GÜNDEM

Zayıflama iğnesi için kritik uyarı

Kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen yeni nesil ilaçların yalnızca kilo kontrolünde değil, Tip 2 diyabet, obezite ve karaciğer yağlanması gibi metabolik hastalıkların tedavisinde de etkili olduğu belirtilirken, bu ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiği vurgulandı

İç Hastalıkları (Dahiliye) Uzm. Dr. Rahim Bızhe, kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen yeni nesil ilaçların yalnızca kilo kaybı sağlamak amacıyla değil, Tip 2 diyabet, obezite ve metabolik yağlı karaciğer hastalığının tedavisinde de etkili şekilde kullanılabildiğini belirtti. Son yıllarda dünya genelinde kullanım alanı giderek genişleyen bu ilaçların mutlaka uzman hekim kontrolünde uygulanması gerektiğini vurgulayan Bızhe, bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Son dönemde özellikle sosyal medyada ve estetik kaygılar nedeniyle sıkça gündeme gelen zayıflama iğnelerinin, aslında metabolik hastalıkların tedavisinde geliştirildiğini ifade eden Uzm. Dr. Rahim Bızhe, tedavinin her hasta için uygun olmadığını ve ayrıntılı bir değerlendirme sonrasında planlanması gerektiğini söyledi.

‘HER KİLO FAZLASI OLAN KİŞİ İÇİN UYGUN DEĞİLDİR’
Obezitenin yalnızca kozmetik bir sorun değil, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, Tip 2 diyabet, uyku apnesi, eklem rahatsızlıkları ve bazı kanser türleri için önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çeken Dr. Rahim Bızhe, kilo tedavisinde kullanılan ilaçların belirli kriterleri karşılayan hastalarda tercih edildiğini belirtti. Bızhe, “Bu tedavi yöntemleri her kilo fazlası olan kişiye uygulanmaz. Hastanın vücut kitle indeksi, eşlik eden kronik hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve genel sağlık durumu ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Tedavi tamamen kişiye özel planlanmalıdır” dedi.

‘İŞTAHI AZALTIYOR, TOKLUK SÜRESİNİ UZATIYOR’
Zayıflama iğnelerinin sindirim sistemindeki GLP-1 ve GIP reseptörleri üzerinden etki gösterdiğini belirten Bızhe, bu ilaçların mide boşalma süresini yavaşlatarak tokluk hissini uzattığını, iştahı azalttığını ve böylece kalori alımının düşmesine yardımcı olduğunu söyledi.
Bu mekanizmanın yalnızca kilo kaybını desteklemediğini ifade eden Bızhe, “Kan şekeri kontrolünün iyileştirilmesine katkı sağlarken insülin direncinin azaltılmasına da yardımcı olabiliyor. Ayrıca karaciğer yağlanmasının gerilemesi, kan yağlarının düşmesi ve tansiyon kontrolüne olumlu katkılar sağlayabiliyor. Bu nedenle yalnızca kilo verdiren bir ilaç olarak değerlendirilmemelidir” diye konuştu.

‘TEDAVİ ÖNCESİNDE AYRINTILI DEĞERLENDİRME GEREKİYOR’
Tedaviye başlamadan önce hastaların ayrıntılı bir sağlık taramasından geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Rahim Bızhe, “Özellikle safra kesesi hastalıkları, pankreas hastalıkları, tiroit öyküsü, böbrek fonksiyonları ve göz sağlığının değerlendirilmesi önem taşıyor. Tedavi süresince düzenli kan tahlilleri yapılmaktadır. Olası yan etkilerin erken dönemde tespit edilmesi için hastaların kontrollerini aksatmaması gerekiyor” dedi.


‘YAN ETKİLER GÖRÜLEBİLİYOR’
İlaçların en sık görülen yan etkilerinin mide-bağırsak sistemiyle ilgili olduğunu belirten Bızhe, “Bulantı, kusma, kabızlık, ishal, mide dolgunluğu ve şişkinlik özellikle tedavinin ilk haftalarında görülebilir. Çoğu hastada bu şikâyetler zaman içerisinde azalır. Ancak şiddetli karın ağrısı, sürekli kusma veya farklı sağlık sorunları gelişmesi durumunda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır” ifadelerini kullandı.

‘SAĞLIKLI YAŞAM ALIŞKANLIKLARININ YERİNİ TUTMUYOR’
İlaçların tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını vurgulayan Bızhe, “Tedavinin mutlaka sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteyle desteklenmesi gerekiyor. Düzenli egzersiz yapılmadan ve beslenme alışkanlıkları değiştirilmeden kalıcı başarı sağlamak oldukça güçtür. Bireylere kişiye özel beslenme programı uygulanması tedavi başarısını artırıyor” diye konuştu.

‘TEDAVİ BIRAKILDIKTAN SONRA KİLO GERİ ALINABİLİR’
Zayıflama iğnelerinin genellikle haftada bir kez deri altına uygulandığını belirten Bızhe, uygun görülen hastaların enjeksiyonu eğitim aldıktan sonra kendilerinin de yapabildiğini söyledi. Tedavinin sonlandırılması sonrasında yaşam tarzı değişikliklerinin sürdürülmemesi halinde yeniden kilo alınabileceğine dikkat çeken Bızhe, “İlaç bırakıldıktan sonra sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite devam etmezse verilen kiloların bir kısmı geri alınabilir. Bu nedenle tedaviyi yalnızca ilaç kullanımı olarak değil, uzun vadeli yaşam tarzı değişikliği olarak değerlendirmek gerekir. Bu ilaçlar klasik anlamda bağımlılık oluşturmaz” dedi.

‘KONTROLSÜZ KULLANIM CİDDİ RİSK OLUŞTURABİLİR’
İnternet üzerinden temin edilen veya doktor önerisi olmadan kullanılan ürünlerin ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten Bızhe, “Son dönemde sosyal medya üzerinden önerilen ya da reçetesiz temin edilmeye çalışılan ürünler nedeniyle istenmeyen sağlık sorunlarıyla karşılaşılabiliyor. Bu ilaçlar yalnızca uzman hekim tarafından uygun görülen hastalarda ve düzenli takip altında kullanılmalıdır. Amaç sadece kilo kaybı değil, obeziteye bağlı metabolik hastalıkların kontrol altına alınması ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.