TMMOB Antalya il koordinasyon kurulu Çakırlar’da planlanan TOKİ projesine ilişkin uyarı yaptı. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından planlanan geniş ölçekli toplu konut projesinin kapsamı, yer seçimi, hidrojeolojik yapı, taşkın güvenliği, içme suyu koruma alanları, teknik altyapı ve imar planı bütünlüğü açısından ciddi sakıncalar içerdiğini belirten heyet çevresel ve jeolojik risklere ek olarak alanın planlama açısından da önemli sorunları bulunduğuna dikkat çekti.
Yapılan açıklamada “Öncelikle belirtmek isteriz ki; meslek odaları olarak sosyal konut üretimine karşı değiliz. Aksine, erişilebilir, güvenli, planlı ve nitelikli konut üretimini destekliyoruz. Burada eleştirilen husus projeden ziyade yanlış yer seçimi nedeniyle ortaya çıkan kamu güvenliği, içme suyu güvenliği ve çevresel sürdürülebilirlik riskleridir. Bu uyarılar, sosyal konuta karşı bir tutum değil; ileride telafisi zor zararları önlemeye yönelik bilimsel ve teknik bir hatırlatmadır. Bölge jeolojik ve hidrojeolojik açıdan hassas bir havza içerisinde yer almakta olup kum, çakıl ve yamaç molozu birimlerinin baskın olduğu yüksek geçirgenlikli zemin özellikleri göstermektedir. Bu tür taneli ve gevşek yapılı zeminler; yüksek yeraltı su seviyesi, sıvılaşma potansiyeli, taşıma gücü yetersizliği ve oturma gibi mühendislik açısından kritik riskler doğurmakta, bu nedenle güvenli yapılaşma için ayrıntılı jeolojik–jeoteknik incelemeler zorunlu kılmaktadır. Aynı geçirgen özellikler içme suyu temininde stratejik öneme sahip akiferlerin kirlenmeye açık, doğal arıtım kapasitesi düşük ve kirlenme sonrası geri kazanımı neredeyse imkânsız olduğu anlamına gelmektedir. Nitekim proje sahası çevresinde yaklaşık 12 adet içme suyu kuyusu bulunmakta olup bu kuyular için yıllık toplam 1,4 hm³ su tahsisi yapılmaktadır. Söz konusu alanın içme suyu 2. derece koruma alanında yer alması; hem içme–kullanma suyu güvenliğini hem de güvenli yapılaşmayı doğrudan ilgilendiren çift yönlü bir risk oluşturmaktadır” denildi.
TAŞKIN RİSKİ BELİRGİNDİR
Proje alanında ayrıca taşkın riskinin belirgin olduğu belirtilen açıklamada “Havzanın topografyası, yağış rejimi, dere yatağı davranışı ve sediment yükü geçmiş taşkın olaylarını açıkça işaret etmektedir. Taşkın sınırları ile proje alanlarının çakışması, özellikle kısa süreli şiddetli yağışların arttığı günümüz iklim koşullarında ciddi can ve mal güvenliği tehlikesi yaratacaktır. Tüm bu çevresel ve jeolojik risklere ek olarak alanın planlama açısından da önemli sorunları bulunmaktadır. Proje; üst ölçekli çevre düzeni planlarında orman, içme suyu koruma alanı ve taşkın sahası olarak görülen bir bölgede yer almakta; nazım ve uygulama imar planlarının yokluğu, kentsel tasarım altlığının bulunmaması ve sosyal donatı–teknik altyapı gerekliliklerinin tanımlanmadan nüfus öngörüsünde bulunulması nedeniyle hem planlama hiyerarşisine hem de şehircilik ilkelerine aykırılık taşımaktadır. Söz konusu proje çevresinde ve koruma alanları üzerinde yakın gelecekte benzer taleplerin oluşmasına neden olacak ve yapılaşma baskılarını arttıracaktır” denildi.
ULAŞIM VE TEKNİK ALTYAPI
Ulaşım ve teknik altyapı açısından da ciddi boşluklar bulunduğu belirtilen açıklamada “Projenin tamamlanmasıyla on binlerce kişinin yaşayacağı yeni bir yerleşim ortaya çıkacaktır. Ancak bölgede ana arter bağlantıları, toplu taşıma entegrasyonu, içme suyu–atık su kapasitesi, elektrik altyapısı ve sosyal donatılar bu ölçeğe uygun değildir. Plansız nüfus yükü kent merkezinde trafik baskısını artıracak, mevcut altyapıyı zorlayacak ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyecektir. Bu kapsamda bölgedeki Hurma Atık Su Arıtma Tesisinin kapasitesini aşan oranda bir atık su oluşacak, bölgeden çıkacak bu atık suyun dereler yoluyla arıtılmadan denize ulaşması söz konusudur. Burada vurgulanması gereken bir diğer husus, projeye ilişkin çevresel değerlendirme süreçlerinin kapsayıcılığıdır. Çevresel Etki Değerlendirmesi yalnızca şekli bir onay süreci değil; riskleri önceden tespit edip gerekli tedbirleri tanımlamayı amaçlayan bilimsel bir mekanizmadır. İçme suyu havzaları, taşkın alanları, karstik akifer sistemleri, tarımsal üretim, iklimsel etkiler ve kümülatif çevresel yük gibi hususlar bütüncül bir analiz gerektirir. Bu analizler tamamlanmadan verilen kararlar hem çevre hukuku hem de ihtiyat ilkesi açısından tartışmalıdır. Bu bağlamda ilgili meslek odaları olarak “ÇED Gerekli Değildir” kararı ve ihale süreçlerine ilişkin hukuki girişimler başlatılmış olup süreç yargı nezdinde takip edilmektedir” ifade edildi.
YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ
Yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı; “Sonuç olarak; Çakırlar TOKİ Projesi mevcut hâliyle içme suyu güvenliği, afet riski, planlama ilkeleri, sağlık–güvenlik, kentleşme kalitesi ve kamu yararı açısından sakıncalıdır. İmar planları ve etütler olmadan ilerlenmesi, havza bazlı su yönetimi ve afet güvenliği ilkelerini ihlal edecek; gelecekte telafisi güç sonuçlara yol açabilecektir. Bu nedenle proje, yer seçimi başta olmak üzere teknik, bilimsel, sosyal ve hukuki yönleriyle yeniden değerlendirilmelidir.”