Antalya, yalnızca denizi ve turizmiyle değil, binlerce yıllık kültürel birikimiyle de Türkiye’nin en zengin kentlerinden biri. Ancak bu mirasın önemli bir bölümü hâlâ yeterince bilinmiyor. Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi ile yıllardır kentin dört bir yanındaki tarihi ve kültürel değerleri belgeleyen Orhan Deniz Kaplan, Antalya’nın gizli kalmış hazinelerini gün yüzüne çıkarırken kültürel mirasın korunması konusunda da önemli uyarılarda bulundu. Kaplan, dokuz yıllık saha çalışmalarının hikâyesini, karşılaştığı zorlukları ve Antalya’nın geleceğine dair hedeflerini anlattı.
İşte Orhan Deniz Kaplan’ın Ekspres’ten Selim Çelik'e verdiği özel röportaj:
1. Antalya Kültür Envanteri fikri nasıl ortaya çıktı ve sizi bu projeye yönlendiren temel motivasyon neydi?
2016-2019 yılları arasında Antalya’da ziyaret ettiğim, başta antik kentler olmak üzere özellikle arka planda kalmış kültür varlıklarını yerinde inceleyerek kişisel sosyal medya hesaplarımda düzenli olarak paylaşmaktaydım. Bu paylaşımlar zamanla hem kişisel arşivim için değerli bir kaynak hâline geldi hem de birçok kişinin Antalya’da yer alan, özellikle daha önce pek duyulmamış ve görülmemiş kültür varlıklarına olan ilgisini artırdı. 2019 yılında, bu çalışmayı daha sistematik hâle getirerek tek bir çatı altında toplamak ve Antalya’daki kültür varlıklarının daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla bir proje geliştirmeye karar verdim. Bu doğrultuda, hem kendi adımla yayınladığım kişisel web sitemi kurdum hem de ilk ismi "Antalya Kültür Mirası" olan sosyal medya hesaplarını açtım. 2023 yılında isim değişikliğine giderek bu çalışmamı "Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi" adı altında sürdürmeye devam ettim. Sosyal medya hesaplarımız aktif olarak içerik üretmeye devam ederken daha önce kişisel web sitemde yayımladığım envanter arşivimi, Kasım 2024’te yayın hayatına başlayan antalyakulturenvanteri.com adlı yeni siteye taşıdım. Bu site aracılığıyla Antalya Kültür Varlıkları Envanteri arşivini daha sistemli ve erişilebilir bir yapı üzerinde yayınlamayı amaçladım.
2. 19 ilçeyi kapsayan bu geniş araştırma süreci nasıl ilerledi, hangi yöntemleri kullandınız?
Antalya’yı gezmeye başladığım ilk dönemde; çeşitli harita uygulamaları ve Antalya özelinde hazırlanmış yayınları kullanarak araştırma ve çalışmalara başladım. Antalya ile ilgili bulduğum kaynakları bilgisayar ortamında derleyip okumaya başladım. Antik kentlerimizle ilgili TV programları, yüzey araştırmaları, makale ve tez yazıları gibi çeşitli materyaller de bana çok yardımcı oldu. Bu süreçte, makale ve tez hazırlayan bilim insanlarıyla iletişime geçip onların desteklerinden faydalandım. Yüz yüze veya sosyal medya aracılığıyla tanıştığım arkeologlar ve akademisyenler ile de sürekli iletişim hâlinde olup desteklerini almaya devam ediyorum. Projeyi yürütürken alanında uzman arkeologlar, eğitimciler ve bilim insanlarıyla tanışmak, projenin bana sağlamış olduğu en büyük katkılardan biri oldu. Bunun yanı sıra, Antalya’nın ilçelerinde tanıştığım vatandaşlarımız ile sürekli iletişimde kalarak özellikle ilçelerimizin kültürel zenginliğine dair bilgileri toplamaya devam ediyorum. Antalya için hazırlanan bazı önemli kitapları edinerek basılı yayınlarda adı geçen çok sayıda kültür varlığına ulaştım. 2021 yılından itibaren Koruma Kurulu Müdürlüğünün tescil kararlarını takip ediyor ve I. Derece Arkeolojik Sit Alanı olarak belirlenen bölgelerdeki kültür varlıklarını projeme dâhil ediyorum.
