Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Antalya Şube Başkanı Tülin Koç, gelinen noktayı “normalleşme değil, birikmiş bir kaygı süreci” olarak nitelendirdi. Koç, yaptığı açıklamada, okullardaki beslenme ve yoksulluk sorunlarının hala yakıcı bir gerçeklik olduğunu ancak güvenlik sorununun tüm bu başlıkların önüne geçtiğini vurguladı.

Tülin Koç, durumu şu ifadelerle özetledi: “Bugün milyonlarca yoksul çocuğumuz okula aç gitmekte, temiz suya erişememekte ve sosyal destekten yoksun bırakılmaktadır. Ancak tablo çok daha vahim bir boyuta evrilmiştir. Okullarda artık bir varoluş krizi yaşanmaktadır. Geldiğimiz noktada, okullardaki güvenlik sorunu, beslenme ve yoksulluk meselesinin önüne geçmiştir. Veliler ve eğitimciler artık çocukların bir öğün yemek yiyip yemediğinden ziyade, okuldan sağ salim dönüp dönemeyeceğini sorgular hale gelmiştir.”

‘ÇOCUKLARIMIZI KORKUYLA GÖNDERİYORUZ’
Antalya’da yaşayan ve ortaokul çağında iki çocuğu bulunan bir veli, okullardaki şiddet sarmalının evlere nasıl yansıdığını ve velilerin yaşadığı derin endişeyi şu sözlerle anlattı: “Sabahları çocuklarımızı okula göndermek artık bizim için bir vicdan azabına dönüştü. Çocuğum her sabah okula gitmek istemediğini söylüyor, 'Anne, bugün okulda kavga olur mu? Yine birileri birbirine zarar verir mi?' diye soruyor. Onu ikna edip kapıdan gönderdiğimizde ise içimizde tarifsiz bir huzursuzluk başlıyor. Eskiden beslenme çantasına ne koyacağımızı, okul masraflarını nasıl karşılayacağımızı düşünürdük, şimdi ise tüm bunları unuttuk. Tek derdimiz, çocuğumuzun akşam eve sağlıklı bir şekilde dönebilmesi. Eskiden ona ‘Ödevini yaptın mı?’ diye sorardık, şimdi ise her okul çıkışında ‘Bugün okulda bir sorun yaşadın mı?’ diye soruyoruz. Telefonum her çaldığında kalbim yerinden fırlıyor, acaba okuldan mı arıyorlar diye korkuyorum. Okullar çocuklarımız için bilgi ve güven yuvası olması gerekirken, ne yazık ki birer korku tüneline dönüştü. Bir veli olarak çocuğumu eğitim alsın, sosyalleşsin diye gönderiyorum, ancak şu an onu adeta bir savaş alanına gönderiyormuşum gibi hissediyorum. Çocuklarımız okulda, biz evde diken üstündeyiz. Bu güvensizlik ortamı evimizin neşesini de alıp götürdü.”

Tülin Koç-4

‘ŞİDDET DİLİ OKUL SIRALARINA KADAR İNDİ’
Toplumsal şiddet dilinin eğitim kurumlarını doğrudan etkilediğini savunan Koç, okulların toplumun bir aynası olduğunu hatırlattı. Koç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Toplumda şiddet dili hâkimse, okulda da şiddet artar. Siyasi iktidarın yıllardır sürdürdüğü ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı ve öfkeyi meşrulaştıran söylem, maalesef medyadan sosyal medyaya kadar her alanda normalleşmiştir. Yetişkinlerin birbirine yönelttiği tehdit dili, çocuklar tarafından model alınmaktadır. Bu ortamda büyüyen çocuklardan şiddetsiz bir davranış beklemek gerçekçi değildir.”

‘GÜVENLİ OKUL POLİTİKASI ŞART’
Veli-Der olarak çözüm önerilerini de dile getiren Tülin Koç, Milli Eğitim Bakanlığı’nı bütüncül bir yaklaşım geliştirmeye çağırdı. Okullardaki rehberlik hizmetlerinin yetersizliğine ve kalabalık sınıflara dikkat çeken Koç, “Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF, zorbalığı temel haklara yönelik sistematik bir tehdit olarak tanımlamaktadır. Akran zorbalığı ‘büyümenin doğal parçası’ değildir. Bakanlık, okullarda artan şiddete karşı bütüncül bir ulusal politika geliştirmemiştir. Önerimiz, eğitim, medya ve sosyal hizmetleri kapsayan, ulusal ölçekte bağlayıcı bir ‘Güvenli Okul ve Şiddetle Mücadele Politikası’ oluşturulmasıdır. Okullar korkunun değil, güvenin alanı olmalıdır” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER