam olanakları nedeniyle uzun yıllardır yoğun göç alan bir kent. Son yıllarda bu hareketlilik daha da belirginleşti. Farklı toplumsal ve ekonomik profillerin kısa süre içerisinde aynı kent yaşamına dahil olması, yalnızca nüfusu artırmıyor; aynı zamanda gündelik hayatın ritmini, tüketim alışkanlıklarını, konut piyasasını ve insanların kentle kurduğu ilişkiyi de önemli ölçüde değiştiriyor” diye konuştu.

‘EKONOMİK GÜVENCESİZLİK DUYGUSU BÜYÜYOR’
Antalya’nın ekonomik yapısının kent stresinde önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Talay, turizm sektörünün sağladığı ekonomik hareketliliğe rağmen yüksek yaşam maliyetlerinin kent sakinlerini zorladığını söyledi. Talay, “Turizmin yarattığı canlılık kente önemli imkanlar sağlarken, mevsimsellik, yüksek konut maliyetleri ve gelir ile yaşam giderleri arasındaki açılma kentte yaşayanların önemli bir bölümünde ekonomik güvencesizlik duygusunu büyütüyor. Bir kentin ekonomik olarak hareketli olması, o kentte yaşayan herkesin hayatının aynı ölçüde kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Ekonomik hareketlilik ile insanların günlük yaşamda hissettiği ekonomik rahatlık her zaman aynı noktada buluşmuyor” dedi.

Barınma ve günlük yaşam maliyetlerindeki artışın insanların gelecek algısını da etkilediğini belirten Talay, “Özellikle barınma giderlerinin hane gelirleri içindeki payının yükselmesi ve gündelik yaşam maliyetlerindeki artış, insanların hem bütçelerini hem de gelecek algılarını etkiliyor. Sürekli hesap yapmak, harcamaları kısmak, yaşam standartlarını korumaya çalışmak ve yarının bugünden daha zor olabileceği düşüncesi başlı başına bir stres kaynağı haline geliyor. Bu durum zaman içerisinde insanların kendilerini ekonomik açıdan daha güvensiz hissetmelerine de neden olabiliyor” diye konuştu.

‘İNSAN ALIŞTIĞI ŞEHRİN KENDİSİNDEN UZAKLAŞTIĞINI HİSSEDEBİLİYOR’
Kent stresinin yalnızca ekonomik koşullarla sınırlı olmadığını dile getiren Talay, “Ben kent stresini biraz da insanın yaşadığı şehirle kurduğu ilişkinin değişmesi üzerinden okuyorum. Nüfusun hızla arttığı, ekonomik koşulların değiştiği ve gündelik hayatın temposunun yükseldiği kentlerde insanın aidiyet duygusu da bundan etkileniyor. İnsanlar yaşadıkları çevrenin ve günlük yaşamın hızla değiştiğini gördükçe, kendilerini o şehrin eski düzeninin içerisinde eskisi kadar ait hissetmeyebiliyor. İnsan aynı şehirde yaşamaya devam ederken, alıştığı şehrin giderek kendisinden uzaklaştığını hissedebiliyor. Bu durum yalnızca fiziksel değişimlerle değil, insanların günlük yaşam alışkanlıklarının, ekonomik koşulların ve sosyal ilişkilerin değişmesiyle de bağlantılı olabiliyor” ifadelerini kullandı.

Antalya’daki stres düzeyinin yalnızca bireylerin yaşam tarzları veya stresle baş etme becerileri üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Talay, “Kentlerin de insanlar gibi bir taşıma kapasitesi, bir gündelik hayat ritmi ve toplumsal hafızası var. Antalya’nın yaşadığı hızlı dönüşümün kent insanı üzerindeki etkilerini de bu çerçevede ele almak gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle kentteki stresin nedenlerini değerlendirirken yalnızca bireylere değil, kentin genel yapısına ve geçirdiği dönüşüme de bakmak gerekiyor” diye konuştu.