17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya, yüksek tansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğini belirterek, erken tanı ve düzenli kontrolün hayati önem taşıdığına dikkat çekti. Türkiye’de milyonlarca kişinin hipertansiyonla yaşadığını ancak önemli bir bölümünün hastalığının farkında olmadığını söyleyen Çetinkaya, kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun kalp, böbrek, beyin ve gözlerde kalıcı hasarlara yol açabileceğini vurguladı.
‘İLK BELİRTİ KALP KRİZİ YA DA FELÇ OLABİLİYOR’
Hipertansiyonun toplumda oldukça yaygın görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya, hastalığın sinsi ilerlediğini belirterek, “Her üç yetişkinden biri hipertansiyon hastası ancak bunların önemli bir kısmı bunu bilmiyor. Yüksek tansiyon yıllarca sessiz şekilde ilerleyebiliyor. Çoğu zaman ilk belirti bir felç, kalp krizi ya da ciddi bir organ hasarı olabiliyor. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü ihmal edilmemeli. Türkiye’de yaklaşık 15 milyon kişi hipertansiyonla mücadele ediyor. Bu kişilerin yaklaşık yarısının tansiyonunun yüksek olduğunun farkında olmuyorlar. Yaklaşık 10 milyon kişinin ise kan basıncını düzenli olarak kontrol ettirmiyor” dedi.
‘BÖBREKLERİ SESSİZCE TAHRİP EDİYOR’
Hipertansiyonun yalnızca kalp ve damar sistemini değil, böbrekleri de ciddi şekilde etkilediğini dile getiren Çetinkaya, “Yüksek tansiyon böbreklerin süzme görevini bozarak kronik böbrek hastalığına neden olabiliyor. Aynı zamanda böbrek hastalıkları da tansiyonu yükseltiyor. Bu karşılıklı etkileşim zamanında fark edilmezse hastayı diyalize kadar götürebiliyor” ifadelerini kullandı.
Poliklinikte hipertansiyona bağlı böbrek hasarı yaşayan çok sayıda hasta gördüklerini aktaran Çetinkaya, “Ne yazık ki birçok kişi bize geldiğinde böbrek fonksiyonlarının önemli bir kısmını kaybetmiş oluyor. Tansiyon yalnızca sayısal bir değer değildir; vücuttaki hayati organların sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir göstergedir” diye konuştu.
‘BELİRTİ VERMEDEN İLERLİYOR’
Hipertansiyonun yıllarca hiçbir belirti göstermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Çetinkaya, bazı belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Çetinkaya, “Sabah saatlerinde baş ağrısı, görmede bulanıklık, çarpıntı, kulakta çınlama gibi şikayetler tansiyon yüksekliğinin habercisi olabilir. Ancak bu belirtiler herkeste ortaya çıkmayabilir. Bu nedenle düzenli tansiyon kontrolü alışkanlık haline getirilmeli” dedi.
Tedavi edilmeyen hipertansiyonun ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Çetinkaya, “Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyon; felç, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabiliyor. Bu durum hem bireysel yaşam kalitesini düşürüyor hem de sağlık sistemi üzerinde ciddi yük oluşturuyor” ifadelerini kullandı.
‘EN BÜYÜK RİSKLERDEN BİRİ AŞIRI TUZ TÜKETİMİ’
Hipertansiyon oluşumunda yaşam tarzının büyük rol oynadığını vurgulayan Çetinkaya, özellikle aşırı tuz tüketiminin önemli risk faktörlerinden biri olduğunu söyledi. Genetik yatkınlığın da etkili olduğunu ifade eden Çetinkaya, “Ailesinde hipertansiyon bulunan kişilerde risk daha yüksek oluyor. Bunun yanında stres, hareketsiz yaşam, fazla kilo ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları da tansiyonu yükselten nedenler arasında yer alıyor” dedi.
‘YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ BÜYÜK FARK OLUŞTURUYOR’
Hipertansiyon vakalarının büyük bölümünün yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu belirten Prof. Dr. Ramazan Çetinkaya, alınacak basit önlemlerle riskin azaltılabileceğini söyledi. Çetinkaya, “Tuz tüketimini azaltmak, düzenli egzersiz yapmak, fazla kilolardan kurtulmak, sigarayı bırakmak ve stresi kontrol altında tutmak tansiyonun düşürülmesinde oldukça etkili. Hastalarımızı bu konuda birebir takip ederek yaşam tarzı değişiklikleri konusunda destekliyoruz” diye konuştu.
Toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayan Çetinkaya, “Hipertansiyonla mücadele yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorumluluktur. Herkes kendi sağlığı kadar ailesinin ve sevdiklerinin sağlığı için de bilinçli davranmalı” dedi.