ÖZEL HABER

‘Tatil dönemi eğitim fırsatına dönüşebilir’

Okulların kapanmasına az bir süre kala uzmanlar, yaz tatilinin çocukların gelişimi açısından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekiyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, çocuklara yaşlarına uygun sorumluluklar verilmesinin özgüvenlerini artırdığını ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağladığını söyledi

Okulların kapanmasına az bir süre kala uzmanlar, yaz tatilinin yalnızca dinlenme ve boş zaman dönemi olarak görülmemesi gerektiğini, bunun yerine çocukların sorumluluk bilinci kazanmaları, özgüvenlerini geliştirmeleri ve sosyal becerilerini güçlendirmeleri açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

‘ÇOCUKLARIN GELİŞİMİNDE KRİTİK ROL OYNUYOR’
Yaz tatilinin yalnızca dinlenme dönemi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Çocuklara sorumluluk bilinci kazandırmak, onların sadece günlük işlerini yerine getirmesi anlamına gelmez. Aynı zamanda kendi davranışlarının sonuçlarını anlayabilmeleri, yaptıkları seçimlerin çevreleri üzerindeki etkisini fark edebilmeleri, problem çözme ve karar alma becerilerini geliştirebilmeleri açısından da son derece önemli bir süreçtir. Sorumluluk duygusu gelişen çocuklar, yaşamın ilerleyen dönemlerinde daha planlı hareket edebilen, karşılaştıkları sorunlarla baş etmeyi öğrenen ve topluma karşı daha duyarlı bireyler haline gelir. Özellikle yaz tatili gibi günlük düzenin değiştiği dönemler, çocukların bu becerileri kazanabilmesi açısından aileler için çok önemli bir fırsat sunar” dedi.

‘ÇOCUKLAR EN ETKİLİ ŞEKİLDE GÖZLEMLEYEREK ÖĞRENİYOR’
Çocukların sorumluluk duygusunu öğrenmesinde ailelerin davranışlarının belirleyici olduğunu söyleyen Yıldız, “Çocuklar en çok ve en etkili şekilde gözlemleyerek öğrenir. Anne ve babanın davranış biçimi çocuk için rehber niteliğindedir. Eğer ebeveynler söyledikleriyle yaptıkları arasında tutarlılık sağlarsa, çocuk bu mesajı çok daha net şekilde algılar ve davranışlarını buna göre şekillendirir. Örneğin evin düzenine anne-babanın gösterdiği özen, çocuğun odasını toplaması konusunda ona doğrudan örnek olur ve sorumluluk duygusunun temelini oluşturur. Çocuklar yalnızca söylenenleri değil, anne ve babalarının günlük yaşam içerisindeki davranışlarını da dikkatle takip eder. Bu nedenle ebeveynlerin sergilediği her davranış, çocukların kişilik gelişiminde ve alışkanlık kazanmasında önemli bir rol oynar” ifadelerini kullandı.

‘YAŞINA UYGUN GÖREVLER VERİLMESİ GEREKİYOR’
Sorumluluk verirken çocuğun yaşının ve gelişim düzeyinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini belirten Yıldız, “Üç yaşındaki bir çocuktan yatağını kusursuz şekilde yapmasını beklemek gerçekçi değildir. Ancak yastığını yerine koymak, oyuncaklarını toplamak ya da sofraya peçete koymak gibi küçük ve ulaşılabilir görevler verilebilir. Bu tür yaşına uygun görevler zaman içinde büyür ve çocuk kendi yeteneklerine daha fazla güven duymaya başlar. Böylece özgüveni de güçlenir. Çocuk, başarabildiğini gördükçe yeni sorumluluklar almaya daha istekli hale gelir. Burada önemli olan nokta, çocuğu zorlayacak görevler vermek yerine başarabileceği sorumluluklarla onu desteklemek ve gelişim sürecini sağlıklı şekilde ilerletmektir” diye konuştu.

‘ÇOCUĞUN ÇABASI MUTLAKA TAKDİR EDİLMELİ’
Çocukların yalnızca sonuç üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Yıldız, “Çocuğunuz yatağını biraz yamuk toplamış olsa bile, onun bunu kendi başına yapma çabasını mutlaka takdir etmelisiniz. Çünkü çocuk için önemli olan, o görevi yerine getirmeye yönelik gösterdiği emektir. Sürekli eleştirilen ya da yaptığı iş yetersiz görülen çocuk zamanla denemekten vazgeçebilir. Ancak çabasının fark edildiğini gören çocuk, kendini değerli hisseder ve ilerleyen süreçte görevlerini daha istekli şekilde yerine getirmeye başlar. Bu yaklaşım aynı zamanda çocuğun özgüvenini destekler ve başarı duygusunu güçlendirir” dedi.

