Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, iklim değişikliğiyle birlikte ormanların ve ormancılığın da büyük bir dönüşüm geçirdiğini belirten Ekoloji Uzmanı Prof. Dr. Tuncay Neyişçi, özellikle orman alanlarındaki demografik değişimin yangınlarla mücadelede yeni sorunlar ortaya çıkardığını ifade etti. Geçmişte ormanla iç içe yaşayan ve yangın konusunda deneyimli orman köylülerinin kentlere göç ettiğini belirten Neyişçi, onların yerini orman ekosistemini yeterince tanımayan yeni yerleşimcilerin aldığını söyledi.
DEMOGRAFİ DEĞİŞTİ
Neyişçi, bu değişimin ormanların kullanım biçimini de önemli ölçüde değiştirdiğini belirterek, “Nasıl iklim değişiyorsa, orman ve ormancılık da değişti. Eskiden orman içerisinde yaşayan orman köylüleri vardı. Orman yangınını da ormanını da iyi bilirlerdi. Onların hepsi kentlere geldiler. Çocukları turizmde çalışıyor, başka işlerde çalışıyor. Onların yerine de kentliler gitti; dolayısıyla ormanlar kentlilerin ikinci evleriyle, konutlarıyla, HES elektrik santralleriyle, mermer ocaklarıyla doldular. Yani ormanın demografisi çok değişti” dedi.
10 MİSLİ ARTTI
Orman alanlarındaki yerleşimlerin geçmişe göre ciddi biçimde arttığını vurgulayan Neyişçi, bunun yangınların yönetilmesini daha karmaşık hale getirdiğini söyledi. Orman içerisinde yaşayan insanların artık yalnızca orman köylülerinden oluşmadığını belirten Neyişçi, yeni yapılaşmalarla birlikte yangın riski taşıyan alanlarda insan yoğunluğunun arttığına dikkat çekti. Neyişçi, “Ormanı bilip tanıyanlar ormandan çıktılar; buna karşılık ormanı bilmeyenler ormanın içerisine yerleştiler. Orman içerisinde eskiden iki tane yerleşim yeri varken, şimdi bu en azından 20 taneye çıktı. Yani 10 misli arttı. Ormanı bilmeyen insanların sayısı arttı orman içerisinde, bilenler de kente geldiler. Bu çok önemli sorun yaratıyor” ifadelerini kullandı. Bu dönüşümün yangınlarla mücadelede öncelikleri de değiştirdiğini dile getiren Neyişçi, geçmişte doğrudan orman yangınlarının söndürülmesine odaklanan müdahale anlayışının, bugün yerleşim alanlarının güvenliğini de aynı anda gözetmek zorunda kaldığını söyledi. Neyişçi, “Bu giderek artan insan veya tesis sayısı orman içindeki, orman yangınlarıyla mücadeleyi değiştirdi. Eskiden orman yangınlarını söndürmek bizim görevimizken, şimdi orman yangınlarını değil, bina yangınlarına öncelik vermek zorundayız. Çünkü mal ve canlı ormanın kendisinden çok daha önemlidir. Bu çok önemli bir değişim” diye konuştu.
“ORMANI TANIMIYORLAR”
Orman alanlarına sonradan yerleşen insanların ve kurulan tesislerin de yangınlarla mücadele konusunda yeterli bilgiye sahip olmadığını savunan Neyişçi, ikinci konutlardan turistik tesislere, HES’lerden sanayi kuruluşlarına kadar çok sayıda farklı kullanımın orman alanlarıyla iç içe geçtiğini söyledi. Neyişçi, “Bu orman içerisine girenler; ama ikinci konut olarak, ama turistik tesis olarak, ama HES veya çöplük alanı olarak, sanayi kuruluşu olarak... Bunların sahipleri ve orada çalışanlar da orman yangınları konusunda bilgi sahibi değil. Ormanı tanımıyorlar” dedi. Bu durumun yalnızca yangın sırasında müdahaleyi zorlaştırmadığını, aynı zamanda yangın çıkma riskini de artırdığını belirten Neyişçi, orman alanlarında yaşayan ve çalışan insanların yangın konusunda bilinçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. “Bu durumun öyle de bir tarafı var ki, orman içindeki bu yerleşimler hem orman yangınlarına müdahaleyi zorlaştırıyor hem de yangına sebebiyet verme noktasında ihmalleri arttırıyor . Onun için de bunlar daha fazla orman yangınına neden oluyorlar. Orman yangınlarıyla nasıl mücadele edeceklerini, baş edeceklerini de bilmiyorlar” diyen Neyişçi, mevcut yangın yönetim anlayışının değişen orman yapısına göre yeniden ele alınması gerektiğini söyledi.
“RADİKAL DEĞİŞİKLİK YAPILMALI”
Orman Genel Müdürlüğü’nün yalnızca yangın söndürme kapasitesini değil, değişen orman demografisini de dikkate alan yeni bir strateji oluşturması gerektiğini savunan Neyişçi, mevcut yapının gelecekte daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu. Neyişçi, “Orman Genel Müdürlüğü'ne düşen görev, ormanın değişen bu demografisine uygun olarak orman yönetim veya orman yangınları yönetim stratejilerinde radikal değişiklikler yapmak zorunda olmasıdır. Yoksa Aksu'da yaşadığımız gibi yerleşim yeri yangınları, sanayi yangınları, sera yangınları, tarım alanları yangınlarıyla orman yangınları birbirine karışır. Bunlarla baş edebilmek de giderek çok daha zor hale gelir” ifadelerini kullandı.
“ÖNÜMÜZDEKİ SENE DAHA KÖTÜ OLACAK”
Aksu’da yaşanan yangının bu dönüşümün somut bir örneği olduğunu belirten Neyişçi, gerekli stratejik değişikliklerin yapılmaması halinde gelecek yıllarda daha ağır tablolarla karşılaşılabileceğini söyledi. “Yaşadığımız durumun özeti orman içindeki insan yerleşimlerinin fazlalığından kaynaklı oluşudur. Eğer Orman Genel Müdürlüğü bu stratejik değişikliği yapmazsa, önümüzdeki sene bundan daha kötü olacaktır” diyen Neyişçi, yangın yönetiminde yeni bir yaklaşımın zorunlu hale geldiğini vurguladı.