EKONOMİ

Bölge ihracatı yılın ilk dört ayında zirve yaptı

Antalya, Burdur ve Isparta’yı kapsayan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB), yılın ilk dört ayında gerçekleştirilen ihracat, geçen yıla göre yüzde 3,85 artışla 4 Mayıs itibarıyla 1 milyar doları aşarken, bölgenin dış ticaretteki performansı düzenlenen basın toplantısıyla kamuoyuna duyurdu

Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz bölgesinin 2026 yılı ihracat performansı düzenlenen kapsamlı bir basın toplantısıyla kamuoyuna duyuruldu. Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantı, yönetim kurulu üyelerinin kendilerini tanıtmasıyla başlarken, ardından yılın ilk dört ayına ilişkin ihracat verileri detaylı şekilde paylaşıldı. Toplantı, basın mensuplarının sorularının yanıtlandığı bölümle sona erdi.

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Can, bölge ihracatına ilişkin yaptığı değerlendirmede, 4 Mayıs 2026 itibarıyla 1 milyar dolar eşiğinin aşıldığını vurgulayarak, bu sonucun sadece rakamsal bir başarı olmadığını, aynı zamanda bölge ihracatçısının zorlu küresel koşullara rağmen üretim ve pazarlama gücünü koruduğunu gösterdiğini ifade etti. Geçen yıla göre bu seviyeye 5 gün daha erken ulaşıldığını hatırlatan Can, “Bu tablo, firmalarımızın dinamizmini ve yeni pazarlara ulaşma konusundaki kararlılığını açıkça ortaya koyuyor. 1.664 ihracatçı firmamızın 160 farklı ülke ve bölgeye ulaşması, pazar çeşitliliğimizin ne kadar genişlediğinin de en somut göstergesidir” dedi.

İHRACATIN YARISI İKİ SEKTÖRDEN
Bölge ihracatında yaş meyve-sebze ile maden ve metaller sektörlerinin belirleyici rol oynadığını ifade eden Can, söz konusu iki sektörün toplam ihracatın yaklaşık yarısını oluşturduğunu söyledi. Yaş meyve ve sebze ihracatının yüzde 12,76 artışla 366,2 milyon dolara yükseldiğini belirten Can, maden ve metaller sektörünün ise yüzde 2,23 artışla 154,1 milyon dolar seviyesine ulaştığını kaydetti. Özellikle tarım ürünlerindeki artışın bölge ekonomisine önemli katkı sunduğunu vurguladı.

İhracatın sektörel dağılımına değinen Can, yaş meyve-sebze ile maden ve metaller sektörlerinin bölge ekonomisi açısından kritik bir rol üstlendiğini belirterek, “Bu iki sektör toplam ihracatımızın yaklaşık yarısını oluşturuyor. Yaş meyve-sebzede elde ettiğimiz çift haneli artış, hem üretim kalitemizin hem de dış pazarlardaki talebin güçlü olduğunu gösteriyor. Aynı şekilde doğal taş ve maden ürünlerinde de istikrarlı bir seyir söz konusu. Ancak bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için maliyet baskılarını da göz ardı etmememiz gerekiyor” diye konuştu.

‘AVRUPA ANA PAZAR KONUMUNU KORUYOR’
İhracat yapılan ülkeler bazında dağılıma da değinen Can, en fazla ihracat gerçekleştirilen ilk 20 ülkenin 11’inin Avrupa kıtasında yer aldığını söyledi. Avrupa ülkelerine yapılan ihracatın 416,8 milyon dolara ulaştığını belirten Can, Asya ülkelerine 174,9 milyon dolar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesine ise önemli ölçüde ihracat gerçekleştirildiğini ifade etti. İlk 20 ülkeye yapılan toplam ihracatın 714,4 milyon dolar olduğunu dile getiren Can, “Avrupa ülkeleriyle olan ticari ilişkilerimiz hem coğrafi yakınlık hem de lojistik avantajlar nedeniyle güçlü şekilde devam ediyor. Bunun yanında Asya ve diğer bölgelerde de varlığımızı artırmaya çalışıyoruz. Özellikle son dönemde bazı ülkelerde yakaladığımız yüksek artış oranları, doğru stratejilerle yeni pazarlarda hızlı büyümenin mümkün olduğunu gösteriyor” dedi.

BAZI ÜLKELERDE DİKKAT ÇEKEN ARTIŞLAR
İhracatın ciddi oranda arttığı ülkeler arasında Maldiv Adaları öne çıktı. Bu ülkeye yapılan ihracatın yüzde 855 artışla 20 milyon 492 bin dolara ulaştığını belirten Can, Maldivler’in sıralamada 16’ncı sıraya yükseldiğini söyledi. KKTC’ye yapılan ihracatın yüzde 36,10 artışla 23,9 milyon dolara çıktığını ifade eden Can, İspanya’ya yüzde 64,6 artışla 32,3 milyon dolar, Polonya’ya ise yüzde 56,71 artışla 27,4 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.

