Veli-Der Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, okullarda yaşanan şiddet olaylarının çocukları koruyacak önleyici ve kapsayıcı mekanizmaların yetersizliğini ortaya koyduğunu belirterek, güvenliğin yalnızca polisiye tedbirlerle sağlanamayacağını söyledi. Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da okullara yönelik saldırılar yaşanırken, okullarda güvenlik konusu yeniden gündeme geldi. Koç, mevcut sistemin kriz ortaya çıktıktan sonra devreye girdiğini belirterek, çocukların ihtiyaç duyduğu erken müdahale ve koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Koç, “Okullarda yaşanan şiddet olayları, çocukları koruyacak önleyici ve kapsayıcı kurumsal mekanizmaların yetersizliğini açıkça ortaya koymaktadır. Mevcut sistem kriz oluştuktan sonra devreye girmekte; çocukların ihtiyaç duyduğu erken müdahale ve koruma mekanizmaları işletilememektedir” dedi.
Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından okulların 120 puanlık ‘güvenlik karnesi’ ve dört farklı risk derecesine göre sınıflandırıldığı yeni modele de değinen Koç, “Birinci ve ikinci derece riskli okullar, doğrudan polis ve jandarma gibi kolluk kuvvetleri tarafından korunmakta, valilik ve kaymakamlıklar bu okullardaki asayiş durumunu aylık toplantılarla düzenli olarak izlemektedir. Diğer risk grubundaki okullar ise okul irtibat görevlisi polisler ve özel güvenlik personeli koordinasyonunda denetlenmektedir” ifadelerini kullandı.
‘OKULLAR BAHÇE GÖREVLİSİ BULMAKTA ZORLANIYOR’
Okullarda güvenliğin sağlanması amacıyla 30 bin bahçe görevlisinin Toplum Yararına Program (TYP) kapsamında istihdam edileceğinin açıklandığını hatırlatan Koç, “Okullarda güvenliğin sağlanması için 30 bin bahçe görevlisinin TYP kapsamında istihdam edileceği açıklanmıştı. Bahçe görevlisi kadrosu tahsis edilen okulların yönetimleri kendileri bahçe görevlisi olarak çalışacak personel arayışına girdi. Ancak çalışma koşullarının ağırlığı ve ücretin düşüklüğünden kaynaklı pek çok okul bahçe görevlisi bulmakta zorlanmaktadır” diye konuştu.
Bahçe görevlisi bulamayan okulların okul aile birlikleri aracılığıyla güvenlik görevlisi çalıştırmak zorunda kaldığını belirten Koç, “Bahçe görevlisi bulamayan okullar çözümü okul aile birlikleri tarafından finanse edilen güvenlik görevlileri çalıştırmak zorunda kalmaktadır. Bu durumda eğitime harcanması gereken kaynakların personel maaşları için kullanılmasına neden olmakta, velilere ekonomik yük getirmektedir” dedi.
‘GÜVENLİK YALNIZCA ASAYİŞ VE FİZİKİ TEDBİRLERLE SINIRLANDIRILAMAZ’
Okullarda güvenliğin yalnızca fiziki önlemler ve kolluk gücüyle sağlanamayacağını vurgulayan Koç, görevlendirilecek personelin çocuklarla iletişim konusunda da donanımlı olması gerektiğini belirterek şunları söyledi: “Güvenlik meselesi yalnızca asayiş ve fiziki tedbirlerle sınırlandırılamaz. Görevlendirilecek personelin çocuk psikolojisi, çocuk hakları ve temel pedagoji eğitimi almış olması; bu personelin güvenceli ve kadrolu biçimde istihdam edilmesi kamusal eğitimin vazgeçilmez bir gereğidir.”
Çocukların güvenli bir eğitim ortamına kavuşması için psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Koç, “Çocukların güvenli, eşit ve onurlu bir ortamda eğitim alabilmesi yalnızca polisiye önlemlerle değil; hak temelli, bilimsel ve önleyici politikalarla mümkündür” dedi.
Koç, “Bu doğrultuda; okullarda psikososyal destek birimleri güçlendirilmeli, ‘okul sosyal hizmeti’ modeli hayata geçirilmeli, her okula yeterli sayıda psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı atanmalıdır. Akran zorbalığına karşı bilimsel programlar uygulanmalı, şiddeti besleyen ortamları kurutacak demokratik ve katılımcı bir okul ortamı yaratılmalıdır” diye konuştu.