GÜNDEM

Fırıncılar fiyatlardan şikayetçi

ATSO’nun düzenlediği Ekmek Zirvesi’nde konuşan ATSO 7. Meslek Grubu Üyesi Türker Aydın, fırıncı esnafının en büyük sorununun fiyat tarifeleri olduğunu belirterek, “Giderlerimiz hızla artarken fiyat taleplerimiz onlarca kurumun onay sürecinden geçiyor. Yeni tarife yürürlüğe girene kadar ise girdi maliyetleri yeniden yükselmiş oluyor” dedi.

Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde "Bu Bir Ekmek Meselesi" mottosuyla Ekmek Zirvesi düzenlendi. Etkinlikte Türkiye’nin tarım ekonomisi, un sanayisi ve gıda alanındaki en stratejik değerlerinden biri olan ekmek; üretimden kültüre, sağlıktan ekonomiye kadar çok boyutlu yapısıyla uzman akademisyenler, sektör temsilcileri ve paydaşların katılımıyla ele alındı.

EKMEK EMEK DEMEK
Etkinliğin açılışında konuşan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Kültürümüzde olan ekmeğini taştan çıkarmak, ekmeğini paylaşmak, ekmek elden su gölden gibi sözlerin hepsine baktığımızda ekmeğin hep emekle eşleştirildiğini görürüz. Coğrafyamızda ekmek bu demektir. Küçükken ekmek yere düştüğünde yerden al, öp ve alnına koy derlerdi. Ekmeğe yüklediğimiz anlam çok yüksek. Ekmek sadece soframızı süslemiyor. Ekonomimizi de süslüyor. Ekmeğin pişmesine kadar çiftçinin, değirmencinin, fırıncının herkesin emeği ve kazancı var. Tüketici alışkanlıkları değişiyor. Daha hassas fikirler ortaya çıkıyor. Biz ekmeğe verilen değeri azaltmadan tüketici alışkanlıklarına uygun ekmek üretimine de yön vermeliyiz” dedi.

BUĞDAYIN VAZGEÇİLMEZ OLDUĞUN GÖRDÜK
Başkan Hacısüleyman, “Bugün yaşadığımız uluslararası gerginliklerin, bu çatışmaların üç temel noktada olabileceğini görüyoruz. Bunlardan bir tanesi gıda, bir tanesi su, bir tanesi de enerji. Enerji ile olan kısmını bugün yaşadığımız savaşta yaşıyoruz. 124 dolara kadar çıkan petrol fiyatı 74 dolara indi. Aynı değişimler gıda ve suda da olabilir. Gıda deyince de aklımıza ilk gelen, vazgeçilmez olan şey buğdaydır. Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna’nın buğday depoları doluydu. Bütün dünya o buğdayın nasıl insanların sofralarına geleceğini konuşuyordu. Tüm dünya tedirgin oldu. Hatta Türkiye taraf olarak tahıl koridorunda aktif rol aldı. Bu çok önce değildi. 7-8 yıl önceydi. Dolayısıyla demek ki buğday hâlâ çok önemli. Buna yakın zamanda şahit olduk” ifadelerini kullandı.

EKMEK SAĞLIKSIZ DEĞİL
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mehmet Mesut Çakmak ise, “2026 hasat dönemi geldi. Bugünlerde iklim koşullarını ve çıktılarını yakından takip ediyoruz. Ülkemizin buğday ve un tedarikinde güçlü yapısını koruyacağına inanıyoruz. Bugün bilgi teknoloji sayesinde herkesin ulaşabildiği bir mefhum oldu. Biz de ekmeğin sağlıksız olduğuna dair bilinen yanlış algıyı yıkmak için çalışma başlattık. Unutmayalım ki ekmek sağlıksız değil, yanlış tüketim sağlıksızdır. TUSAF olarak biz verilen görevi 8 dernek ve yüzlerce üyemizle en iyi şekilde yerine getireceğiz. Bu çalışma, bu konuşmalar sadece Antalya’da kalmayacak, kalmamalı. Bu ateşi burada yaktık. Umarız tüm Türkiye’ye yayılır” dedi.

HER ÖĞÜNDE YENİLİYOR
Zirvede “Kadim Gıda Ekmek” temalı sunum yapan Hakan Doğan ise, “Ekmek parmak izi gibidir. Bir ürettiğinizi aynı şekilde bir kez daha üretmenin şansı yoktur. Ekmek mucizevi bir gıdadır. 365 gün, 3 öğün önüne konulan bir gıda ürününe kimse itiraz etmez. Buna rağmen ekmeğin sağlıksız ve gereksiz olduğuna dair bir algı ortaya atılıyor. Litresini 8 liradan aldığınız suya para ödemeyi kabul ediyorsunuz. Ancak bir restoranda ekmek de mi parayla diye soruyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? Ekmeğin için verilen paranın sudan litre derecesi var. Unu, mayası, emeği var” dedi.

