RÖPORTAJ

‘Her güreşçinin Hayali Başpehlivanlık’

656 yıldır düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreş Turnuvası'nda başpehlivan olma başarısı gösteren tek ikiz kardeşler olan İsmail ve Turan Balaban ile güreş hayatlarını ve gelecek hedeflerini konuştuk.

ELMALI'NIN Akçay köyünde 3 Eylül 1987'de dünyaya gelen İsmail ve Turan Balaban kardeşler, küçük yaşlardan itibaren güreş sporuyla ilgilenmeye başladı. 2008 yılına kadar bireysel olarak mücadele eden Balaban kardeşler, 9 yıldır Konyaaltı Belediye Spor Kulübü adına turnuvalara katılıyor. 2013 yılında ilk defa çıktığı Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde şampiyon olarak adını Türkiye'ye duyuran ve 2017'de bu başarısını yineleyerek altın kemer kuşanan İsmail Balaban ve 2017 yılında başpehlivan olan Turan Balaban ile hayatları, güreş hikayelerini ve gelecek planlarını konuştuk. Biz sorduk, onlar anlattı.

ELMA KASASI TAŞIYA TAŞIYA

Hem ailenin ekonomik durumu hem de köy şartlarındaki eğitim seviyesi nedeniyle 8'inci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalan Balaban kardeşler, küçük yaşlarda bahçe işlerinde çalışmaya başladı. Aileye destek olmak için hamallık yapan ve çürük elma kasalarını kamyona yükleyerek aileye destek verdiklerini söyleyen İsmail Balaban, ''Farkında olmadan kendimizi güçlendirmişiz. Sürekli Turan ile beni güreştiriyorlardı. Arkadaşlarımızla da güreşiyorduk ancak onlardan daha üstündük açıkçası. O dönemde antrenörlük yapan Ziya Atalan, kardeşimle benim güreştiğimizi görmüş ve bizi bu spora yönlendirdi. Bizim için lisans çıkarttı'' diyerek güreşe nasıl başladıklarını anlattı.

İlk olarak Elmalı'da Recep Gürbüz Turnuvası'na katıldıklarını söyleyen İsmail Balaban 'Güreşi hiç bilmiyorduk, hiç alakamız yoktu.Sadece lisans çıkardık ve maça çıktık. Benim kilomda iki kişi vardı.O turnuvada 2'nci oldum ancak daha çok heveslendik. O turnuvada bizi izleyen Bekir Meriç, mücadelemizi ve yeteneğimizi farketmiş. 2005 yılında Bekir Meriç ile birlikte çalışmaya başladık. Maddi imkansızlıklar nedeniyle birçok turnuvaya gidemiyorduk. Sadece Antalya çevresindeki turnuvalara katılıyorduk. Aynı yıl Turan ile birlikte katıldığımız bir turnuvada beraber finale kaldık. Bizim için müthiş bir başarıydı' diye konuştu.

'GÜREŞ BİZİM İÇİN ARAÇTI'

Ziya Atalan, bir süre sonra Balaban kardeşleri köy hayatından kurtarmak adına harekete geçince ikiz kardeşlerin hayatı değişti. Güreşi bahane ederek anne ve babasından izin alıp Antalya'ya geldiklerini söyleyen İsmail Balaban, ''Antalya'da daha iyi imkanların olduğunu biliyorduk. Güreş, köyden kurtulmamız için bir araçtı. Nitekim öyle de oldu. Antalya'ya geldikten sonra rakiplerimizden daha çok çalışmaya başladık. Başarılı olmaktan başka çaremiz yoktu. Bu süreçte Ziya hoca bize çok inandı ve destek oldu'' dedi.

'2013'TE BAŞPEHLİVAN OLDUM'

Güreşe başladığında kimsenin kendisine inanmadığını ve arkasında durmadığından yakınan İsmail Balaban, ''İsmail pehlivan olamaz' diyenler çoğunluktaydı. Ancak ben inandım. Yapabileceğine inandığınız zaman her şey çok farklı oluyor. 2013 yılında bunun meyvesini de aldım. Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde rakiplerimi yenerek şampiyonluk ipini göğüsledim. Bu benim hedefimdi ve ben bu hedefime ulaştım. Ancak değinmek istediğim bir nokta var. Kırkpınar'da şampiyona 46 bin TL ödül veriyorlar. Bana göre bu çok az bir rakam. Türkiye'nin başpehlivanı oluyorsun ancak sadece 46 bin TL alıyorsun. Bir futbolcu bu rakamı maç başına alıyor. Bunun değişmesi gerekiyor bana göre' diyerek sözlerine devam etti.

Geçtiğimiz yıl 656'ncısı düzenlenen Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde İsmail Balaban altın kemerin sahibi olmayı başardı. Tarihte başpehlivan olmayı başaran başka ikiz kardeşin olmadığını hatırlatan İsmail Balaban, konuyla ilgili şunları söyledi: ''Kırkpınar'a birinci olmak için gittik. Turan 2017 yılında başpehlivanlık kategorisinde ilk defa güreşti. Bizim güreşe başladığımız zaman hayalimiz ikiz başpehlivan olarak tarihe geçmekti. Tarihte ikiz başpehlivan yok. Kardeşler, baba oğul, abi, kardeş var ama ikiz yok. Böylelikle hayalimizi gerçekleştirmiş olduk.''

