24 Ocak 2020’de merkez üssü Elazığ’ın Sivrice ilçesi olan 6,8 büyüklüğündeki depremin üzerinden 6 yıl geçti. Saat 20.55’te meydana gelen ve yaklaşık 22 saniye süren deprem, Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde geniş bir bölgede hissedilmiş, 37’si Elazığ’da, 4’ü Malatya’da olmak üzere toplam 41 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştu. Binlerce binanın ağır hasar aldığı, yüzlerce ailenin evsiz kaldığı felaket, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha acı şekilde hatırlatmıştı.
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Yüksel Karaman, depremin yıl dönümünde hem kayıpları andıklarını hem de toplumsal sorumluluğa vurgu yaptıklarını belirterek, “6 yıl önce yaklaşık 22 saniye süren, büyüklüğü 6,8 olan o deprem; sadece binaları değil, hayatları, umutları ve hafızalarımızı da derinden sarstı. Büyük bir yıkım ve tarifsiz bir acı yaşadık. Bu yıl dönümünde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Geride kalan ailelere ise sağlık, huzur ve selamet içinde, güvenli yapılarda yaşayacakları bir ömür temenni ediyorum. Depremler, sadece geçmişteki kayıplarımızı hatırlatan doğa olayları değildir; aynı zamanda geleceğe nasıl hazırlanacağımızı bize acı tecrübelerle öğreten uyarılardır” dedi.
‘DEPREM ÖLDÜRMEZ’
Depremlerin engellenemeyeceğini ancak can kayıplarının önlenebileceğini vurgulayan Karaman, “Deprem bir doğa olayıdır, engellenemez. Ancak can kayıpları ve yıkım büyük ölçüde önlenebilir. Çünkü deprem öldürmez; mühendislik hizmeti almamış, denetlenmemiş, bilime uygun inşa edilmemiş çürük binalar öldürür. Afetlerin kaynağı risk, riskin adı ise depremdir. Bu riski azaltmanın tek yolu; bilimin, fennin ve aklın ışığında hareket etmektir. Bilimden uzaklaşırsak, bedelini maalesef acı ve yıkım olarak öderiz” diye konuştu.
Türkiye’nin aktif fay hatları üzerinde bulunduğunu hatırlatan Karaman, “Türkiye, jeolojik yapısı gereği fay hatlarıyla çevrili bir ülkedir. Bu topraklarda ‘burada fay yok’ deme lüksümüz yok. Depremden kaçamayız, ama depremin afete dönüşmesini engelleyebiliriz. Bu da ancak bilinçli toplum, sağlam yapılar ve doğru planlama ile mümkündür. Deprem bilinci, çocuk yaşlardan itibaren eğitim sistemine yerleştirilmeli. Okullarda afet farkındalığı dersleri yaygınlaştırılmalı ki gelecekte kayıplarımız en aza indirilebilsin” ifadelerini kullandı.
İMAR POLİTİKALARINI ELEŞTİRDİ
Geçmişte uygulanan imar politikalarını da eleştiren Karaman, “İmar barışı gibi uygulamalar ya da fay yasası benzeri yaklaşımlar bilimsel gerçeklerle bağdaşmaz. Kısa vadeli çözümler, uzun vadede çok daha büyük acılara yol açar. Bir binanın en sağlam sigortası; onun yeterli, doğru ve eksiksiz mühendislik hizmeti almış olmasıdır. Zemin etütleri mutlaka yapılmalı, yapı denetimleri ise meslek disiplini çerçevesinde jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendislerinin ortak çalışmasıyla yürütülmelidir. Denetimsiz hiçbir yapı güvenli değildir” dedi.
‘EV ALIRKEN SADECE MANZARAYA BAKMAYIN’
Vatandaşlara da önemli uyarılarda bulunan Karaman, konut tercihlerinde bilinçli olunması gerektiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ev alırken sadece manzaraya, mutfağın büyüklüğüne ya da binanın dış görünüşüne bakmak yeterli değildir. Asıl bakılması gereken; zeminin özellikleri, temel sistemi, kullanılan yapı malzemeleri ve yapılan mühendislik çalışmalarının yeterliliğidir. Zemine uygun temel tipi seçilmiş mi, zemin iyileştirmesi yapılmış mı, proje ve uygulama arasında fark var mı… Bunların hepsi hayati sorulardır. Yaşadığımız binaların güvenli olup olmadığını anlamak için jeofizik mühendisleri ve inşaat mühendisleri birlikte ‘yapı jeofiziği çalışması’ yapabilir. Bu çalışma sayesinde kolon ve kirişlerin içindeki demir donatıların yeri, beton kalınlığı, derinliği, korozyon ve paslanma durumu tespit edilir. Yani binanın adeta röntgeni çekilir ve olası riskler daha yıkım yaşanmadan ortaya konur.”