Tarım sektöründe üretimin sürdürülebilmesi için işletmelerin karşı karşıya kaldığı nakit akışı sorununa dikkat çeken Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi eski Başkanı Vural Şahin, tarımsal işletmelerin giderlerini peşin olarak ödemek zorunda kalırken, ürün satışlarından doğan alacaklarını aylar sonra tahsil edebildiğini söyledi. Şahin, tarım sektörünün temel sorununun yalnızca kârlılık olmadığını, aynı zamanda ciddi bir işletme sermayesi ve nakit akışı sorunu yaşandığını ifade etti.

GİDERLER BUGÜN, TAHSİLAT AYLAR SONRA
Tarım sektöründe çalışan maaşları, SGK ve Bağ-Kur primleri, akaryakıt, elektrik, su, gübre, ilaç, tohum, bakım-onarım, kira, vergi, sigorta ve kredi taksitleri gibi birçok giderin zamanında ve nakit olarak ödenmesi gerektiğini belirten Şahin, ürün satışlarında ise farklı bir tablo yaşandığını dile getirdi. Şahin, “Ürün bugün satılmakta ancak parası çoğu zaman aylar sonra tahsil edilmektedir. Bazı durumlarda bu vade 12 aya, hatta daha uzun süreye çıkabilmektedir. Üretici ve tarımsal işletme giderlerini bugün ödemek zorunda kalırken, satıştan doğan alacağını aylar sonra tahsil etmektedir” dedi.
Bu durumun işletmelerin bilançosunda alacak görünmesine rağmen kasalarında yeterli nakdin bulunmamasına neden olduğunu belirten Şahin, üreticilerin borçlarını zamanında ödeyebilmek için yeniden borçlanmak zorunda kaldığını ve yüksek finansman maliyetlerinin tarımsal işletmeler üzerindeki yükü artırdığını kaydetti.

“KISA VADELİ BORÇ YERİNE UYGUN FİNANSMAN GEREKİYOR”
Tarım sektörünün sürdürülebilirliği için yalnızca üretim desteklerinin artırılmasının yeterli olmayacağını ifade eden Şahin, sektörün ticari yapısına uygun güçlü bir işletme sermayesi finansman modeline ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Şahin, çözüm önerisini ise şöyle açıkladı: “Başta kamu bankaları olmak üzere finans kuruluşları aracılığıyla düşük faizli, uzun vadeli ve hasat dönemlerine göre yapılandırılmış özel bir Tarımsal İşletme Sermayesi Kredisi oluşturulmalıdır. Bu finansman modeli, işletmelerin zorunlu nakit ihtiyaçlarını karşılayabilmelidir.”


Önerilen kredi modelinin maaş, SGK ve Bağ-Kur ödemeleri, gübre, ilaç, tohum ve fide alımları, akaryakıt ve enerji giderleri, vergi ve sigorta ödemeleri, bakım-onarım giderleri, mevcut kredi taksitleri ile sezonluk üretim harcamalarında kullanılabilmesi gerektiğini belirtti.

“ÖDEME PLANI HASADA GÖRE YAPILMALI”
Kredilerin geri ödeme planlarının da tarımın ekonomik gerçeklerine uygun hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Şahin, her ay sabit taksit ödemesi yerine ürünün hasat ve tahsilat dönemlerine göre esnek ödeme modellerinin uygulanmasını önerdi. Tarım sektöründe 12 ay vadeli satış yapan bir işletmeye 3 ila 6 aylık finansman sağlanmasının gerçekçi olmadığını ifade eden Şahin, kredi vadelerinin sektörün gerçek tahsilat sürelerine göre belirlenmesi gerektiğini söyledi. Şahin, “Örneğin 12 ay vadeli satış yapan bir işletmenin en az 18-24 aylık bir işletme sermayesi finansmanına erişebilmesi ve ilk dönemde anapara ödemesiz bir yapıdan yararlanabilmesi, nakit akışındaki baskıyı önemli ölçüde azaltacaktır” diye konuştu.

HAZİNE DESTEKLİ KREDİ ÇAĞRISI
Kredi maliyetlerinin piyasa koşullarının altında tutulması gerektiğini belirten Şahin, Hazine faiz veya kâr payı desteği ile uygun kefalet mekanizmalarının da model içerisinde yer alabileceğini ifade etti. Tarım sektörünün ayakta kalmasının yalnızca üretim yapılmasına bağlı olmadığını vurgulayan Şahin, üreticinin üretimden satışa ve satıştan tahsilata kadar geçen süreci de finanse edebilmesi gerektiğini belirtti.
Şahin, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Tarım sektörüne kısa vadeli borç değil, üretim ve tahsilat döngüsüne uygun işletme sermayesi sağlanmalıdır. Düşük faizli, uzun vadeli, mümkün olduğunca anapara ödemesiz, hasat ve tahsilat dönemlerine göre geri ödeme imkânı sunan özel bir Tarımsal İşletme Sermayesi Kredisi hayata geçirilmelidir. Çünkü üreticinin tarlada üretime devam edebilmesi için önce nakit akışının ayakta tutulması gerekir. Tarımı büyütmek istiyorsak, üreticinin sadece üretim maliyetini değil, tahsilat gününe kadar geçen süreyi de finanse etmeliyiz.”

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA