Günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelen dijital cihazlar, ne yediğimizden ne kadar tükettiğimize kadar pek çok alışkanlığımızı şekillendiriyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Diyetisyen Nisa Demir, ekran bağımlılığının metabolik sağlık üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, “Ekran karşısında geçirilen süre arttıkça, bireylerin ne yediğinden çok, nasıl ve ne kadar yediği kontrolsüzleşiyor. Yoğun ekran kullanımı, sadece zaman yönetimi açısından değil, sürdürülebilir sağlıklı beslenme açısından da ciddi bir risk faktörüdür” dedi.
‘EKRAN SÜRESİ ARTTIKÇA BESLENME BOZULUYOR’
Araştırmalar, gün içinde ekran başında geçirilen sürenin beslenme kalitesiyle ters orantılı olduğunu gösteriyor. Günde ortalama 17,5 saatini ekran başında geçiren yoğun kullanıcılar; 11,3 saatlik orta düzey kullanıcılar ve 7 saatlik hafif kullanıcılara kıyasla çok daha dengesiz bir beslenme profili çiziyor. Diyetisyen Nisa Demir, bu dengesizliği şu ifadelerle açıkladı: “Ekran süresi uzadıkça, düzensiz öğün alışkanlığı gelişiyor ve sağlıklı besin tercihleri yerini hızlı tüketilen, yüksek kalorili gıdalara bırakıyor. Bu durum, uzun vadede yalnızca kilo artışına değil, metabolik sorunlara da zemin hazırlıyor.”
SOSYAL MEDYA: TABAĞIN GİZLİ ŞEFİ
Sosyal medya platformları, beslenme tercihlerimizi belirleyen en büyük etkenlerden biri haline geldiğini vurgulayan Demir, “Platformlarda paylaşılan yemek fotoğrafları ve restoran deneyimleri, ‘ne görürsen onu istersin’ prensibiyle hareket etmemize neden oluyor. Ancak durum her zaman olumsuz değil, yemek fotoğrafı çekmek, yediğinin farkında olmayı destekleyerek daha kontrollü bir beslenme düzeni de sağlayabiliyor. Takip edilen profiller de beslenme alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Sosyal medya beslenme tercihlerimizde bir ayna görevi görüyor. Takip ettiğiniz kişiler sebze ve meyve ağırlıklı besleniyorsa, siz de bu alışkanlığı ister istemez benimsiyorsunuz. Hatta araştırmalar, takip ettiğiniz hesaplardaki her 5 porsiyonluk sebze-meyve paylaşımının, sizin tabağınıza da fazladan 1 porsiyon sağlıklı gıda eklediğini gösteriyor” diye konuştu.
‘KALİTELİ UYKU GEREKİYOR’
Dijital cihazların yaydığı mavi ışık, sadece göz yorgunluğu yaratmadığını aynı zamanda uyku-uyanıklık döngüsünü bozarak iştah kontrolü mekanizmasını da zorlaştıran Demir, “Düşük uyku kalitesi, vücutta zincirleme reaksiyonlara yol açıyor. Kalitesiz uyku, iştah kontrolünü imkansız hale getiriyor. Üstelik uyku düzenindeki bozulma, karaciğer yağlanması riskini doğrudan artırıyor. Bilimsel veriler, uyku kalitesindeki iyileşmenin karaciğer yağlanması riskini yüzde 29 oranında azaltabileceğini gösteriyor. Yani ekran başındaki sürenizi kısaltarak, uykunuzu ve dolayısıyla karaciğer sağlığınızı korumanız mümkün” dedi.