Gençler, işsizlik ve belirsizlik nedeniyle giderek artan psikolojik baskılar altında eziliyor. Sosyal medya ve çevresel beklentilerle birleşen bu durum, kaygı ve tükenmişlik seviyelerini yükseltiyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, gençlerin kendilerine şefkat göstermesi ve gerektiğinde profesyonel destek almasının hayati önem taşıdığını vurguladı
Günümüz gençleri, işsizlik, gelecek belirsizliği ve sosyal baskılar nedeniyle psikolojik olarak ciddi zorluklar yaşıyor. Ailelerin ve toplumun destekleyici tutumları ile gençlerin profesyonel destek almayı çekinmemesi, ruh sağlığının korunmasında kritik rol oynuyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Günümüz gençlerinin hızla değişen bir dünyada hem fırsatlarla hem de belirsizliklerle karşı karşıya bulunuyor. Gençler, sürekli değişen ekonomik ve sosyal koşulların yarattığı baskı altında kendilerini yetersiz hissedebiliyor; bu durum kaygı, tükenmişlik ve motivasyon kaybına yol açabiliyor” dedi.
‘İŞSİZLİK, YALNIZCA EKONOMİK DEĞİL DUYGUSAL BİR YÜK’
İşsizliğin gençler üzerinde ciddi etkiler yarattığını ifade eden Yıldız, “Çalışmak, bireyin kendini değerli ve üretken hissetmesini sağlar. Bir işte yer almak, hem maddi bağımsızlık hem de kendi yeteneklerini kullanabilme fırsatı verir. Ancak iş bulamamak ve sürekli ret cevaplarıyla karşılaşmak zamanla kişinin kendisini yetersiz, değersiz ve başarısız hissetmesine yol açar. Bu süreç, özgüvenin azalmasına, motivasyon kaybına ve uzun vadede umutsuzluk, içe kapanma ile sosyal ilişkilerde zorluk yaşamaya neden olabilir” dedi.
‘GELECEK BELİRSİZLİĞİ GENÇLERİ KAYGILANDIRIYOR’
Gelecek kaygısının gençler arasında önemli bir sorun olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Eğitim sürecine harcanan yılların, gösterilen emeğin ve yapılan fedakarlıkların karşılığını alıp alamayacaklarını bilmemek, gençlerin üzerinde sürekli bir zihinsel baskı oluşturuyor. Ekonomik koşulların nasıl değişeceği, iş bulma olanaklarının ne olacağı ve yaşam standartlarının nasıl şekilleneceği soruları, gençlerin kafasında sürekli bir kaygı ve endişe yaratıyor. Bu belirsizlik hali, karar verme süreçlerini zorlaştırıyor, geleceğe dair umutlarını gölgeliyor ve zamanla kronik bir stres haline dönüşebiliyor” diye konuştu.
‘SOSYAL BASKILAR TÜKENMİŞLİĞİ ARTIRIYOR’
Sosyal baskıların psikolojik zorlukları derinleştirdiğini vurgulayan Yıldız, “Aile beklentileri, çevrenin sürekli başarı odaklı yaklaşımı ve özellikle sosyal medyada sunulan kusursuz yaşam tabloları, gençlerin kendilerini başkalarıyla kıyaslamasına yol açıyor. Bu kıyaslama çoğu zaman gençlerin kendi hayatlarını değersiz, yetersiz ve yetersiz çaba gösteriyor gibi hissetmelerine neden oluyor. Bu durum, kaygı ve stres seviyelerini yükseltiyor, motivasyonlarını düşürüyor ve çoğu zaman psikolojik tükenmişliğe kadar gidebiliyor” dedi.
‘DESTEK VE ANLAYIŞ HAYATİ ÖNEMDE’
Bu süreçte gençlerin duygularını bastırmak yerine anlamaya çalışmaları gerektiğini belirten Yıldız şu ifadelere yer verdi; “Gençler, yaşadıkları olumsuz duyguları görmezden gelmek yerine onları anlamaya çalışmalı, kendi üzerlerindeki baskıyı hafifletmeli ve kendilerine karşı daha şefkatli olmalılar. Ayrıca, gerektiğinde psikolojik destek almaktan çekinmemeleri çok önemli. Ailelerin ve toplumun da gençlerin üzerindeki gereksiz beklentilerini ve baskıları gözden geçirmesi, onlara anlayışlı ve destekleyici bir ortam sunması gerekiyor. Bu tür bir yaklaşım, gençlerin hem ruh sağlığını korumasına hem de geleceğe daha umutla bakabilmesine olanak sağlar.”
Gençlerin yaşadığı psikolojik zorlukların yalnızca bireysel olmadığını vurgulayan Yıldız, “Gençlerin yaşadığı kaygı, stres ve tükenmişlik yalnızca bireysel bir zayıflığın sonucu değil; büyük ölçüde içinde bulunulan toplumsal ve ekonomik koşulların zorlayıcılığıyla bağlantılı. Bu nedenle gençlerin kendilerini güvende, anlaşılmış ve değerli hissettikleri bir ortam oluşturmak, hem ruh sağlıklarını korumak hem de geleceğe daha umutla bakabilmelerini sağlamak açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu.