Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Muhasebe ve Mali İşler Başkanı Sayın Hüseyin Saydam, Saadet Partisi İl Başkanlığı’nın düzenlediği basın toplantısında gündeme dair konuştu. Saydam, ekonomik yönetimden ABD/İsrail-İran savaşına, tarım politikalarından Antalya’ya yapılan hizmetlere kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu.
Hüseyin Saydam, “Tüm teşkilatlarımız olarak doğru yerde durarak siyaset yapıyoruz. Her türlü zulmün, devletin şiddetinin arttığı, kumarın ve uyuşturucunun arttığı ülkemizde temiz, dirayetli, kararlı bir siyaset ihtiyacı olduğu kesindir. Bu bağlamda Saadet Partisi iktidarına ihtiyaç olunduğunun da farkındayız. Yargıtay üye sayılarını açıkladı. 2025 yılından 2026 yılına geçerken de Saadet Partisi olarak en fazla üye sayısını artıran parti olarak tarihe not düştük. İnşallah 2026 yılında da bu trendi sürdüreceğiz” dedi.
‘GÜVENİ TEKRARDAN SAĞLAYABİLİRİZ’
Saydam, “Anketlere baktığımız zaman kararsızlar diye gösterilen bir kısım var. Bu kısım şu anda bütün partilerin aldığı oydan fazla olarak gözüküyor. Hem iktidarın hem muhalefetin ortaya koyduğu siyaset anlayışı vatandaşın siyasete olan güvenini zedelemiştir. Ancak herkesin bildiği üzere ülkeyi siyaset yönetiyor. Biz de siyasete olan güveni sağlayıp vatandaşın teveccühünü alarak tekrar ülkemizi yaşanabilir bir ülke durumuna getirmek için çalışıyoruz” diye konuştu.
BU KAFTAN BİZE UYGUN DEĞİL
“Bir zamanlar çok kudretli partiler vardı. Artık onlar da yok” diyen Saydam, “Bazı partilerin de başladıkları noktalar ile geldikleri nokta arasında ciddi bir söylem ve siyaset uyuşmazlığı olduğunu görüyoruz. Bu da güveni azaltan başka bir faktör. İktidar partisi de ara ara çıkıp ülkenin muhalefeti gibi açıklamalar yapıyorlar. Biz iktidar, yavru iktidar, muhalefet herkesin lafına değil ne yaptıklarına bakıyoruz. Tabii ki Türkiye’de hiçbir şey yapılmıyor değil. Ancak Türkiye’nin kapasitesi bu değil. Türkiye en fazla yüzde 20’sini kullanıyor. Türkiye’nin hacmi bu değil. Türkiye’ye biçilmek istenen kaftan bu olsa da biz bu değiliz” dedi.
VERGİLERİ ELEŞTİRDİ
Vergiler ve ekonomik görünüm hakkında açıklamalarda bulunan Saydam, “Vergiler çok arttı. Bir yıllık bütçeye konulması planlanan ceza geliri neredeyse 1 ayda kesildi. Bütün gelirler vatandaşlar üzerinden sağlanıyor. Bu yetmiyor, korkunç miktarda borçlanmalar yapılıyor. Buna rağmen birçok konu atıl vaziyette çözüm bekliyor. Herhangi bir devlet bankasının sitesine ya da vergi borcu ödemek için uygulamayı açın. 40’a yakın satır var. Bu kadar fazla yapılandırma, bu kadar fazla beyaz sayfa açılmak istenmiş. Vatandaşa sürekli nefes aldırmaya çalışıyorlar ama vatandaş borç içinde. Belediyeler borç içinde. 3-4 ay içinde 250 milyar faiz ödedik. Bakın dikkatinizi çekerim; borç değil sadece faizi ödedik” dedi.
‘BUNLAR LÜKS OLMAMALI’
Türk insanının ekonomik olarak çok zor durumda olduğunun altını çizen Saydam, “Normal şartlarda bineceğiniz bir arabanın lüks görünmesi çok ayıptır. Beyaz eşyanın lüks, cep telefonlarının lüks olarak gözükmesi ne demektir yahu? Ayıptır, bu ülkenin en büyük ayıplarından biridir. Başka ülkeler yapay zekâ ile robotik ile uğraşırken biz bu ürünleri lüks olarak görüyoruz” dedi.