‘EKMEĞİ SOFRADAN ÇIKARSAK NE YAPACAĞIZ?’
Hakan Doğan, “Beyaz ekmeğe tu kaka yapıyorlar. Ancak kimse şunu düşünmüyor. Beyaz ekmeği çıkaralım. Hatta buğdayla yapılan bütün ürünleri kaldıralım. Yerine ne koyabiliriz? Hiçbir şey koyamazsınız. Beslenme uzmanları televizyonlarda konuşuyorlar. Yalan konuşmuyorlar ama gerçekçi değiller. Bu kadar ucuz ve doyurucu olan ekmeğin yerine ne koyabilirsiniz? Ceviz mi, et mi, çilek mi? Bunların fiyatları ne kadar?” dedi.

KAYIT DIŞI ÜRETİMDEN ŞİKAYET ETTİ
ATSO 7. Meslek Grubu Üyesi Türker Aydın ise fırıncılık sektöründeki sorunlara değindi. Aydın, “Yarım asırdır bu işi yapıyoruz. Bende sorun çocuklarımdan devam eder mi bilmiyorum ama bir gerçek var ki ekmek insanlık tarihinin başından beri bir gerekliliktir. Fırıncılık perde arkasında ciddi bürokratik ve ekonomik yüklerle boğuşuyor. Bunların başında mevzuat ve düzenlemelerin sorunu geliyor. İlk ve en önemlisi kayıt dışı üretim ve bunun ortaya çıkardığı haksız rekabettir. Bizler duvarın fayansından yangın tüpünün tarihine kadar her bir detayımızı denetletiyoruz. Ancak madalyanın diğer yüzünde merdiven altı yapılar gittikçe çoğalıyor. Bunlar sigortalı işçi çalıştırmıyor, hijyene dikkat etmiyor. Sonrasında oluşan illegal avantajı kullanarak haksız rekabet yaratılıyor. Kurallara harfiyen uyan esnaf zarar ederken kayıt dışı olanlar ödül alıyor. Üstelik bunu yapanlar sebebiyle bir sağlık sorunu ortaya çıkınca işini iyi yapanlar da zan altında kalıyor” dedi.

İŞ YERİ ENFLASYONU VAR
Fırıncılıkta iş yerlerinin düzensiz ve kontrolsüz arttığına da dikkat çeken Aydın, “İş yeri enflasyonu var. Neredeyse her caddeye, her apartman altına fırın açılmasına müsaade ediliyor. Bir bölgenin ekmek tüketimi bellidir. Aynı yere daha fazla fırın açtığımızda o bölgenin ekmek tüketimi artmayacaktır. Sadece pasta bölünüyor. İş yeri enflasyonu nedeniyle fırınlardaki makineler atıl kalıyor, iş gücü boşa çıkıyor ve maliyetler artıyor. Sonrasında hayatta kalabilmek adına fiyatta yıkıcı bir rekabet başlıyor” dedi.

MALİYET ARTIYOR, FİYAT ARTMIYOR
Türker Aydın, “Gerçekçi temellere dayanmayan kurallar bürokratik hantallığa sebep olarak kazancı düşürmekte, emeği yok etmektedir. Fırıncı esnafının en büyük açmazı fiyat rayiç bedelidir. Serbest piyasada giderlerimiz teknolojik bir hızda artarken ekmek fiyatını güncelleme hızımız adeta bize yok denecek kadar yavaş işletilmektedir. Fırıncılar Odası, Ticaret ve Sanayi Odası, belediyeler, Ticaret Bakanlığı derken bu kurumlar toplanıp konu ancak karardan gelene kadar girdi maliyetleri kat be kat artmış oluyor. Tarife elimize ulaştığında o fiyat maliyetleri karşılamada çoktan yetersiz kalmış oluyor” diye konuştu.

DESTEK İSTEDİ
Fırıncıların ekonomik olarak zor durumda olduklarını ifade eden Aydın, “Tüm üretim girdileri serbest piyasa koşullarına göre fiyatlanırken kamunun odağında sadece ekmek fiyatı yer alıyor. Temel girdiler kontrol edilemezken iş ekmek fiyatına geldiğinde sert bir fiyat politikası isteniyor. Unutulmamalıdır ki fırıncı esnafı istihdam sağladığı personeline, ailesine ve devletine karşı ekonomik sorumluluğa sahiptir. Bu noktada beklentilerimiz fiyat artışlarını baskılamak yerine karar vericilerin üretimi sürdürülebilir kılacak sübvansiyon paketlerini hayata geçirmeleridir” diye konuştu.

İSRAF ÇOK FAZLA
Ekmek israfının aşırılığına da değinen Türker Aydın, “Bunun yanında ekmek israfı da var. Bizler kuruşların mücadelesini verirken, halkımız da evin bütçesini korumaya çalışırken ne acıdır ki ülkemizde her gün milyonlarca ekmek israf edilip çöpe atılıyor. Tek bir somun ekmek için 6 bin 500 buğday tanesine ihtiyaç vardır. Litrelerce su, onlarca buğday nasıl bir ekmek üretir, bunu düşününce israfın ne demek olduğunu daha iyi anlarız. Biz aslında suyumuzu, ülkemizin milli servetini çöpe atmış oluyoruz. Üretilen nimete gereken saygıyı göstermeden bu sektörde ne istediğimizi alabilir ne de sürdürülebilirliği görebiliriz” ifadeleri ile sözlerini sonlandırdı.