ÖZEL HABER

Çocukların büyüdükleri yer ruh sağlıklarını etkiliyor

Çin’de 20 bin çocuk üzerinde yapılan araştırma, büyüdükleri çevrenin çocukların ruh sağlığını doğrudan etkilediğini ortaya koyarken, Uzman Psikolog Anıl Yıldız kırsalda yetişen çocuklarda duygusal sorunların, şehirde büyüyen çocuklarda ise dikkat ve davranış problemlerinin daha sık görüldüğüne dikkat çekti

Çin’de 20 bin çocuk üzerinde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, çocukların büyüdükleri çevrenin ruh sağlığı üzerinde önemli etkiler yarattığını ortaya koydu. Araştırmada, kırsal bölgelerde yetişen çocukların depresyon, içe kapanma ve duygusal sorunlara daha yatkın olduğu belirlenirken, şehir yaşamında büyüyen çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi davranışsal problemlerin daha sık görüldüğü tespit edildi. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, araştırma sonuçlarının Türkiye açısından da dikkat çekici olduğunu ifade etti.

‘İÇİNDE BULUNDUKLARI ÇEVREYLE ŞEKİLLENİYOR’
Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Uzman Psikolog Anıl Yıldız, çocukların gelişim sürecinde çevresel faktörlerin belirleyici rol oynadığını söyledi. Yıldız, “Çocukların ruhsal gelişimi yalnızca aile içindeki ilişkilerle şekillenmez. İçinde yaşadıkları mahalle, sosyal çevre, eğitim olanakları, oyun alanları, arkadaş ilişkileri ve günlük yaşamda maruz kaldıkları uyaranlar da çocukların psikolojik gelişiminde oldukça etkili olur. Çocuk hangi ortamda büyüyorsa, o çevrenin sunduğu imkanlar ya da eksiklikler onun duygusal dünyasını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle büyüme ortamı, çocuğun gelecekteki ruh sağlığını belirleyen temel unsurlardan biri olarak değerlendirilebilir” dedi.

Kırsal yaşamın çocuklar üzerinde farklı etkiler yarattığını ifade eden Yıldız, “Kırsal bölgelerde yaşayan çocuklar doğayla iç içe büyüme avantajına sahip olsa da sosyal çevrenin dar olması, psikolojik destek hizmetlerine erişimin kısıtlı olması ve eğitim imkanlarının bazı bölgelerde yetersiz kalması çocukların duygusal sorunlarını görünmez hale getirebilir. Çocuk yaşadığı sıkıntıyı ifade etmekte zorlandığında bu durum zamanla içe kapanma, yalnızlık hissi, özgüven kaybı ve depresif belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Özellikle duyguların açık şekilde konuşulmadığı ortamlarda çocukların yaşadığı problemler uzun süre fark edilmeyebilir” ifadelerini kullandı.

‘UYARAN BASKISI OLUŞTURUYOR’
Kent yaşamının çocuklara daha fazla sosyal ve bilişsel imkan sunduğunu belirten Yıldız, “Şehir yaşamı çocuklara çok sayıda fırsat sunuyor. Eğitim imkanları, sosyal aktiviteler, kurslar ve teknolojik erişim açısından şehirler avantajlı görünebilir. Ancak bu yoğun tempo çocuklar için her zaman sağlıklı sonuçlar doğurmayabilir. Sürekli dikkat gerektiren bir yaşam biçimi, yüksek akademik beklentiler, kalabalık yaşam alanları, trafik, gürültü ve ekran kullanımının artması çocukların zihinsel yükünü artırabiliyor. Bu durum özellikle dikkat süreçlerini zorlayarak hiperaktivite, dürtüsellik ve odaklanma problemlerini tetikleyebilir. Çocuklar çok fazla uyaranla karşılaştığında beyin bu yoğunluğu yönetmekte zorlanabilir” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE DE BENZER BİR TABLO GÖRÜLÜYOR’
Araştırmanın Türkiye açısından da karşılık bulduğunu belirten Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Türkiye’de de benzer örneklerle karşılaşmak mümkün. Kırsal bölgelerde büyüyen çocuklar daha sakin bir çevrede ve güçlü aile bağları içinde yetişebiliyor. Ancak psikolojik destek hizmetlerine erişimin sınırlı olması nedeniyle bazı duygusal problemler geç fark edilebiliyor. Şehirlerde ise çocuklar erken yaşta yoğun akademik baskıyla karşılaşıyor. Aynı zamanda dijital dünyanın içine doğmaları, ekran kullanımının artması ve sürekli başarı beklentisiyle büyümeleri dikkat ve davranış sorunlarını artırabiliyor” dedi.

‘ANTALYA’DA KIRSAL VE KENT YAŞAMI BİR ARADA GÖRÜLÜYOR’
Antalya özelinde değerlendirmelerde bulunan Yıldız, şehir merkezi ile kırsal bölgelerin iç içe geçtiği bir yapının bulunduğunu ifade etti. Yıldız, “Antalya’da hem şehir yaşamının yoğunluğu hem de kırsal bölgelerin sakin yapısı bir arada görülebiliyor. Şehir merkezinde büyüyen çocuklar daha hızlı bir yaşam temposuna uyum sağlamak zorunda kalırken, kırsal mahallelerde yaşayan çocuklar daha sınırlı sosyal uyaranlarla büyüyebiliyor. Ancak Antalya’nın doğayla iç içe yapısı, doğru değerlendirildiğinde çocukların psikolojik gelişimi açısından önemli bir avantaj sunabilir. Çocukların doğayla temas etmesi, açık havada zaman geçirmesi ve sosyal bağlarını güçlendirmesi ruh sağlığını destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.

‘ÖNEMLİ OLAN ÇOCUĞUN GELİŞİMSEL İHTİYAÇLARININ KARŞILANMASI’
Kırsal ya da şehir yaşamının tek başına iyi veya kötü olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Yıldız, “Burada asıl mesele kırsalda ya da şehirde yaşamak değil, çocuğun gelişimsel ihtiyaçlarının ne kadar karşılandığıdır. Çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebilmesi için duygusal destek görmesi, güvenli ilişkiler kurabilmesi, oyun oynayabilmesi, kendini ifade edebilmesi ve yaşına uygun uyaranlarla karşılaşması gerekiyor. Şehirde yaşayan çocuklar için doğayla temasın artırılması ve ekran kullanımının dengelenmesi önemli olurken, kırsalda yaşayan çocuklar için sosyal ve bilişsel imkanların artırılması büyük önem taşıyor. Çocuğun yaşadığı çevre ne olursa olsun, destekleyici bir ortam sunulduğunda sağlıklı gelişim mümkün hale gelir” dedi.