YENİ BİR KENT ANLAYIŞI
Üçüncü maddenin deprem bölgesinin yeniden inşası olarak belirlendiğini belirten Akıncı, 'İlçelerin yeniden inşası sadece konut olarak değil yeni bir kent anlayışını içermelidir. Uzun vadeli bölgesel kalkınma stratejisi belirlenmeli, yeni üretim merkezleri oluşturulmalı. Marmara'dan tekstil, gıda, giyim, kimya, çimento ve yapı malzemeleri sektörlerindeki tesislerin bölgeye transferi teşvikleri artırılmalıdır. Bölgenin yeniden inşasında yenilenebilir enerji gibi çevreci yaklaşımlar temel alınmalıdır' diye konuştu.
DERSLER ÇIKARILMALIDIR
Dördüncü olarak deprem felaketinden dersler çıkarılması gerektiğini belirten Akıncı, 'Afet yönetimi sistemi değişmelidir. Yönetim ve müdahalede ulusal, bölge, il, ilçe ve mahalle birimlerini içeren yeni bir sisteme geçilmelidir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin rolü ve hazırlıkları güçlendirilmedir. Taşıma kapasitesini aşan il ve ilçelerde yeni imarlar durdurulmalı, tersine göç hızlandırılmalıdır. Hazineye ve belediyelere ait arsa ve araziler satılmamalı. Her türlü teknik veriden uzak imar barışı gibi uygulamalardan kesinlikle vazgeçilmelidir. Bütün ilçelerin deprem master planları ve afet yönetim planları hemen hazırlanmalı ve hazırlık süreçleri başlamalıdır' dedi.
EKONOMİK RİSKLER
Türkiye ekonomik vizyonu deprem riskleri dikkate alınarak yeni bir temele oturtulması gerektiğini belirten Akıncı, beşinci maddenin ise ekonomi olduğunu söyledi. Akıncı 'Depremin büyük maliyeti 800 bini aşkın konut ve işyeri yapımı, onarım, enkaz ve altyapı yenilenmesi maliyetidir. Bu inşanın yaklaşık maliyeti 1,5 trilyon TL'dir inşaat harcamalarının finansmanında Dünya Bankası, AKYB gibi kuruluşların uzun vadeli finansman imkanlarından yararlanılabileceği dikkate alınmalıdır. Ülkemizde 7 milyona yakın konutun risk altında olduğu ve yenilenmesi gerektiği, bunun büyük bir ekonomik kayıp ve finansman ihtiyacı anlamına geldiği bilinmektedir' dedi.
YETKİN MÜHENDİSLİK YASASI
Altıncı maddenin ise eğitim sistemi olduğunu söyleyen Akıncı 'Depremin yol açtığı büyük yıkımda gündeme gelen konulardan birisi de mühendislik eğitiminin yetersizliğidir. Ülkemizde üniversite sayısında hızlı artışa karşılık eğitim ve öğretim kalitesinde artış değil, düşüş olduğu değerlendirmesi, kamuoyunda görüş birliği sağlanan az sayıda noktadan birisidir. Yetkin mühendislik yasası acilen ele alınıp, uygulamaya geçilmelidir. En önemlisi, orta öğretimde üniversite sınavı merkezli eğitimin coğrafya, jeoloji, deprem, iklim değişikliği, afet ve çevre gibi birçok konuda bilinçlenmeyi engellediği de artık görülmeli ve eğitim sistemimiz çağdaş bir temelde baştan sona yeniden ele alınmalıdır' dedi.
TELAŞLANDIRIYORLAR
Antalya'ya ilişkin değerlendirmelerde de bulunan ANSİAD Başkanı Akıncı, Antalya'nın 6 ve 6.1'le 8-9 sene önce sallandığını, olası bir depremde yine ciddi sallanabileceğini söyledi. Akıncı, 'Antalya'da imar planlarından dolayı birçok riskli yapı olduğunu söyleyebiliriz. Ama şu algının doğru olmadığını düşünüyorum, Türkiye'de 1938-40'lardan beri yönetmelikler var, her yönetmelik bilimsel anlamda daha iyi olduğu için ilerlenir. 'Son yönetmeliğe uymuyor, bu binalar kesinlikle yıkılmalıdır', böyle bir anlayış yok. Eğer mevcut yönetmeliklere göre yapıldıysa onun da bir anlamı, izahı var. Burada değerlendirilmesi gereken sadece beton kalitesi değil, demiri ve mevcut sistemi tasarlanıp bir performans analizinden geçirilmelidir. Bunlar yapılmadan, '1999 öncesi bütün binalar yıkılmalıdır', tümden reddettiğim bir olay ve hiçbir teknik verisi yok. Vatandaşı gereksiz yere telaşlandıran bir şeydir. Bilim de bunu kabul etmez' diye konuştu.