3. Saha çalışmalarında karşılaştığınız en büyük zorluklar nelerdi?
Antalya'nın arka bahçesi olarak tabir ettiğimiz kırsal bölgelerde yer alan kültür varlıklarına ulaşım ve belgeleme çalışmaları; bölgenin topoğrafyasına göre özellikle tepe ve dağlık alanlarda gerçekleştiriliyor. Bu durum bazı anlarda beni zorlasa da zaman içerisinde sahada edinmiş olduğum bilgi ve tecrübeyle bunun üstesinden geldiğimi düşünüyorum. 2024 yılından itibaren drone kullanmaya başlamamla birlikte, bana zorluk çıkaran bölgeleri çok daha rahat bir şekilde belgelemeye başladım; bu sayede zamandan da büyük ölçüde tasarruf ettim. Geride bıraktığımız 9 yıllık süreçte, çevresel faktörlerin dışında sahada yaşadığım başka bir zorluk olmadı.
4. Topladığınız bilgilerin doğruluğunu ve güvenilirliğini nasıl sağlıyorsunuz?
Antalya özelinde hazırlanmış basılı ve dijital kaynaklar benim için referans niteliğinde. Antalya Kültür Envanteri arşivinin oluşmasında bu kaynakların önemi oldukça fazla. Zaman içerisinde edindiğim; başta kitaplar olmak üzere dijital makaleleri, tezleri, anıt fişlerini ve tescil kararı raporlarını kültür varlıklarının tanıtım metinlerinde kaynak olarak kullanmaktayım. Bazen tek bir kaynak yerine, mevcutsa diğer kaynaklardan edindiğim bilgileri de harmanlayarak ilgili kültür varlığı hakkında bilgi paylaşımında bulunuyorum. Hakkında herhangi bir kaynak bulunmayan, üzerinde bilimsel çalışma yapılmamış kültür varlıklarıyla ilgili ise ziyaret ettiğim bölgelerde tanıştığım yerel halktan bilgi edinmeye çalışıyorum.
5. Antalya'nın en az bilinen ama en kıymetli kültürel mirası sizce hangisi?
Yörük kültürü, içinde bulunduğumuz coğrafya açısından büyük bir öneme sahip. Yörük kültürü ve kırsal yaşam, oldukça kıymetli bir kültür mirasıdır. Ancak ne yazık ki son yıllarda bu kültürün giderek zayıfladığını üzülerek gözlemliyorum. Ziyaret ettiğim köylerde, geleneksel yaşam biçiminin yavaş yavaş sona erdiğine tanık oluyorum. Bu değişimin arkasında; yoğun kentleşme ile birlikte, 2012 yılında yürürlüğe giren Büyükşehir Yasası'nın da etkili olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar başta büyükşehir belediyemiz olmak üzere ilçe belediyelerimiz bu kültürü yaşatmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli festivaller ve organizasyonlar düzenlese de sahada karşılaştığım gerçeklik, bu çabaların daha kalıcı çözümlerle desteklenmesi gerektiğini gösteriyor. Kendi adıma Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi kapsamında, Yörük kültürüne ait eserlere özel bir önem vermeye çalışıyorum. Ulaşabildiğim kadarıyla bu kültüre ait camiler, mezarlıklar, çeşmeler, su sarnıçları, kuyular ve eski göç yolları gibi unsurları belgeleyerek kayıt altına alıyor ve dijital arşivimde yayımlıyorum. Bu sayede hem geçmişin izlerini muhafaza etmeyi hem de bu kültürü gelecek kuşaklara aktaracak bir kaynak oluşturmayı amaçlıyorum.