‘25 YILDIR ÜLKEYİ EMANET EDİYORUZ’
Saydam, “Türkiye’de en fazla içilen içecek ürünü çaydır. Ancak ÇAYKUR, devletin en büyük kurumlarından olan ÇAYKUR zarar ediyor. Hızlı trenler boş kalmıyor. Bilet bulunmuyor. Devlet Demiryolları zarar ediyor. TOGG üretildi, güzel denildi. Zarar ediyor. Şeker fabrikalarımız var. Zarar ediyor. Bunlar nasıl oluyor? Siz bu kurumlara zarar ettirirken bu kurumları dahi yönetemezken biz bu adamlara 25 yıldır ülkeyi emanet ediyoruz. Bizim bunlara itirazlarımız var. Yol yapılmış, köprü yapılmış, havalimanı yapılmış, evet. Ama yeterli değil. Bu projeler 40-50 yıl geç kalmış projeler. Bizim literatürümüzde sanayi otoyolu diye bir mefhum var. Bu projelerin haritaları hazır. ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN projeleri bizlerin projeleridir. TÜMOSAN diye bir fabrika var. Sadece traktör üreten bu fabrikayı biz uçak üretsin diye kurduk” dedi.
‘İRAN TARAFINDAYIZ’
Ortadoğu’daki savaş ile alakalı da konuşan Saydam, “Biz İran taraftarı değiliz. Ancak bir İran’ın tarafında olmak zorundayız. Bölgenin hamisi, abisi olmak zorundayız. Bunun için sanayimizin, ekonomimizin güçlü olması lazım. Bunun için ülkenin potansiyelini ortaya çıkarmak zorundayız” dedi.
‘İSTESELER ÇOK RAHAT YAPARLAR’
Antalya’nın beklediği otoyol, demiryolu gibi yatırımların çok rahatlıkla hayata geçirilebilecek projeler olduğunu ifade eden Saydam, “Ortada matematiksel bir problem var. Gelirimiz giderimizi karşılamıyor. Gelirimiz yeterli değil, şu yatırımı yaptık da bunu yapamadık gibi bir durumun olmadığını bariz görüyoruz. Ortadaki yolsuzluklar, silinen borçlar, israf giden paralar üst üste toplandığı zaman vatandaşa uygulanan vergiler bile ülkeyi ayakta tutacak gibi gözüküyor. Zihniyet olarak bir sorun var. Sıkıştıkları anda seçim önünde o bölgenin insanının ağzına bir parmak bal çalarak bir temel atıyorlar. Birkaç adım gidiyorlar. Sonra ne o projeyle ilgilenen oluyor ne bakan oluyor. Bu tamamen mevcut iktidarın zihniyeti ile alakalı. Ben iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum. Yapmak istedikleri yatırım olduktan sonra fazlasıyla yapıyorlar. Antalya bir turizm şehri, bir sanayi şehri. Buraya her halükarda bu yatırımların yapılması gerekiyor” dedi.
TURİZM GELİRLERİ ANTALYA’DA KALMIYOR
Antalya’nın uzun süredir üzerinde durduğu turizm gelirlerinin yerel yönetimlere aktarılması konusunda da açıklamalarda bulunan Saydam, “Turizm gelirleri anlamında adil değiller. Yerel yönetimlerin serzenişleri doğru. Kendi partilerinin yönettiği belediyeler olunca dışarıdan kaynak aktarımı ile yatırımlar yapıyorlar. Biz varsak varız, biz yoksak gerisi tufan anlayışı ile yola çıktıkları için sorunlar çözülmüyor” ifadelerini kullandı.
‘ASGARİ ÜCRETİ 90 BİN TL YAPARIZ’
Hüseyin Saydam, “Asgari ücret ve emekli maaşları konusunda rakamlar çok çarpık hale geldi. Bir kişi bir iş yeri ya da ev alsa, yaptığı yatırım açısından aldığı kira geliri çok düşük. Kiracı tarafına baktığınız zaman kirası çok yüksek oluyor. Ekonomik olarak ipin ucu kaçtığı buradan anlaşılabilir. Çok çarpık bir düzen var. Açlık ve yoksulluk sınırları da bunlara bağlı olarak değişti. Bir asgari ücret yoksulluk sınırında olmalı. Ancak yoksulluk sınırı 90 bin lira oldu. Bu vatandaş tarafından bile absürt karşılanıyor. Bunu üstüne basmak istiyorum. Biz bunu veririz. Bu bütçe var. Ancak bu iktidara 35 bin lira verin dedik. Onu yapabilirsiniz siz dedik” ifadelerini kullandı.
‘EMEKLİ MAAŞI ASGARİ ÜCRET OLMALI’
Saydam sözlerini emekli maaşının da asgari ücret kadar olması gerektiğini söyleyerek, “Emeklinin de asgari ücret alması lazım. Asgari ücret denilen şey asgari yaşam masrafı demektir. Dolayısıyla emekli maaşı asgari ücret olmalıdır. Daha altında zaten yaşanmayacağını devlet de asgari ücret ismini vererek kendisi ifade ediyor” ifadeleri ile sonlandırdı.