ÖZEL HABER

Maaşlar erimeye devam ediyor

Türk-İş Antalya İl Temsilcisi Cemil Ünal, yüksek hayat pahalılığı nedeniyle çalışanların temel ihtiyaçlarını bile karşılayamadığı ‘çalışan yoksulluğu’ krizine dikkat çekerek, acil ve kalıcı çözüm çağrısında bulundu

Türkiye’deki derin ekonomik krizin bir sonucu olarak ‘çalışan yoksulluğunun’ kronik bir hal aldığına dikkat çeken Türk-İş Antalya İl Temsilcisi Cemil Ünal, özellikle kira maliyetlerinin asgari ücreti geride bıraktığı Antalya'da, çalışanların barınma ve beslenme gibi en temel insani ihtiyaçları arasında seçim yapmak zorunda kaldığını vurgulayarak acil tedbir çağrısında bulundu.

Türkiye genelinde enflasyonist ortam ve hayat pahalılığı, dar ve orta gelirlinin belini bükmeye devam ediyor. Özellikle turizm merkezi Antalya’da konut ve gıda fiyatlarındaki fahiş artışlar, maaşlı çalışanları ‘çalışan yoksulluğu’ olgusuyla baş başa bıraktı. Türk-İş Antalya İl Temsilcisi Cemil Ünal, mevcut ekonomik tablonun sürdürülemez olduğunu belirterek, emeğin karşılığının tamamen eridiğini ve toplumun büyük bir kesiminin artık “hayatta kalma mücadelesi” verdiğini vurguladı.

Türkiye ekonomisi zorlu bir dönemeçten geçiyor. Eskiden işsizliğin temel bir sorun olduğu Türkiye’de, bugün ise asıl trajediyi “çalışanlar” yaşıyor. İstatistikler ve piyasa gerçekleri, bordrolu bir çalışanın maaşının ay sonunu getirmesinin artık matematiksel olarak imkansız hale geldiğini gösteriyor. Özellikle Antalya gibi kira artışlarının zirve yaptığı şehirlerde asgari ücretle çalışan bir ailenin barınma ve beslenme gibi en temel haklarına erişimi neredeyse tamamen koptu.

‘EMEĞİN KARŞILIĞI SIFIRLANDI’
Meselenin artık sadece zam meselesi olmadığını, bir sistem sorunu olduğunu belirten Türk-İş Antalya İl Temsilcisi Cemil Ünal, “Bugün Türkiye’nin her köşesinde, ama özellikle Antalya gibi maliyetlerin arşa çıktığı şehirlerde 'çalışan yoksulluğu' dediğimiz acı bir gerçekle karşı karşıyayız. Artık bir eve iki maaş girse bile hayat pahalılığı karşısında yetersiz kalıyor. İşçimiz sabahın ilk ışıklarıyla, henüz gün bile ağarmadan evinden çıkıyor, fabrikada, şantiyede, turizm tesisinde veya bir ofiste geç saatlere kadar alın teri döküyor. Ancak eve döndüğünde, ay sonunda eline geçen maaşa baktığında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Bu maaş, ne kirasını ödemeye yetiyor ne de mutfağındaki tencereyi kaynatmaya. Artık çalışan insanlarımız, 'daha iyi bir yaşam' için değil, 'sadece karnını doyurabilmek' için çalışıyor. Antalya’da kira bedelleri artık asgari ücretin bile üzerinde. Bu durum, bir işçinin 'ev kiramı mı ödeyeceğim yoksa çocuğumun beslenme çantasını mı dolduracağım' diye tercih yapmaya zorlanması demektir. Bu tablo, insan onuruna aykırıdır, kabul edilemez bir sefalet düzenidir. Emeğin değersizleştirildiği bir ülkede toplumsal refahtan bahsetmek mümkün değildir” dedi.

‘MAAŞLAR YIL İÇİNDE KUŞA DÖNÜYOR’
Sadece ücret artışlarının yeterli olmadığını, yapısal sorunların çözülmesi gerektiğini ifade eden Ünal, “Sürekli ücret artışı istiyoruz, ancak enflasyon karşısında bu artışlar sadece 'pansuman' oluyor. Esas sorun, enflasyonun dizginlenmemesi ve çalışan üzerindeki vergi yükünün ağırlığıdır. Eskiden tek bir kişinin çalışmasıyla bir aile geçinebiliyordu; şimdi ise karı-koca, hatta genç evlatlar çalışsa bile yoksulluk sınırını yakalayamıyoruz. İnsanlar dört kişi çalışıyor ama yine de ay sonunu getiremiyor. Özellikle 'vergi dilimi adaletsizliği' işçinin belini tam anlamıyla büküyor. Ocak ayında alınan maaş, yıl ilerledikçe vergi kesintileriyle eriyor, haziran ayına gelindiğinde maaş kuşa dönüyor. İşçi, yılın yarısını devlete vergi ödemekle geçiriyor ama hizmet alamıyor. Biz Türk-İş olarak bu adaletsiz vergi sistemine karşı duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz. Eğer acil ve kalıcı tedbirler alınmazsa, eğer bu enflasyon canavarı durdurulmazsa ve adil bir vergi sistemi getirilmezse, çalışan kesimin bu ekonomik yükü daha fazla taşıyacak gücü kalmayacaktır. Artık sabır taşı çatladı, işçi kesimi hak ettiğini istiyor” diye konuştu.