6. İlçeler arasında sizi en çok etkileyen ya da şaşırtan tarihi yapı veya kültürel değer ne oldu?
Antalya, Gazipaşa'dan Kaş'a kadar sayısız kültür varlığına ev sahipliği yapıyor. On dokuz ilçemizde birbirinden değerli ve benzersiz kültür varlıklarına ulaşmak ve bunları gözlemlemek mümkün. Yapmış olduğum gözlemlerde beni en çok şaşırtan ve dikkatimi çeken; Aksu'dan başlayarak Kepez ve Döşemealtı'nı içine alan, Korkuteli'ye kadar uzanan geniş bölgede ve yine Akseki ile İbradı bölgesinde inşa edilmiş su depolama yapıları (sarnıç ve kuyular) oldu. Bazen bir yol kenarında, bazen bir mezarlıkta, bazen de bir merada karşımıza çıkan bu yapılar; bir önceki soruda üzerinde durduğum kırsal hayatın ve Yörük kültürünün Antalya'ya bırakmış olduğu birer mirastır. Antalya her ne kadar antik kentleriyle ön planda olan bir şehir olsa da tarihi su depolama yapılarının varlığı bakımından Türkiye'de tek diye düşünüyorum. Projemiz nezdinde ulaşabildiğim tüm bu yapılara geniş yer vermeye çalışacağım.
7. Halk arasında yanlış bilinen ya da eksik aktarılan tarihsel bilgilerle karşılaştınız mı?
Evet, karşılaşıyorum. Sahada nadiren de olsa özellikle sosyal medyada tanıtım yapan bazı içerik üreticilerinin, araştırma yapmadan eksik ve hatalı bilgiler paylaştığını görmekteyim. Beni en çok şaşırtan durum; bilimsel kaynaklara göre antik dönemde inşa edilmiş bazı eserlerin, dönem ve tarihlerinin değiştirilerek tanıtılmasıdır. Tabii ki bazı eserler sonraki dönemlerde onarım görüp kullanılmaya devam edilmiştir fakat geçmiş tarihinden bahsedilmeyerek yeniden yorumlanmasının ve bu şekilde insanlara aktarılmasının yanlış olduğunu düşünüyorum. Yazılı paylaşımlarda eğer yanlış ve eksik bir bilgi varsa bunu düzeltebiliyoruz ama video içeriklerinde aktarılan bilgileri düzeltme şansımız ne yazık ki yok. Amaçlarımdan birisi de yanlış bilinen ya da eksik aktarılan bu bilgileri düzeltmektir.
8. Kayıt altına aldığınız eserler arasında “acilen korunmalı” dediğiniz yapılar var mı?
Açıkçası "acilen korunmalı" dediğim tek bir yapı veya kültür varlığı bulunmuyor. 2021 yılından günümüze, sahada karşılaştığım ve tescilinin olmadığını düşündüğüm kültür varlıklarını, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca "taşınmaz kültür varlığı" olarak tescil edilmesi ve yasal koruma altına alınması yönünde Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü ile paylaşmaktayım. Kurul gündeminde başvuru yaptığım ve onay aşamasında bekleyen çok sayıda kültür varlığı mevcut. Günümüz itibarıyla 10'un üzerinde kültür varlığının tescil edilmesini sağladım. Karşılaştığımız ve gördüğümüz bütün kültür varlıkları; niteliği ve dönemi ayırt edilmeksizin aynı değerde korunup kollanmalıdır.
9. Antalya’nın doğal mirası açısından en özel bulduğunuz alanlar nereler?
Kendi adıma Köprülü Kanyon Milli Parkı diyebilirim. Kültür ve tabiat varlıkları yönünden Antalya'nın en özel yerlerinden biri olduğunu düşünmekteyim. Roma İmparatorluk Çağı'ndan günümüze ulaşan eserler, Köprüçay Havzası ve eşsiz orman varlığı ile ziyaretçilerine huzur veren bir bölge. Ziyaret ettiklerim arasından; Bilgelik Vadisi (Tazı Kanyonu), Güver Uçurumu, Gelidonya Burnu, Gündoğmuş Uçansu, Düden, Kurşunlu ve Manavgat şelaleleri ile Göynük ve Sapadere kanyonlarını da listeye ekleyebilirim.