‘SEÇİM HAKKI VERMEK SORUMLULUK DUYGUSUNU ARTIRIYOR’
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren seçim hakkı verilmesinin içsel sorumluluk duygusunu güçlendirdiğini belirten Yıldız, “Çocuğunuza ‘Bugün sofra kurmak mı istersin yoksa odanı toplamak mı?’ gibi seçenekler sunmak, onun sorumluluk alma isteğini artırır. Çünkü çocuk kendisine güvenildiğini hisseder ve karar süreçlerine dahil olduğunu fark eder. Bu durum çocuğun hem kendini değerli hissetmesini sağlar hem de karar alma, iş birliği yapma ve problem çözme becerilerini geliştirir. Kendi seçimiyle yaptığı görevlerde çocukların motivasyonu çok daha yüksek olur ve bu da sorumluluk alışkanlığının kalıcı hale gelmesine katkı sağlar” ifadelerini kullandı.

‘DOĞAL SONUÇLAR ÇOCUKLAR İÇİN ÖĞRETİCİ OLUYOR’
Çocukların sorumluluklarını yerine getirmediğinde her zaman doğrudan müdahale edilmemesi gerektiğini söyleyen Yıldız, “Çocuğunuz ödevini yapmadığında öğretmeninden uyarı alması gibi durumlar doğal sonuçlardır ve bu deneyimler dışarıdan verilen cezalardan çok daha etkili olabilir. Çünkü çocuklar doğrudan yaşadıkları deneyimlerden daha kalıcı dersler çıkarır. Her sorunda hemen devreye girip çocuğun yerine çözüm üretmek, onun sorumluluk alma becerisinin gelişmesini engelleyebilir. Oysa çocuk, davranışlarının sonuçlarını deneyimlediğinde neden-sonuç ilişkisini daha sağlıklı kurar ve gelecekte benzer durumlarda daha bilinçli hareket etmeyi öğrenir” dedi.

‘SABIRLI OLMAK BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’
Öğrenme sürecinin zaman aldığını vurgulayan Yıldız, “Bir çocuğun bugün bir görevi yerine getirememesi onun başarısız olduğu anlamına gelmez. Belki yarın ya da sonraki gün bunu başaracaktır. Bu nedenle ebeveynlerin beklentilerini açık şekilde ifade etmesi ve çocuklarına karşı sabırlı davranması gerekir. Öğrenme süreci tekrar ve deneyimle gelişir. Çocukların zaman zaman hata yapması ya da unutması son derece doğaldır. Önemli olan, bu süreçte çocuğu destekleyici ve motive edici bir yaklaşım sergilemektir” diye konuştu.

Çocukların davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini görmesinin empati becerisini geliştirdiğini de söyleyen Yıldız, “Kardeşiyle oyuncağını paylaşan bir çocuğa, bunun karşı tarafta oluşturduğu mutluluğu göstermek empati duygusunu ve sorumluluk bilincini güçlendirir. Çocuk yaptığı olumlu davranışın başka insanlarda nasıl bir etki bıraktığını gördüğünde, sosyal ilişkilerinde daha duyarlı ve anlayışlı bir birey haline gelir. Bu farkındalık, ilerleyen yaşlarda kuracağı insan ilişkileri açısından da oldukça değerlidir” ifadelerini kullandı.

‘HATALAR CEZALANDIRILMAMALI’
Çocukların hata yapmasının gelişimin doğal bir parçası olduğunu belirten Yıldız, “Çocukların hata yapması son derece doğaldır ve bu hatalar cezalandırılmamalıdır. Bunun yerine, ‘Bu sefer böyle oldu, peki bir dahaki sefere bunu nasıl daha iyi yapabiliriz?’ şeklinde yaklaşmak çocuğun problem çözme becerisini geliştirir ve sorumluluk alma sürecine aktif katılımını sağlar. Çocuğa hata yapma hakkı tanımak, onun özgüvenli ve kendini ifade edebilen bir birey olarak gelişmesine katkı sunar. Hataların bir başarısızlık değil, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğunu hissettirmek çocukların psikolojik gelişimi açısından da büyük önem taşır” dedi.