Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, 2025-2026 eğitim-öğretim yılının kapanışı vesilesiyle hazırladıkları raporu kamuoyuna duyurdu. Eğitim sisteminde uzun yıllardır biriken sorunların bu dönemde daha da ağırlaştığını belirten Koç, çocukların en temel hakkı olan eğitimin piyasa ilişkilerine terk edildiğini iddia etti. Milyonlarca velinin artan masraflar altında ezildiğini ifade eden Koç, kamusal eğitimin geriletildiğini ve fırsat eşitliğinin tamamen ortadan kaldırıldığını söyledi.
‘EĞİTİM HARCAMALARINDA 28 KAT FARK VAR’
Basın toplantısında uluslararası raporlara ve resmi istatistiklere dayanan çarpıcı veriler paylaşıldı. UNICEF'in 2026 yılı verilerine atıfta bulunan Koç, Türkiye'de çocukların yüzde 38,9'unun yoksulluk, sosyal dışlanma ve temel haklara erişememe riski altında yaşadığını aktardı. Gelir adaletsizliğinin okul sıralarına da doğrudan yansıdığını belirten Koç, en yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitim harcamalarının, en düşük gelir grubundaki ailelerin harcamalarının yaklaşık 28 katına ulaştığını dile getirdi. Eğitim politikalarının merkezine pedagojik ihtiyaçlar yerine maliyet hesaplarının ve ideolojik tercihlerin yerleştirildiğini savunan Koç, yaşanan buhranın basit bir uygulama eksikliğiyle açıklanamayacağını, bunun belirli bir siyasal yaklaşımın ürünü olduğunu ifade etti.
Tülin Koç, bu derin uçuruma dikkat çektiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Gelir eşitsizliği eğitim alanında da derinleşmekte; en yüksek gelir grubundaki ailelerin eğitim harcamaları, en düşük gelir grubundaki ailelerin harcamalarının yaklaşık 28 katına ulaşmaktadır. Bugün eğitim politikalarının merkezine pedagojik ihtiyaçlar yerine maliyet hesapları, bilimsel gereklilikler yerine ideolojik tercihler yerleştirilmektedir.”

RESMİ ANAOKULLARI AZALIRKEN ALTERNATİF YAPILAR ARTIYOR
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) verilerine göre örgün eğitimde öğrenim gören yaklaşık 18 milyon öğrencinin 1 milyon 539 bininin özel okullarda eğitim gördüğünü hatırlatan Koç, Türkiye'deki yaklaşık 74 bin okulun 14 bin 700'ünün özel okul olmasının kamusal kapasitenin bilinçli biçimde daraltıldığının bir göstergesi olduğunu söyledi. Özellikle okul öncesi eğitimde resmi anaokullarındaki öğrenci sayısının bir yıl içinde yaklaşık yüzde 39 azaldığına dikkat çeken Koç, buna karşılık Diyanet'e bağlı 4-6 yaş Kur'an kursları ile toplum temelli kurumlarda öğrenci sayısının yaklaşık yüzde 25 arttığını belirtti. Kamu okullarının protokoller aracılığıyla şirketlere, vakıflara ve çeşitli dini yapılara açılmasının kamusal eğitim hizmetini parçaladığını söyleyen Koç, devletin kendi sorumluluğunu farklı aktörlere devrettiğini öne sürdü.
Eğitimin kamusal bir hak olmaktan çıkarılarak piyasa ilişkilerine göre yeniden yapılandırıldığını belirten Koç, laiklik ilkesine vurgu yaparak şunları söyledi: “Okul öncesi eğitimde resmi anaokullarındaki öğrenci sayısı azalırken, Kur'an kurslarında öğrenci sayısı yaklaşık yüzde 25 artmıştır. Çocukların eğitim ortamlarının tarikat ve cemaat bağlantılı yapılara açılması kabul edilemez. Laik eğitimden uzaklaşmanın bedelini en ağır biçimde kız çocukları ile yoksul ailelerin çocukları ödemektedir.”
‘MESEM PROJESİ ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ MEŞRULAŞTIRIYOR’
Ekonomik krizin faturasının çocuklara kesildiğini ve bugün yaklaşık 1,5 milyon çocuğun örgün eğitim sisteminin dışında kaldığını belirten Veli-Der Antalya Şube Başkanı, Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) projesini ve okullardaki fiziki yetersizlikleri de sert bir dille eleştirdi. MESEM’lerin çocukların eğitim hakkını güçlendirmek yerine onları erken yaşta ucuz işgücü piyasasına yönlendiren bir modele dönüştüğünü savunan Koç, sanayi bölgelerinde yaşanan çocuk işçi ölümlerinin ve iş cinayetlerinin bu sistemin acı bir sonucu olduğunu dile getirdi.
MESEM uygulamaları ve çocuk işçiliği konusunda net mesajlar veren Koç, “Okulun yerini giderek daha fazla atölyeler ve fabrikalar almakta; eğitim hakkı sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmektedir. MESEM'lerde yaşanan çocuk işçi ölümleri ve güvencesiz çalışma koşulları, bu modelin çocukların yararını değil sermayenin ihtiyaçlarını öncelediğini göstermektedir. Çocukların yeri işyerleri değil okullardır” dedi.
‘OKULLARDA HİJYEN VE GÜVENLİK VELİLERİN SIRTINDA’
Okullardaki hijyen ve güvenlik krizine de değinen Koç, kadrolu personel yerine geçici istihdam modellerinin tercih edilmesinin okulları temizlikten yoksun bıraktığını, velilerin okullara temizlik malzemesi taşımak ve bakım-onarım giderlerini ceplerinden karşılamak zorunda kaldığını sözlerine ekledi. Taşımalı eğitimde yapılan kilometre düzenlemelerinin de kırsaldaki çocukları mağdur ettiğini belirten Koç, bütçe tasarrufunun çocukların eğitim hakkı üzerinden yapılamayacağını ifade etti.
Okullarda üç yılı aşkın süredir ücretsiz yemek mücadelesi verdiklerini ancak MEB’in bu konuda kalıcı bir adım atmadığını söyleyen Koç, şu ifadelere yer verdi: “Kamusal, parasız, laik, bilimsel ve nitelikli eğitim herkes için güvence altına alınmalıdır. Çocuk emeği sömürüsüne son verilmeli, MESEM uygulamaları kaldırılmalıdır. Tüm okullarda ücretsiz yemek ve temiz su sağlanmalı, temizlik ve güvenlik hizmetleri için yeterli sayıda kadrolu personel istihdam edilmelidir. Tarikat ve cemaatlerin eğitim alanındaki tüm faaliyetlerine son verilmelidir.”





