EKONOMİ

Özel Röportaj | Furkan Bedir: Antalya fuarcılıkta lider olabilir

Fuarcılık sektöründe faaliyet gösteren Furkan Bedir, Antalya'nın fuarcılıkta eski gücünü kaybettiğini ancak doğru planlama, kamu-özel sektör iş birliği ve EXPO alanının etkin kullanımıyla yeniden uluslararası organizasyonların merkezi olabileceğini söyledi. Bedir, fuar turizminin şehir ekonomisine sağladığı yüksek katma değere dikkat çekti

Bir dönem Türkiye'nin fuarcılıkta öne çıkan şehirlerinden biri olan Antalya, son yıllarda birçok büyük organizasyonunu farklı kentlere kaptırdı. Melin Fuarcılık ve Organizasyon Kurucusu Furkan Bedir, kentin fuarcılıkta yeniden yükselişe geçmesi için atılması gereken adımları, EXPO alanının geleceğini, fuar turizminin ekonomiye katkılarını ve Antalya'nın uluslararası organizasyonlar açısından taşıdığı potansiyeli değerlendirdi.

İşte Furkan Bedir'in Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği röportaj:

Antalya, bir dönem fuarcılıkta önemli bir merkez olarak gösteriliyordu. Sizce bugün hala bu noktada mı?

Ne yazık ki hayır. Antalya geçmiş yıllarda fuarcılıkta Türkiye'nin en güçlü şehirlerinden biriydi. Özellikle turizm, tarım ve otel ekipmanları alanındaki fuarlar hem ziyaretçi hem de katılımcı açısından oldukça başarılı organizasyonlara ev sahipliği yapıyordu. Ancak bugün aynı noktada olduğumuzu söylemek mümkün değil. Birçok büyük organizasyon farklı şehirlere taşındı ve Antalya eski fuar dinamizmini önemli ölçüde kaybetti. Oysa Antalya'nın sahip olduğu ulaşım ağı, otel kapasitesi ve uluslararası bilinirliği düşünüldüğünde çok daha büyük bir potansiyeli bulunuyor.

Antalya'nın mevcut fuar altyapısı uluslararası organizasyonları çekmek için yeterli mi? Eksik gördüğünüz noktalar neler?

Fiziksel altyapı tek başına yeterli değil. Modern fuarcılık yalnızca fuar salonundan ibaret değildir. Organizasyon yönetimi, uluslararası pazarlama, devlet teşvikleri, lojistik destek, ulaşım kolaylığı ve güçlü bir tanıtım stratejisi de en az fuar alanı kadar önemlidir.

Antalya'nın eksik kaldığı en önemli konu, uluslararası organizasyonları uzun vadeli planlarla kendine bağlayacak stratejik bir vizyonun oluşturulamamış olmasıdır. Ayrıca fuar takviminin çeşitlendirilmesi ve sektör bazlı uluslararası iş birliklerinin artırılması gerekiyor.

Son yıllarda İstanbul'a taşınan fuarlar Antalya'ya ekonomik açıdan ne kaybettirdi?

Bir fuar yalnızca fuar alanına gelir sağlamaz. Oteller, restoranlar, ulaşım şirketleri, taksiciler, araç kiralama firmaları, reklam sektörü, stand üreticileri, matbaalar, teknik ekipler ve yüzlerce farklı sektör aynı anda ekonomik hareketlilik yaşar.

Bir fuarın başka bir şehre taşınması milyonlarca liralık ekonomik hacmin de Antalya dışına çıkması anlamına geliyor. Bunun yanında uluslararası iş bağlantıları, yatırım fırsatları ve marka görünürlüğü açısından da ciddi kayıplar yaşanıyor.

Kamu kurumları, yerel yönetimler ve özel sektör bu süreçte nasıl bir ortak çalışma modeli oluşturmalı?

Artık herkesin kendi alanında hareket ettiği dönem geride kalmalı. Antalya'nın fuarcılık geleceği için ortak bir platform kurulmalıdır.

Valilik, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, ticaret ve sanayi odaları, ihracatçı birlikleri, turizm sektörü ve fuar organizatörleri ortak bir strateji masasında buluşmalıdır. Hangi fuarlar düzenlenecek, hangi sektörler hedeflenecek, uluslararası tanıtım nasıl yapılacak, hangi teşvikler uygulanacak gibi konular ortak akılla planlanmalıdır.

EXPO alanının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyorsunuz. Sizce burası nasıl bir vizyonla yönetilmeli?

EXPO alanı Antalya'nın en büyük yatırımlarından biridir ve bu alanın atıl kalması büyük bir kayıptır.

Burası yalnızca dönemsel etkinliklerin yapıldığı bir alan olmaktan çıkarılmalı; yıl boyunca yaşayan uluslararası fuar, kongre, teknoloji, inovasyon ve kültür merkezi haline getirilmelidir.

Dünyanın birçok ülkesinde bu tarz alanlar sürekli ekonomik değer üretirken Antalya'da aynı potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini düşünüyorum.

Türkiye'deki ekonomik koşullar fuarlara katılmak isteyen firmaları nasıl etkiliyor? Son dönemde nasıl bir tabloyla karşılaşıyorsunuz?

Ekonomik şartlar özellikle KOBİ'leri ciddi şekilde etkiliyor. Stand maliyetleri, lojistik giderleri, personel ücretleri, konaklama ve üretim maliyetleri son yıllarda önemli ölçüde arttı.

Birçok firma fuara katılmak istese bile bütçe nedeniyle kararını ertelemek zorunda kalıyor. Buna rağmen ihracat hedefleyen firmalar fuar yatırımlarından tamamen vazgeçmiyor. Çünkü doğru fuar, doğru müşteriyle buluşmanın en hızlı yollarından biri olmaya devam ediyor.

