Eksik dişler, toplumda genellikle sadece estetik bir kaygı veya besinleri rahat çiğneyememe problemi olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, tedavi edilmeyen diş kayıplarının çene ekleminden baş-boyun ağrılarına, dikey boyut kaybından yüzün yaşlı görünmesine kadar çok geniş bir yelpazede zincirleme sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Uzman Diş Hekimi Erkan Taner Çelikel, diş eksikliklerinin zamanla ağız içi kuvvet dağılımını bozduğunu ve tüm vücut sistemini etkileyebilecek rahatsızlıklara zemin hazırladığını belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
‘GERİ DÖNÜŞSÜZ HASARLAR YARATIYOR’
Diş kayıpları sonrası hastaların farkında olmadan ağzın sadece tek bir tarafını kullanmaya başladığını ifade eden Uzman Diş Hekimi Erkan Taner Çelikel, “Çiğneme sistemi; dişler, kaslar, bağlar ve çene ekleminden (temporomandibular eklem) oluşan, milimetrik dengeler üzerine kurulu bütüncül bir yapıdır. Özellikle azı dişleri, çiğneme esnasında oluşan devasa basıncı ve kuvveti göğüsleyen temel taşlarımızdır. Bu dişlerin eksikliğinde, kişi yükü ister istemez diğer tarafa verir. Tek taraflı çiğneme alışkanlığı ise zamanla aktif kullanılan taraftaki çene ekleminde aşırı zorlanmaya, eklem diskinde kaymalara ve eklemden ses gelmesine (klik sesi) yol açar. Ağız açmada kısıtlılık, çene kilitlenmesi ve çiğneme kaslarındaki asimetrik yüklenme nedeniyle kronikleşen baş, boyun ve omuz ağrıları bu durumun kaçınılmaz sonuçlarıdır” dedi.
‘DİŞ KAYIPLARI YAŞLILIK GÖRÜNÜMÜNÜ HIZLANDIRIYOR’
Eksik dişlerin uzun süre tedavisiz bırakılmasının yüz anatomisinde kalıcı değişiklikler yarattığını ve kişiyi olduğundan çok daha yaşlı gösterebileceğini vurgulayan Çelikel, “Arka bölgedeki diş kayıpları, yanak ve dudak dokularının içten aldığı desteği yok eder. Daha da önemlisi, dişlerin birbirleriyle olan teması azaldıkça yavaş yavaş 'dikey boyut kaybı' dediğimiz kapanış yüksekliğinde azalma meydana gelir. Dişler eksildikçe çene ucu burun ucuna doğru yaklaşır; dudak kenarları aşağıya doğru sarkar, yanaklar içeri çöker ve yüz genelinde sarkmış, yaşlı bir görünüm oluşur. Dokuların bu sarkması, estetik müdahalelerle (botoks veya dolgu gibi) tek başına çözülemez; çünkü sorun deride değil, içerideki kemik ve diş desteğinin kaybolmasındadır. Eksik dişler hem fonksiyonel hem de yüz mimarisini korumak adına estetik açıdan mutlaka tamamlanmalıdır” diye konuştu.
‘ÇENE KEMİĞİNDE ERİME TEHLİKESİ’
Diş eksikliğinin sadece boşluğun olduğu bölgeyi değil, tüm ağız haritasını bozduğunu ekleyen Uzman Diş Hekimi Erkan Taner Çelikel, “Doğa boşlukları sevmez. Ağızda bir diş eksildiğinde, o boşluğun sağındaki ve solundaki komşu dişler boşluğa doğru devrilmeye başlar. Boşluğun karşısındaki antagonist (zıt) diş ise çiğneme temasını bulamadığı için boşluğa doğru uzama yapar. Bu durum, dişlerin arasındaki temizlenebilir alanları bozarak diş eti hastalıklarına ve yeni çürüklere davetiye çıkarır. Ayrıca diş kökünün olmadığı bölgelerde, çene kemiği fonksiyon görmediği için zamanla hacim kaybeder ve erir (kemik rezorpsiyonu). Kemik erimesi ilerledikçe, ileride yapılacak implant tedavileri için de operasyon alanı zorlaşır ve kemik tozu (greft) kullanımı gibi daha maliyetli, cerrahi süreçler gerekir” ifadelerini kullandı.
‘ERKEN MÜDAHALEDE MODERN ÇÖZÜMLER’
Sürekli baş ve boyun ağrısı çeken, çenesinden ses gelen kişilerin öncelikle bir diş hekimine muayene olması gerektiğini belirten Çelikel şunları söyled: “Günümüz modern diş hekimliğinde eksik dişlerin yerini doldurmak eskisinden çok daha konforlu. Çene kemiğinin durumuna göre planlanan implant tedavileri, komşu dişlere hiç dokunmadan doğrudan kök görevi görerek kemik erimesini de engeller. İmplantın uygun olmadığı durumlarda ise zirkonyum köprüler veya hassas bağlantılı protezlerle çiğneme konforunu ve eklem sağlığını hızla geri kazandırabiliyoruz. Unutulmamalıdır ki ağızda eksilen her bir diş, tüm çiğneme organının ömründen çalmaktadır. Erken müdahale, ileride yaşanacak çok daha büyük cerrahi ve anatomik sorunları önlemede en kritik rolü oynamaktadır.”