12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında konuşan hemşire Sema Çöpten, hemşirelik mesleğinin yalnızca teknik bir görevden ibaret olmadığını, aksine insan yaşamına doğrudan temas eden derin bir sorumluluk taşıdığını söyledi. Çöpten, özellikle yoğun bakım servislerinde görev yapmanın hem fiziksel hem de duygusal açıdan ciddi bir dayanıklılık gerektirdiğini vurguladı.
Her yıl 12–18 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Hemşireler Haftası vesilesiyle sağlık çalışanlarının emeği yeniden gündeme gelirken, hemşirelerin çalışma koşulları, karşılaştıkları zorluklar ve yaşadıkları yoğun duygusal yük de bir kez daha tartışma konusu oluyor. Sağlık sisteminin en kritik yapı taşlarından biri olan hemşireler, özellikle pandemi sürecinde üstlendikleri sorumluluklarla toplumun hafızasında önemli bir yer edindi.
‘HER GÜN UMUTLA DEVAM EDİYOR’
Yoğun bakımda geçirilen her günün farklı bir hikaye barındırdığını söyleyen Çöpten, “Hastaneye her gelişimizde bizi nasıl bir tablonun karşılayacağını önceden bilmemiz mümkün değil. Bazen yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide duran bir hastanın sessiz mücadelesine eşlik ediyoruz, bazen de çaresizce bekleyen ailelerin umut ve endişe dolu bakışlarına tanıklık ediyoruz. Yoğun bakım hastaları çoğu zaman konuşamaz, kendini ifade edemez ama biz onların en küçük fiziksel değişiminden bile bir anlam çıkararak hareket ederiz. Çünkü burada yaptığımız iş sadece tedavi değil, aynı zamanda yaşamı koruma çabasıdır. Bir hastanın nefesindeki değişimi fark etmek bile bazen hayati bir önem taşır” dedi.
‘YORGUNLUK VAR AMA KARŞILIĞI İNSAN HAYATI’
Mesleğin hem bedensel hem de ruhsal anlamda ağır bir yük taşıdığını ifade eden Çöpten, “Bu mesleğe başlarken zorlukları biliyorduk ancak yaşadıkça duygusal tarafının çok daha ağır olduğunu anlıyoruz. Uzun nöbetler, yoğun tempo, uykusuz geceler ve zaman zaman yaşanan kayıplar bizleri derinden etkiliyor. Eve döndüğümüzde sadece bedenimiz değil, zihnimiz ve kalbimiz de yorulmuş oluyor. Ancak tüm bu zorluklara rağmen bir hastanın iyileşip taburcu olması, yeniden hayata tutunması bütün yorgunluğun önüne geçiyor. O anlarda insan, yaptığı işin değerini çok daha net görüyor” ifadelerini kullandı.
‘BİR DOKUNUŞ BAZEN EN GÜÇLÜ TEDAVİDİR’
Hemşireliğin yalnızca ilaç ve tedavi süreçlerinden ibaret olmadığını vurgulayan Sema Çöpten, insan temasının önemine dikkat çekerek, “Bazen bir hastanın elini tutmak, ona yalnız olmadığını hissettirmek, tıbbi müdahaleler kadar etkili olabiliyor. Bizler sadece tedavi eden değil, aynı zamanda destek olan, yanında duran ve umut veren kişileriz. Her hasta bizim için ayrı bir hikâye, her iyileşme ayrı bir motivasyon kaynağı” dedi.
‘BU MESLEK BİR TERCİH DEĞİL, BİR ADANMIŞLIK’
Mesleğin kendisine kazandırdığı deneyimlerin hayat görüşünü de değiştirdiğini söyleyen Çöpten, hemşireliğin büyük bir fedakarlık gerektirdiğini belirtti. Tüm meslektaşlarının Hemşireler Günü’nü kutlayan Çöpten, “Hemşirelik sadece bir iş değil, insan hayatına dokunan bir sorumluluk ve adanmışlıktır. Zor zamanlarda birbirimize destek olarak ayakta kalıyoruz. Bu mesleğin içinde olmak, her şeye rağmen insanlara umut olabilmek büyük bir onur. Tüm hemşire arkadaşlarımın Hemşireler Günü’nü kutluyorum. Aynı özveriyle, aynı inançla hayatlara dokunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.