Antalya’da uzun süredir gündemde olan kentsel dönüşüm, artan maliyetler nedeniyle istenilen hızda ilerleyemiyor. İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi İkinci Başkanı Sadullah Kabakuşak, dönüşüm sürecinin önündeki temel sorunun ekonomik koşullar olduğunu belirterek, mevcut sistemin özellikle ekonomik değeri düşük bölgelerde dönüşümü zorlaştırdığına dikkat çekti.

“VATANDAŞ MALİYETİ KARŞILAYAMIYOR”
Kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesi olarak ele alınmaması gerektiğini belirten Kabakuşak, ekonomik tablonun hem vatandaş hem de müteahhit açısından ciddi bir engel oluşturduğunu söyledi. Kabakuşak, “Kentsel dönüşümün en büyük problemi bugün ekonomidir. Vatandaş evini yenilemek istiyor fakat ortaya çıkan maliyeti karşılayamıyor; müteahhit ise artan arsa, finansman ve yapım maliyetleri nedeniyle ekonomik olarak uygulanabilir proje bulmakta zorlanıyor” dedi.

ADA BAZLI DÖNÜŞÜM VURGUSU
Parsel bazında yapılan dönüşümlerin yalnızca mevcut binanın yenilenmesini sağladığını, ancak mahalle ölçeğindeki sorunları çözmediğini ifade eden Kabakuşak, ada bazlı dönüşüm modelinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu savundu. Kabakuşak, “Ada bazlı dönüşümü hâlâ doğru buluyorum. Çünkü parsel parsel dönüşüm yaptığınızda yalnızca eski binanın yerine yenisini koyuyorsunuz; mahallenin sorunlarını dönüştürmüyorsunuz” diye konuştu. Ada bazında yapılacak planlamayla otopark, yeşil alan, ulaşım bağlantıları ve sosyal donatıların birlikte ele alınabileceğini belirten Kabakuşak, ancak mevcut ekonomik şartlarda dönüşümün yalnızca emsal artışıyla finanse edilmesinin yeterli olmayacağını söyledi. Kabakuşak, “Bugünkü ekonomik koşullarda bunun yalnızca emsal artışıyla finanse edilmesi de doğru değil. Devletin ve yerel yönetimlerin finansal olarak sistemin içinde olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

“DÜŞÜK DEĞERLİ BÖLGELERDE DÖNÜŞÜM GERÇEKLEŞMEZ”
Kentsel dönüşümün tamamen vatandaş ile müteahhit arasındaki anlaşmalara bırakılmasının önemli bir sorun oluşturduğunu dile getiren Kabakuşak, özellikle arsa değerinin düşük olduğu bölgelerde mevcut modelin dönüşümü finanse edemeyeceğini belirtti.
Kabakuşak, “Kentsel dönüşümü tamamen vatandaş ile müteahhit arasındaki ticari anlaşmaya bırakırsak özellikle ekonomik değeri düşük bölgelerde dönüşüm gerçekleşmez. Çünkü her arsanın rantı kendi dönüşümünü finanse edecek seviyede değildir” dedi. Kabakuşak’a göre çözümün merkezinde kamu desteği bulunmalı. Devletin uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman sağlaması gerektiğini belirten Kabakuşak, belediyelerin de planlama ve altyapı desteği sunması gerektiğini ifade etti. Kabakuşak, “Vatandaşın mevcut mülkiyet hakkı korunmalı, özel sektör ise yapım kapasitesini ortaya koymalıdır. Gerektiğinde kamu arazileri ve rezerv alanlar da sistemin finansmanında kullanılabilir. Deprem güvenliği vatandaşın gelir seviyesine bağlı bir ayrıcalık haline gelmemelidir” diye konuştu.

ANTALYA İÇİN DEPREM REHAVETİ UYARISI
Antalya’da deprem riskine ilişkin toplumda oluşan “İstanbul veya İzmir kadar riskli değiliz” algısının tehlikeli bir rehavet oluşturabileceğini belirten Sadullah Kabakuşak, kentin deprem açısından tamamen risksiz olmadığının altını çizdi. Antalya’nın bazı kentlerle aynı deprem tehlikesine sahip olmamasının, deprem sorununun olmadığı anlamına gelmediğini söyleyen Kabakuşak, özellikle yaşlı yapı stokuna dikkat çekti. Sadullah Kabakuşak, “Antalya’nın İstanbul veya Hatay ile aynı deprem tehlikesine sahip olmaması, Antalya’nın deprem problemi olmadığı anlamına gelmez. Bence en tehlikeli yaklaşım da tam olarak bu rehavettir” dedi.

“SORULMASI GEREKEN SORU FARKLI”
Antalya’da özellikle Muratpaşa başta olmak üzere ciddi miktarda yaşlı yapı bulunduğunu belirten Kabakuşak, deprem hazırlığında yalnızca fay hatlarının değil, zemin koşullarının ve çevredeki deprem kaynaklarının da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kabakuşak, “Bizim özellikle Muratpaşa başta olmak üzere ciddi miktarda yaşlı yapı stokumuz var. Bunun yanında zemin koşullarının dikkatle değerlendirilmesi gereken bölgelerimiz bulunuyor. Ayrıca deprem yalnızca Antalya merkezli bir fayın üreteceği deprem olarak düşünülmemeli; çevremizdeki deprem kaynaklarının kent üzerindeki etkilerini de hesaba katmalıyız” diye konuştu. Antalya’nın depreme hazırlığının yalnızca “büyük deprem olacak mı?” sorusuyla değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Kabakuşak, asıl meselenin mevcut yapı stokunun olası bir depreme ne kadar dayanıklı olduğu olduğunu söyledi. Kabakuşak, “Sorulması gereken ‘Antalya’da büyük deprem olur mu?’ değil, ‘olursa mevcut binalarımız buna nasıl cevap verir?’ sorusudur” ifadelerini kullandı.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