TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan sosyal medya ve oyun platformlarına yönelik yeni düzenlemeler, çocukların dijital ortamda korunmasına ilişkin önemli değişiklikleri beraberinde getirdi. Düzenleme kapsamında 15 yaş altındaki çocuklara sosyal medya hizmeti sunulamayacak, platformlar yaş doğrulama sistemi ve ebeveyn kontrol mekanizmaları oluşturmakla yükümlü olacak.
Yeni yasayla birlikte sosyal ağ sağlayıcıların çocuklara yönelik ayrıştırılmış hizmet sunması, ebeveyn kontrol araçları geliştirmesi ve yanıltıcı reklamlara karşı önlem alması zorunlu hale gelirken, uzmanlar düzenlemeyi çocukların ruh sağlığı açısından olumlu değerlendiriyor.
Uzman Psikolog Anıl Yıldız, sosyal medya kullanımına yönelik sınırlandırmaların çocukların gelişimi açısından önemli olduğunu belirterek, “Sosyal medya kullanımının sınırlandırılması, çocuklarda dikkat dağınıklığı, bağımlılık ve siber zorbalık risklerini azaltabilecek önemli bir adım olarak değerlendirilebilir. Özellikle gelişim çağındaki çocukların dijital içeriklere kontrolsüz şekilde maruz kalması, ruhsal ve davranışsal açıdan çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Bu nedenle getirilen düzenlemelerin, çocukların ruhsal gelişimini koruma açısından önemli bir işlev görebileceğini düşünüyorum” dedi.

‘BEYİN GELİŞİMİ HENÜZ TAMAMLANMAMIŞ DURUMDA’
Erken yaşta sosyal medya kullanımının nörolojik gelişimi etkileyebileceğine dikkat çeken Yıldız, “5 yaş altındaki çocukların beyin gelişimi henüz tamamlanmamış durumda. Özellikle dopamin sistemi; motivasyon, ödül, öğrenme ve hazla ilişkili sinir ağlarını kapsıyor. Sosyal medya kullanımının bu sistemi yoğun biçimde uyarması, çocukların dikkat sürelerinde azalma, motivasyon eksikliği ve ödül mekanizmasına bağımlı hale gelme gibi sorunları beraberinde getirebilir. Erken yaş grubunda dijital içeriklere uzun süre maruz kalmak, ilerleyen dönemlerde bağımlılık eğilimini artırabilecek önemli bir risk faktörü oluşturuyor” diye konuştu.
‘İDEALİZE EDİLMİŞ YAŞAMLAR PSİKOLOJİK BASKI OLUŞTURABİLİYOR’
Sosyal medyada karşılaşılan içeriklerin çocukların psikolojik dünyasında baskı oluşturabileceğini söyleyen Yıldız, “Çocukların sürekli olarak kusursuz ve idealize edilmiş yaşamları izlemesi, kendilerini yetersiz hissetmelerine ve gerçek hayatla sosyal medya arasında kıyaslama yapmalarına neden olabiliyor. Bu durum psikolojik baskıyı artırırken kaygı, özgüven eksikliği ve değersizlik hissine yol açabiliyor. Uzun vadede depresif duygu durum, hayattan keyif alamama, sosyal ilişkilerden uzaklaşma ve sosyal izolasyon gibi etkiler ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.
‘SİBER ZORBALIĞA KARŞI DAHA SAVUNMASIZ’
Özellikle ergenlik dönemine yaklaşan çocukların sosyal medya kaynaklı risklere daha açık olduğunu belirten Yıldız, “10-14 yaş arası çocuklar siber zorbalığa karşı en savunmasız dönemlerinden birini yaşıyor. Bu yaş grubunda çocuklar kimliklerini keşfetmeye çalışırken akran onayına daha fazla ihtiyaç duyuyor. Sosyal medya ortamında kabul görme isteği, çocukların duygusal olarak daha kırılgan hale gelmesine neden olabiliyor” dedi.
Anonim kullanımın davranışlar üzerindeki etkisine de değinen Yıldız, “Sosyal medyada anonim kullanım empati yeteneğini zayıflatabiliyor ve sorumluluk algısını azaltabiliyor. Bu durum hem zorbalığa maruz kalma hem de zorbalığa katılma riskini artırıyor. Çocuklar bazen gruba uyum sağlamak adına saldırgan davranışlar gösterebiliyor ya da kendilerine yönelik zorbalığı normalleştirebiliyor. Anonim ortamların oluşturduğu güç hissi ise sorumsuz davranışları artırabiliyor” şeklinde konuştu.
‘EBEVEYNLERİN SÜRECE AKTİF KATILIMI GEREKİYOR’
Yeni düzenlemelerin tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Yıldız, “Kuralların yalnızca yasak şeklinde sunulması yeterli değil. Ebeveynlerin sürece aktif katılım göstermesi ve çocuklara getirilen sınırların nedenlerini doğru şekilde anlatması gerekiyor. Çocuklar, neden sınır konulduğunu ve bunun kendilerini korumaya yönelik olduğunu anladığında tepkileri azalıyor. Bu nedenle yaşa uygun sınırlar, bilinçli ebeveyn rehberliği ve denetim mekanizmalarının birlikte ele alınması gerekiyor. Ancak bu şekilde sosyal medya kullanımına getirilen kısıtlamalar çocukların ruhsal gelişimi açısından koruyucu bir rol üstlenebilir” ifadelerini kullandı.





