Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, tarımsal üretimde verimliliğin artırılması için eğitim ve bilinçli üretimin önemine dikkat çekti. Antalya’nın iklim ve üretim koşulları açısından önemli bir tarım potansiyeline sahip olduğunu belirten Alp, mevcut verim seviyelerinin daha ileri taşınabileceğini söyledi.
“40 YIL ÖNCE 3 TON, BUGÜN 20 TON”
Tarımda son yıllarda önemli bir gelişme yaşandığını ifade eden Alp, üniversiteler, Tarım ve Orman Bakanlığı, ziraat mühendisleri ve üreticilerin katkısıyla verimliliğin ciddi ölçüde arttığını söyledi. Alp, “Eğitim seviyesi önemli ölçüde arttı. Bunu devletimiz de, Tarım ve Orman Bakanlığımız da, bizler de çok önemsiyoruz. Üreticimiz artık daha bilinçli. Çiftçimiz ne zaman ne ekeceğini, hangi ilacı ne zaman ve ne kadar kullanacağını biliyor” diye konuştu.
Yaklaşık 40 yıl önce bir dönüm domates tarlasından 3 ton civarında ürün alındığını belirten Alp, günümüzde farklı üretim modelleriyle bu miktarın önemli ölçüde yükseldiğini kaydetti. Alp, “Bugün ise tek ekim, çift ekim ve farklı üretim modelleri sayesinde aynı alandan 10-15 ton ürün alınabiliyor. İki ekimde ise ortalama 20 tonluk verimlere ulaşıyoruz. Bunlar gerçekten çok önemli başarılar” dedi.
“BİZİM NEYİMİZ EKSİK?”
Verimlilikte gelinen noktaya rağmen Türkiye’nin daha yüksek seviyelere ulaşabileceğini belirten Alp, yurt dışındaki üretim örneklerine dikkat çekti. Alp, “Bu noktada üniversitelerimizin çok büyük katkısı var. Bilgi ile teknoloji birleşince bugünkü verim seviyelerine ulaştık. Ancak yurt dışında yapılan çalışmalara baktığımızda, bizim dönümde 20 ton aldığımız ürünlerde 50 ton verim elde edildiğini görüyoruz. Bizim neyimiz eksik? Bizim de bu seviyelere ulaşmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Tarım ve Orman Bakanlığı, ziraat mühendisleri, ziraat odaları ve üniversitelere önemli görevler düştüğünü vurgulayan Alp, tüm paydaşların ortak hedef doğrultusunda hareket etmesi halinde verimin daha da artırılabileceğini söyledi. Alp, “Eğer hep birlikte aynı hedef doğrultusunda bilgi, tecrübe ve imkânlarımızı birleştirirsek, nasıl ki 3 tonluk verimi bugün 20 tona çıkardıysak, bunu 50 tona hatta daha da yukarıya çıkarabiliriz. Biz kendimize güveniyoruz” dedi.
ÖNEMLİ OLAN BİLİMSEL YAKLAŞIM
Tarımda zararlılarla mücadelenin de üretim açısından kritik önem taşıdığını belirten Alp, özellikle tuta kelebeği ve beyaz sineğin üreticiler açısından ciddi sorun oluşturduğunu ifade etti. Tuta kelebeğinin Türkiye’ye ilk geldiği dönemde büyük bir tehdit oluşturmayacağının düşünüldüğünü belirten Alp, zararlının zaman içerisinde ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Alp, “Türkiye’ye ilk geldiğinde tuta kelebeğinin çok büyük bir zarar vermeyeceği düşünülüyordu. Ancak bugün tabiri caizse üreticinin anasını ağlatıyor. Çok yoğun mücadele ve koruma gerekiyor. Bu zararlı, mahsulün tamamını yok edebiliyor” dedi. Beyaz sineğin de benzer şekilde önemli bir sorun haline geldiğini dile getiren Alp, zararlılarla mücadelede ilaç kullanımının bazı durumlarda zorunlu olduğunu kaydetti. “Ben de bir sivil toplum kuruluşu başkanı ve oda temsilcisi olarak ‘Biz ilaç kullanmıyoruz’ diyemem. Böyle bir şey söylemek doğru olmaz” diyen Alp, asıl önemli konunun ilacın ne zaman, hangi dozda ve ne kadar süreyle kullanılacağının bilinmesi olduğunu vurguladı.
ÇKS BAŞVURULARI 1 EYLÜL’DE BAŞLIYOR
Öte yandan B reçete sistemine giriş yapabilmek için çiftçilerin kaydolması zorunlu olan 2027 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvurularının 1 Eylül 2026 itibarıyla başlayacağı açıklandı. Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruya göre, üreticilerin tarımsal desteklemelerden yararlanabilmeleri için ÇKS başvurularını 31 Aralık 2026 tarihine kadar tamamlamaları gerekiyor. Üreticilerin desteklemelerden faydalanabilmesi için belirtilen süre içerisinde ÇKS kayıtlarını yaptırmaları gerektiği bildirildi.
“B REÇETE BÖLGESEL ŞARTLARA GÖRE DÜZENLENMELİ”
Uygulamaya konulan B Reçete sistemiyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Alp, ilaç miktarlarının bölgesel özellikler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Antalya’nın sıcak ve nemli ikliminin bitki hastalıkları ve zararlıların görülme sıklığını artırabildiğine dikkat çeken Alp, tüm bölgeler için aynı uygulamanın uygun olmayabileceğini ifade etti. Alp, “B Reçete kapsamındaki ilaç miktarları bölgesel özelliklere göre yeniden değerlendirilmelidir. Antalya sıcak ve nemli bir iklime sahip. İnsan hastalıkları bile nemli havalarda daha fazla görülürken, bitki hastalıkları ve zararlılar da aynı şekilde artıyor” diye konuştu. İklim yapısı, sıcaklık, yağış miktarı ve güneşlenme süresi gibi birçok faktörün hastalık ve zararlı yoğunluğunu doğrudan etkilediğini belirten Alp, B Reçete uygulamasının da bölgesel koşullar dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiğini söyledi.