EKONOMİ

Işık Yargın: Doğal güzellikler büyümeye engel değil

ANSİAD Çalışma Masası Başkanı ve iş insanı Işık Yargın, Antalya’nın ekonomik büyümesi ile doğal varlıklarının korunması arasında henüz doğru dengenin kurulamadığını söyledi. Antalya’nın toprağının, suyunun, ormanlarının, kıyılarının ve tarım alanlarının ekonomik büyümenin önünde engel değil, kentin ekonomik sermayesi olduğunu belirten Yargın, “Asıl soru ne kadar büyüdük değil, büyürken neyi kaybettik olmalı” dedi

Antalya ekonomisinin büyümesi kadar bu büyümenin hangi kaynaklar üzerinden gerçekleştiği de tartışılmaya devam ediyor. Turizm, tarım ve hizmet sektörleriyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olan Antalya’da doğal varlıkların korunmasının ekonomik geleceğin temel unsurlarından biri olduğunu belirten ANSİAD Çalışma Masası Başkanı ve iş insanı Işık Yargın, kentin kalkınma anlayışının yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.

“BÜYÜRKEN NEYİ KAYBETTİK?”

Antalya’nın ekonomik başarısının çoğu zaman büyüme rakamları üzerinden değerlendirildiğini ifade eden Yargın, bu yaklaşımın kentin geleceği açısından yeterli olmadığını belirtti. Ekonomik büyüme ile doğal varlıkların korunmasının birbirinin karşıtı olarak görülmemesi gerektiğini söyleyen Yargın, asıl sermayenin Antalya’nın sahip olduğu doğal kaynaklar olduğunu vurguladı. Yargın, “Bence henüz doğru dengeyi kurabildiğimizi söylemek zor. Çünkü Antalya’nın ekonomik başarısını çoğu zaman büyüme rakamlarıyla ölçüyoruz. Oysa Antalya için asıl soru, ‘Ne kadar büyüdük?’ değil, ‘Büyürken neyi kaybettik?’ olmalı” dedi. Antalya’nın sahip olduğu toprak, su, orman, kıyı ve tarım alanlarının ekonomik büyümenin önünde bir engel olmadığını belirten Yargın, tam tersine bu varlıkların kentin ekonomik sermayesi olduğunu söyledi. Yargın, “Antalya’nın toprağı, suyu, ormanı, kıyıları ve tarım alanları ekonomik büyümenin önündeki engeller değil; tam tersine bu kentin ekonomik sermayesidir. Turizmi de tarımı da ayakta tutan aslında bu doğal varlıklardır” ifadelerini kullandı.

YENİ KALKINMA MODELİ ÇAĞRISI

Antalya’nın gelecekteki kalkınma modelinin daha fazla yapılaşma üzerine kurulamayacağını dile getiren Yargın, katma değeri yüksek, kaynak tüketimi düşük ve korumayı merkeze alan bir ekonomik anlayışa ihtiyaç olduğunu belirtti. Yargın, “Antalya’nın yeni kalkınma modeli ‘daha fazla yapılaşma’ üzerine değil; daha yüksek katma değer, daha az kaynak tüketimi ve daha güçlü koruma üzerine kurulmalı” diye konuştu. Bu dönüşüm için arazi kullanım planlamasının bütüncül biçimde yapılması gerektiğini ifade eden Yargın, su havzaları ile tarım topraklarının korunması, kıyıların kamusal niteliğinin güçlendirilmesi ve doğa temelli turizmin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Yargın ayrıca yenilenebilir enerji ve döngüsel ekonominin de Antalya’nın gelecek vizyonunun önemli parçaları olması gerektiğini belirterek, “Antalya’nın geleceği betonla değil, değer üreterek büyümekte” dedi.

“SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SLOGAN DEĞİL, SORUMLULUK”

Yargın, son yıllarda kurumlar ve şirketler tarafından sıkça kullanılan “sürdürülebilirlik” kavramına ilişkin de dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Sürdürülebilirliğin yalnızca raporlarda ve tanıtım çalışmalarında kullanılan bir kavram haline gelmemesi gerektiğini belirten Yargın, gerçek sürdürülebilirliğin ölçülebilir olması gerektiğini söyledi. Yargın, “Ben sürdürülebilirliği bir slogan değil, ölçülebilir bir sorumluluk olarak görüyorum. Bir kurum ‘sürdürülebiliriz’ diyorsa hemen şunu sormamız gerekir: Ne kadar su tüketiyor? Ne kadar enerji kullanıyor? Atığını nasıl yönetiyor? Tedarik zincirinde ne yapıyor?” dedi.

“SÖYLEDİĞİN İLE YAPTIĞIN ARASINDAKİ MESAFE”

Sürdürülebilirliğin yalnızca çevre politikalarından ibaret olmadığını vurgulayan Yargın, çalışan haklarından kadın ve gençlere sunulan fırsatlara kadar kurumların bütün faaliyetlerinin bu anlayış içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Yargın, “Çalışanına nasıl davranıyor? Kadınlara ve gençlere fırsat yaratıyor mu? Ürettiği değer gelecek kuşaklara ne bırakıyor? Yani sürdürülebilirlik biraz da ‘söylediğin ile yaptığın arasındaki mesafeyi’ ölçme meselesidir” diye konuştu. Bir kurumun sürdürülebilirlik konusunda samimi olup olmadığının, raporlarından önce kendi uygulamalarına bakılarak anlaşılabileceğini belirten Yargın, sürdürülebilirliğin iletişim çalışması olmaktan çıkarılması gerektiğini söyledi.

Yargın, “Bir kurum sürdürülebilirlik raporu yayınlamadan önce kendi davranışını değiştirebiliyor mu? Çünkü sürdürülebilirlik, kurumun iletişim departmanının değil, kurum kültürünün konusu olduğunda gerçek anlamına kavuşuyor” ifadelerini kullandı.