ANTALYA 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam eden 41 sanıklı davanın oturumunda, verilen aranın ardından tutuklu sanıklar ve avukatlarının savunmalarına geçildi. Görevden uzaklaştırılan Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek, mahkeme kürsüsünden hakkındaki iddialara yanıtlar verirken dosyadaki itirafçı ve tanık beyanlarının çelişkilerine dikkat çekti.
'OĞLUM HAYATININ EN ÖNEMLİ DÖNEMLERİNİ BABASIZ GEÇİRDİ'
Duruşmada söz alan Gökhan Böcek, suçsuz olduğunu yineleyerek tutukluluk sürecinin ailesi üzerinde yarattığı tahribatı şu sözlerle dile getirdi: "Suçsuz yere hapis yatıyorum. Dosyada dostane ilişkiler olduğu görüldü. İfadeler her hafta değişmeye başladı. Bazı kişilerin hakkımda gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan beyanlarda bulunduğunu gördüm. Eskiden babamla 5 dakika bile görüşebilmek için beni sürekli arayanlar, bugün benimle samimiyetlerinin olmadığı yönünde beyanlar veriyor. Yaklaşık 1 yıldır tutukluyum. Oğlum ilk tutuklandığımda 7 aylıktı. Annesi tahliye edildi ancak ben hala tutukluyum. Oğlum, hayatının en önemli dönemlerini babasız geçirdi. Hukuki deliller toplandığına göre tutukluluğumun devamını gerektirecek bir neden kalmadığını düşünüyorum. Tahliyemi talep ediyorum."
'ÖNCE PARA BULUNMUŞ, SONRA BU PARAYA UYGUN BİR SUÇ ARANMIŞTIR'
Gökhan Böcek’in ardından savunma yapan müdafi avukatı, iddia makamının somut deliller yerine soyut kanaatler üzerinden bir ceza sistemi kurmaya çalıştığını öne sürdü. Davanın başından beri suç vasfının sürekli değiştirildiğini iddia eden avukat, mahkemede şu savunmayı gerçekleştirdi: "Üçüncü duruşmanın sonunda artık şunu söyleyebiliriz ki dosya, iddianamenin düzenlendiği andaki dosya değildir. Etkin pişmanlıktan yararlanan kişilerin anlatımları, mahkeme huzurunda dosyanın içeriğine girmiştir. Bu dosyanın genel sorunu olaylar değil, olayların üzerine inşa edilmeye çalışılan ispat sistemidir. İddia makamı bir teori kurmuştur. Bu teoriye göre belediyeden iş alan herkes baskı görmüş, zorbalığa uğramıştır. Oysa ispat somut delillerle yapılır. Delilin zayıfladığı yerde hukuk konuşur; kanaatler değil. Bu dosyada somut deliller yerine ifadeler üzerinden delil oluşturulmaya çalışılmaktadır. Duruşmalarda önce borç, sonra baskı, ardından ticaret, en sonunda da irtikap denilmektedir. Mahkemenin sorgulaması gereken husus, bu anlatımların güvenilirliğidir.
Müvekkilimin anlatımı ilk günden beri aynıdır. Ancak bazı kişilerin beyanları değişmiş, hatta ilk ifadeleriyle çelişir hale gelmiştir. Bu tür beyanlar mahkûmiyetin dayanağı olamaz. Dosyanın en temel sorunu burada başlamaktadır. Bu dosyada mali işlerin sorumlusu Selahattin Artun açıklama yaptı. Kendisi, Menderes Türel döneminden beri mali işler sorumlusudur. 'Hak edişler belediye başkanının talimatıyla ödenmez. Bir firmaya ödeme yapılıp diğerine yapılmaması yönünde talimat verilemez. Başkan Muhittin Böcek'ten bugüne kadar böyle bir talimat almadım' dedi. Bunlar dikkate alınmıyor ancak diğer kişilerin 'kanımca', 'zannımca' şeklindeki ifadeleri dikkate alıyor. Ceza hukuku hislerle kurulmaz. Bir insan yanlış değerlendirme yapmış, korkmuş olabilir. Ancak bunlar mahkûmiyete gerekçe olamaz. Sistemi bilen ve başında bulunan kişi, böyle bir uygulamanın olmadığını söylüyor. Bunu unutmamak gerekir.
Dosyamızda önce para bulunmuş, sonra bu paraya uygun bir suç bulunmaya çalışılmıştır. Her para hareketinin altında ayrı bir ticari ilişki, ayrı bir sözleşme bulunmaktadır. İddianame bu sözleşmeleri ve anlaşmaları tek bir suç kalıbına sokmaya çalışmıştır. Kimse para transferlerini inkâr etmiyor. Ancak bu transferlerin hangi somut gerekçeyle suç sayıldığı ortaya konulamamıştır. Suç, kanıt ister. Beyana ya da hissiyata göre işlem yapılamaz. İddia makamı baktığı her yerde suç görmeye başlamıştır.
Yurt dışından gelerek gözaltına alınan bir kişinin kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklu kalması kabul edilemez. Gelmeyebilirdi, kaçabilirdi ancak geldi. Bu durum tek başına kaçma şüphesini ortadan kaldırmaktadır. Devlet, müvekkilimin neden tutuklu kaldığını açıklamak zorundadır. Tutuklama bir tedbirdir, ceza değildir. Tedbir, hükme dönüşemez. Ancak yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunan bir kişinin bu şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılması kabul edilemez. Tutukluluğin devamı artık ceza muhakemesinin bir tedbiri olmaktan çıkmış, fiilen cezaya dönüşmüştür. Bu nedenle Gökhan Böcek'in tutuksuz yargılanmasını talep ediyorum."
Duruşma, Muhittin Böcek’in avukatlarının savunmalarıyla devam ediyor.