EĞİTİME ARA VERMEDİLER

Güreşte belli bir noktaya geldikten sonra çeşitli sebepler nedeniyle ara verdikleri eğitim hayatlarına devam etmeye başladıklarını anlatan İsmail Balaban, ''Zamanında liseye gidememiştik. Güreş sayesinde açık liseyi bitirdik ve üniversiteyi kazandık. Turan, Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü'nü bitirdi. Bende Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Beden Eğitimi Bölümü'nü bitirdim. Daha sonra da yüksek lisansa başladık. Şu anda Edirne Trakya Üniversitesi'nde yüksek lisans yapıyoruz. İlerleyen dönemlerde üniversitede akademisyen olarak kalmayı düşünüyoruz. Konu açılmışken söyleyeyim. Üniversitedeyken güreş dersinden devamsızlıktan kalan bir öğrenciyim. O ders yüzünden okulum uzadı'' dedi.

'GÜREŞİN YENİ YÜZLERİYİZ'

Balaban kardeşler haftada 6 gün antrenman yaparak Kırkıpınar hazırlıklarına devam ediyor. Başarıları sonrasında Türkiye'de güreş sporunun yeni yüzü olduklarını söyleyen Turan Balaban, ''İnsanlar yağlı güreş deyince göbekli bıyıklı dev gibi insanlar hayal ediyorlar karşılarında ama biz bu düşünceyi yıktık.Güreşin yeni yüzleri olduk. Gençlerden, ailelerden sürekli olumlu tepkiler alıyoruz. 'Güreşi sizin sayenizde tekrar sevdik' gibi geri bildirimler alıyoruz bunlarda hoşumuza gidiyor. Biz, yaptığımız işin, sorumluluklarımızınfarkındayız. Çok zor şartlardan bugünlere geldik, başarının getirdiği değerleri iyi biliyoruz.Hiçbir zaman şımarmadık nasıl geldiysek aynı şekilde yaşantımıza devam ediyoruz.Şimdi de disiplinli bir şekilde antrenmanlarımıza devam ediyoruz.Odak noktamız şuan sadece başarı, başka hiç bir şeye odaklanamıyoruz'' dedi.

HEDEF EBEDİ KEMERİ GETİRMEK

Antalya'ya Kırkpınar altın kemerini ebedi olarak getirmeyi kendilerine hedef koyduklarını söyleyen İsmail Balaban, bunun için kardeşiyle birlikte vargüçle çalıştıklarını anlattı. Güreşe başladıkları günden itibaren kendilerine bir hedef kişi seçmediklerini söyleyen İsmail Balaban, ''Sadece işimize odaklandık. En üst basamağa nasıl çıkarız bunun hesabını yaptık. Antrenmanlarda çok sıkı çalışıyoruz. 3 yıl üst üste Antalya'ya altın kemeri getirmek ve sonunda şehrimize ebedi kemeri kazandırmak istiyoruz'' dedi.

O BİZE 'OĞULLARIM' DER

2008 yılında Konyaaltı Belediyesi Spor Kulübü bünyesinde güreşmeye başlayan ikiz kardeşler, kendilerine en çok desteğin Konyaaltı Belediye Başkanı Muhittin Böcek'ten geldiğini söyledi. Başkan Böcek'in her zaman yanlarında olduğunu anlatan İsmail Balaban, ''O yıllardan beri hep yanımızdaydı. O, bize her zaman 'Oğullarım' der. Bu birliktelik sonucunda başarılar ortaya çıktı. Böcek,1'incilik ödülü olarak bana ev hediye etti'dedi.

EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR

Bu noktalara gelmelerinde birçok kişinin emeği olduğunu ancak Bekir Meriç ve Ziya Atalan'ın kendileri için ayrı bir öneme sahip olduklarını söyleyen Turan Balaban, konuyla ilgili şunları söylüyor: ''Bizi Antalya'ya getirmeselerdi biz bu günleri göremezdik. Ziya Hocamız aramızdan ayrıldı. Kendisini rahmetle anıyoruz. Ziya Hocamızdan sonra oğlu Ufuk Atalan'ın üzerimizde çok emeği var.Hasan Aydın her zaman yanımızda, çok büyük emeği var.Bize destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.Birliktelikten bu başarılar doğdu.Aileme, hocalarıma ve Konyaaltı Belediyesi'ne çok teşekkür ediyorum.'

ŞARKI YARIŞMASI SERÜVENİ

Güreşin yanında bir dönem müzikle de ilgilendiklerini söyleyen Turan Balaban, ''Bizim küçüklük hayalimiz hep şarkıcı olmaktı. İkizler Şarkı Yarışması diye bir yarışma düzenleniyordu. Bunu duyduk ve yarışmaya katılmak istedik. Bizi İstanbul elemelerine çağırdılar. Tabii sevinçten havalara uçuyoruz. Elemelerden geçtik. 7 hafta canlı yayına çıktık. Orda da başarılı olduğumuzu düşünüyoruz. Final haftasında kispetlerimizi giyip şarkı söyledik. Herkes çok beğenmişti. Orada da çabaladık ve 3'üncü olduk. Bizim için güzel bir deneme oldu hayalimizi gerçekleştirmiştik olduk' dedi. (Nuray ÇAKAR)