10. Bölgedeki doğal ve kültürel mirasın korunmasında en büyük tehdit nedir?
Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları üzerindeki en hızlı büyüyen tehdidin iklim değişikliği olduğunu düşünüyorum. Doğal miras alanları üzerindeki en büyük ve en hızlı artan bu tehdit; yükselen sıcaklıklar, deniz seviyesinin yükselmesi, buzulların erimesi, orman yangınları ve kuraklık gibi etkenlerle ekosistemlerin yapısını tamamen bozmaktadır. Ormanlarda ve doğal alanlardaki kaçak ağaç kesimi, yasa dışı avcılık ve insan eliyle taşınan istilacı yabancı türler ile hastalıklar, yerli biyoçeşitliliği yok olma eşiğine getirmektedir. Kültür varlıkları açısından kentsel baskı ve kaçak yapılaşma da büyük bir sorundur: Başta Antalya'nın merkezi olmak üzere kontrolsüz büyüyen ilçelerimiz, modern altyapı projeleri ve tarihi katmanların üzerine inşa edilen beton yapılar, arkeolojik eserlere zarar verip onları yıpratmaktadır. Üzerinde en çok durduğum konuların başında gelen yasa dışı definecilik faaliyetleri ve kaçak kazılar da kültürel mirasın korunmasındaki en büyük tehditler arasındadır. Kültürel varlıkların yasa dışı yollarla yerinden sökülmesi ve ticarete konu edilmesi, sadece eserin kendisine zarar vermekle kalmaz; aynı zamanda o eserin bulunduğu arkeolojik tabakayı yok ettiği için tarihin doğru okunmasını engeller.
11. Sizce Antalya’nın bu zenginliği yeterince korunabiliyor mu?
Şahsi fikrim yeterince korunamadığı yönünde. Antalya özelinde, kâğıt üzerinde tescil edilerek koruma altına alınmış kültür varlıklarına yapmış olduğum ziyaretlerde tahribatları yerinde gözlemliyorum. Bugüne kadar az sayıda yerin doğal ortamında korunduğunu ve tahribata uğramadığını gördüm. Ne yazık ki bilinçsizlik ve diğer etkenler, elimizin altında bulunan bu zenginliğe zarar vermekte. Koruma bakımından tüm yükü ve sorumluluğu Kültür ve Turizm Bakanlığına veya diğer kurumlara bağlamak yanlış olur diye düşünüyorum. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Antalya Müzesi çok geniş bir coğrafyadan sorumlu. Birkaç düzine uzman ve koruma görevlisinin, Antalya’nın binlerce kilometrekarelik dağlık coğrafyasına yayılmış yüzlerce arkeolojik noktayı 7/24 fiziki olarak denetlemesi matematiksel olarak imkânsız. Sayısız sit alanını ve kültür varlığını tek bir kurumun koruyabilmesi oldukça güç bir durum. Fakat bu tahribatların önüne geçmek için en azından caydırıcı, sert cezaların olduğu yeni ve kalıcı düzenlemelerin de bakanlık nezdinde uygulanması gerektiğini düşünmekteyim. Vatandaşlar olarak bize düşen görev ve sorumluluk ise kültürel miras bilincinin tabana yayılmasını sağlamaktır.