Küresel gelişmelerin ihracata etkisine de değinen Can, özellikle Orta Doğu’daki jeopolitik risklerin dikkatle takip edildiğini belirterek, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler sadece enerji ve lojistik açısından değil, ticaret akışları açısından da belirleyici olabilir. Elbette savaş ya da kriz ortamlarının oluşmasını hiçbir zaman istemeyiz. Ancak küresel ticarette oluşabilecek yön değişimlerinde Türkiye’nin alternatif bir tedarikçi olarak öne çıkma ihtimali bulunuyor. Bununla birlikte bu tür gelişmelerin turizm gibi farklı sektörlerde olumsuz etkileri de olabiliyor. Dolayısıyla artı ve eksileri birlikte değerlendirmek gerekiyor, net bir tablo için biraz daha zamana ihtiyaç var” dedi.

‘EN FAZLA İHRAÇ EDİLEN ÜRÜN BİBER’
Ürün bazında değerlendirildiğinde, en fazla ihracatın 145,8 milyon dolarla biberde gerçekleştiği görüldü. Biber ihracatında yüzde 37,30’luk artış yaşandığını belirten Can, mermer ve doğal taşın 110,2 milyon dolarla ikinci sırada yer aldığını söyledi. Domates ihracatının ise 105 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini ancak yüzde 2,80’lik bir gerileme yaşandığını ifade etti.

Ağaç ve ağaç mamullerinde 87,6 milyon dolar, işlenmiş mermerde 41 milyon dolar, plastik mamullerinde 33,1 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini belirten Can, bazı ürün gruplarında düşüş yaşandığını da sözlerine ekledi. Ferro krom ihracatında yüzde 16,19, plastik mamullerinde ise yüzde 2,05 oranında gerileme görüldü.

Hıyar kornişon, nar ve kabak gibi ürünlerde ise çift haneli artışlar dikkat çekti. Toplamda 23 üründe 10 milyon dolar, 91 üründe ise 1 milyon dolar ihracat barajının aşıldığını belirten Can, bölgeden 369 farklı ürün ve ürün grubunda ihracat yapıldığını, alt kırılımlarla bu sayının binleri bulduğunu ifade etti.

MADEN İHRACATINDA SINIRLI ARTIŞ
Maden sektörü özelinde yapılan değerlendirmede, doğal taş grubunda önemli bir artış yaşandığı görüldü. Yontulmaya ve inşaata elverişli mermer, traverten, oniks ve granit gibi ürünlerde ihracat yüzde 25,59 artarak 110,2 milyon dolara ulaştı. Mineral maddelerde yüzde 34,93’lük artış yaşanırken, metal cevherlerinde yüzde 71,33’lük sert bir düşüş dikkat çekti. Toplam maden ihracatı ise yüzde 2,23 artışla 154,1 milyon dolar olarak kaydedildi.

‘KÜRESEL GELİŞMELERİN ETKİSİ YAKINDAN İZLENİYOR’
Basın toplantısında küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Mehmet Ali Can, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimlerin ticaret ve turizm üzerinde etkiler oluşturabileceğini belirtti. Bölgedeki gelişmelerin Türkiye açısından hem fırsatlar hem de riskler barındırdığını ifade eden Can, “İran’daki gelişmeler nedeniyle ticaret akışının Türkiye’ye yönelmesi söz konusu olabilir. Ancak aynı zamanda turizm hareketliliğinde düşüş gibi olumsuz etkiler de görülebiliyor. Artı ve eksileri değerlendirmek için henüz erken” dedi.

‘DÖVİZ KURU REKABET GÜCÜNÜ ETKİLİYOR’
İhracatçının en önemli gündem maddelerinden birinin döviz kuru olduğunu vurgulayan Can, düşük kur politikasının maliyetleri artırdığını ve rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söyledi. Devlet tarafından sağlanan yüzde 3’lük desteğin önemli olduğunu ancak yetersiz kaldığını ifade eden Can, bu desteğin artırılması gerektiğini dile getirdi. Asgari ücret artışları ile döviz kuru arasındaki dengesizliğe de dikkat çeken Can, “Maliyetlerimiz ciddi şekilde artarken döviz kurunun aynı oranda yükselmemesi ihracatçıyı zorluyor. Bu durum rekabet gücümüzü doğrudan etkiliyor. Döviz kurunun mevcut seviyesi, özellikle artan işçilik ve üretim maliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde ihracatçıyı zorlayan bir unsur haline geliyor. Rekabet ettiğimiz ülkelerle kıyaslandığında maliyet avantajımızın zayıfladığını görüyoruz. Devletimizin sağladığı yüzde 3’lük destek önemli ve ihracatçıya nefes aldırıyor ancak mevcut şartlarda bunun daha da artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü sürdürülebilir ihracat için firmaların rekabet gücünü koruması şart” diye konuştu.

YENİ UR-GE PROJELERİ YOLDA
UR-GE projeleri ve ticaret heyetleri hakkında da bilgi veren Can, mevcut projelerin bir kısmının yaz aylarında tamamlanacağını, yeni projelerle sürecin devam edeceğini söyledi. Özellikle uzak pazarlara yönelik ticaret heyetlerinin önemine vurgu yapan Can, “İhracatçılarımızı özellikle uzak pazarlara açılmaları konusunda desteklemeye devam edeceğiz. Ticaret heyetleri ve UR-GE projeleri sayesinde firmalarımızın uluslararası arenada daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlıyoruz. Bu çalışmalar bizim temel görevlerimiz arasında yer alıyor ve hiçbir şekilde aksatmadan sürdürmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.