Fuarlara katılımın azalması, Türkiye'nin ihracatı ve yeni pazarlara açılması açısından ne gibi riskler oluşturuyor?

Fuarlar yalnızca ürün sergileme alanı değildir; yeni pazarlara açılmanın en güçlü ticaret platformlarından biridir.

Katılımın azalması yeni müşteri kazanımını yavaşlatır, ihracat bağlantılarının azalmasına neden olur ve uluslararası rekabet gücünü olumsuz etkiler.

Dijital pazarlama önemli olsa da yüz yüze kurulan ticari ilişkilerin yerini tamamen dolduramaz.

Dünyada fuarcılık sektörü nasıl bir dönüşüm geçiriyor? Türkiye bu değişime ayak uydurabiliyor mu?

Dünyada fuarcılık artık sadece fiziksel stantlardan oluşmuyor.

Yapay zekâ destekli ziyaretçi analizleri, dijital eşleştirme sistemleri, hibrit organizasyonlar, çevrim içi B2B görüşmeler ve veri odaklı pazarlama fuarların vazgeçilmez parçaları haline geldi.

Türkiye bu dönüşüme uyum sağlamaya çalışıyor ancak daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Özellikle uluslararası pazarlama ve dijital fuar teknolojilerinde daha fazla yatırım yapılmalı.

Antalya, tarım ve turizmin yanı sıra hangi sektörlerde uluslararası fuarlar düzenleyebilecek potansiyele sahip?

Antalya aslında çok daha geniş bir potansiyele sahip.

Sağlık turizmi, medikal teknolojiler, spor turizmi, yat ve marina sektörü, savunma sanayi yan sanayisi, yenilenebilir enerji, gıda teknolojileri, lojistik, yapı ve inşaat teknolojileri, mobilya, peyzaj, akıllı şehir uygulamaları ve yazılım teknolojileri gibi birçok alanda uluslararası organizasyonlar düzenlenebilir.

Antalya'nın güçlü otel altyapısı bu organizasyonları destekleyecek seviyededir.

Fuar turizmi ile klasik tatil turizmi arasında ekonomik katkı açısından nasıl bir fark var?

Fuar ziyaretçileri ortalama tatil turistine göre çok daha fazla harcama yapıyor.

Konaklama süreleri boyunca toplantılar gerçekleştiriyor, restoranları kullanıyor, araç kiralıyor, alışveriş yapıyor ve ticari yatırımlar gerçekleştiriyor.

Bu nedenle fuar turizmi yalnızca turizm gelirini değil, şehir ekonomisinin tamamını doğrudan hareketlendiren yüksek katma değerli bir turizm modelidir.

Sizce Antalya'nın fuarcılık alanında rakibi hangi şehirler ve bu şehirlerden geri kaldığımız noktalar neler?

Başta İstanbul olmak üzere ve son yıllarda İzmir önemli rakipler haline geldi.

Bu şehirler fuar takvimlerini sürekli geliştirirken uluslararası organizasyonları daha güçlü teşviklerle çekmeyi başarıyor.

Antalya ise sahip olduğu doğal avantajlara rağmen uluslararası fuar pazarlamasında yeterince agresif bir strateji ortaya koyamıyor. Asıl eksiklik altyapıdan çok planlama ve uluslararası tanıtım tarafında yaşanıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere kamuya iletmek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Antalya yalnızca deniz, kum ve güneş turizmiyle değerlendirilmemelidir.

Şehir, fuar ve kongre turizminde Türkiye'nin yeniden lider şehirlerinden biri olabilir.

Bunun için fuarcılık stratejik bir yatırım alanı olarak görülmeli, uluslararası organizasyonlar teşvik edilmeli ve kamu ile özel sektör uzun vadeli ortak bir yol haritası oluşturmalıdır.

Bugün atılacak doğru adımlar, Antalya'nın gelecek on yıllardaki ekonomik gücünü doğrudan etkileyecektir.

Önümüzdeki beş yıl içinde Antalya'nın fuarcılıkta yeniden yükselişe geçmesi sizce gerçekçi bir hedef mi? Bunun için hangi şartların oluşması gerekiyor?

Kesinlikle gerçekçi bir hedef.

Ancak bunun gerçekleşebilmesi için güçlü bir şehir vizyonu, uluslararası tanıtım bütçeleri, organizasyon teşvikleri, EXPO alanının etkin kullanımı, sektör temsilcileriyle sürekli iş birliği ve uzun vadeli planlama gerekiyor.

Antalya'nın fiziksel altyapısı hazır. Eksik olan, bu potansiyeli uluslararası organizasyonlara dönüştürecek koordineli yönetim anlayışıdır.

COP31 gibi uluslararası organizasyonlar Antalya'nın fuarcılık ve kongre turizmine kalıcı bir ivme kazandırabilir mi?

Kesinlikle kazandırabilir.

COP31 gibi küresel organizasyonlar yalnızca birkaç günlük etkinlik değildir; şehirlerin uluslararası tanıtımını güçlendiren, yeni yatırımcıları çeken ve gelecekte düzenlenecek organizasyonların önünü açan önemli fırsatlardır.

Eğer bu süreç doğru yönetilirse Antalya dünya kongre ve fuar takviminde çok daha güçlü bir konuma ulaşabilir.

Böylesine büyük organizasyonlar, Antalya'nın yeniden uluslararası fuarcılık merkezi olma yolunda önemli bir başlangıç noktası olabilir. Ancak bunun kalıcı başarıya dönüşebilmesi için etkinlik sonrasında da aynı vizyonun sürdürülebilir projelerle desteklenmesi şarttır.