12. Antalya Kültür Envanteri sitesine ilgi nasıl, kullanıcılar nasıl geri dönüşler veriyor?
Öncelikle internet sitemizi projemizin bir kimliği olarak görmekteyim. 2024 yılında yayın hayatına başlayan internet sitemize, mevcut envanter arşivi girişlerini yapmaya devam ediyorum. Çok fazla eksik olmasına rağmen 400'ün üzerinde envanter kaydı internet sitemize eklenmiş durumda. 2026 yılı sonuna doğru 19 ilçemizde belgelemiş olduğum tüm envanter arşivini eksiksiz olarak internet sitemize eklemiş olacağım. Yayın hayatına başladığı ilk günden itibaren takipçilerimizden hep olumlu geri dönüşler aldım. Aylık bazda incelediğimde takriben 2 bine yakın benzersiz ziyaretçi ve 100 bine yakın gösterim almaktayız. Mevcut istatistik verilerini, yeni ve büyüme aşamasındaki bir kültür envanteri sitesi için olumlu olarak değerlendiriyorum.
13. Bu dijital arşivin Antalya’nın geleceği açısından en önemli katkısı ne olacak?
Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projesi'nin Antalya'nın geleceği açısından en önemli katkısı; kentimizde ve ilçelerimizde yer alan, günümüzde görülebilir durumdaki kültür varlıklarının eksiksiz biçimde kayıt altına alınarak belgelenmesini ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak olacaktır. Bu proje sayesinde özellikle kırsal alanlarda bulunan ve daha önce kayıt altına alınmamış tarihî yapılar, antik yerleşimler, sarnıçlar ve diğer kültür varlıkları dijital ortamda görünür hâle gelecektir. Ayrıca proje, yerel halkın yaşadığı bölgedeki kültür varlıklarını öğrenmesine ve kültürel aidiyet duygusunun güçlenmesine de katkı sunacaktır. Projenin bir diğer önemli amacı, Antalya'nın binlerce yıllık kültürel birikimini görünür kılarak korunmasını sağlayacak bilimsel ve toplumsal zemini oluşturmasıdır. Tüm bu çalışmalar sayesinde projemiz, gelecekte yapılacak koruma ve planlama çalışmalarının en temel veri kaynaklarından birisi olacaktır.
14. Gençlerin Antalya’nın kültürel mirasına sahip çıkması için neler yapılmalı?
Gençlerin Antalya'nın kültürel mirasına sahip çıkabilmesi için öncelikle kültürel mirasın onların günlük yaşamlarının bir parçası hâline getirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Temelden okullarda Antalya'nın tarihi, arkeolojik alanları ve geleneksel kültürü hakkında uygulamalı eğitimler düzenlenmelidir. Gençlerin araştırma, belgeleme ve tanıtım çalışmalarına katılabilecekleri projeler geliştirilmelidir. Okullarda yapılacak faaliyetler ile gençlerin Antalya'da ulaşım kolaylığı bulunan antik kentleri, müzeleri, tarihi yapıları ve geleneksel yaşam alanlarını yerinde görmeleri sağlanmalıdır. Dünyanın dijitalleştiği bu dönemde mobil uygulamalar, sanal müzeler, artırılmış gerçeklik projeleri ve sosyal medya içerikleriyle Antalya'nın kültürel ve doğal mirası gençlere daha ilgi çekici şekilde sunulmalı; festivaller, sergiler, söyleşiler ve kültürel atölyeler aracılığıyla kültürel değerleriyle bağ kurmaları sağlanmalı ve teşfik edilmelidir.
15. Tüm bu çalışmalar ışığında, Antalya’yı hiç bilmeyen birine kentin ruhunu anlatacak olsanız, hangi üç yeri mutlaka önerirdiniz?
İlk başta; kentimizin çekirdeği ve yaşayan hafızası olan Antalya Kalesi veya bildiğimiz üzere Kaleiçi'ni; doğayla baş başa kalmış, Antalya’nın sadece bir sahil şehri değil, aynı zamanda güçlü bir dağ ve uygarlık coğrafyası olduğunu gözler önüne seren Termessos Antik Kenti'ni ve Antalya Kültür Varlıkları Envanteri Projemize ilham kaynağı olmuş Perge Antik Kenti'ni önerirdim.