GÜNDEM

Özel okul öğretmenleri çocuk ve süt izni istiyor

Özel Okul Öğretmenleri Sendikası Antalya İl Temsilcisi Ayşe Güngör, “Devletin getirdiği çocuk izni ve süt izni uygulamaları, özel sektör öğretmenlerini de zorunlu olarak kapsamalıdır” dedi

Antalya Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, 2025’in ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi neticesinde devlet kurumlarında görev alan memurların çocukları olduğu taktirde yarı zamanlı çalışabilmelerine olanak tanınmıştı. Söz konusu gelişme üzerine özel okullarda görev alan öğretmenler de ses yükseltti. Özel Okul Öğretmenleri Sendikası Antalya İl Temsilcisi Ayşe Güngör özel eğitim kurumlarında görev alan öğretmenlerin de aynı haklardan yararlanması gerektiğine vurgu yaptı.

ÇOCUK ONLAR İÇİN ÇİFTE YÜK
Ayşe Güngör, “Kamu öğretmenleri için 36 aylıktan küçük çocuğu olan ya da süt izni kullanan öğretmenlere yönelik ders yükü düzenlemeleri yapılmış durumda. Ancak bu uygulamalar özel sektörde ya hiç yok ya da yalnızca vitrin süsü. Bebeği olan öğretmenler ders programlarında esneklik talep ettiklerinde çoğunlukla “diğer öğretmenlerin hakkı” gerekçesiyle reddediliyor; çocuk bakımı bir sorunmuş gibi görülüyor. Bu öğretmenler ya süt izni gibi yasal haklarını kullanamıyor ya da bu haklarını kullanmaya çalıştıklarında mobbing ve işten çıkarma tehdidiyle karşı karşıya kalıyor” dedi. ‘Özel sektör öğretmenlerinin çok büyük bir kısmını kadınlar oluşturuyor. Ancak bu alanda kadın emeği, hem görünmeyen hem de sistematik biçimde değersizleştirilen bir sömürü düzenine mahkûm ediliyor’ diyen Ayşe Güngör, “Kadın öğretmenler yalnızca çocuk izni ve süt izni gibi temel haklara erişememekle kalmıyor; işe alım sürecinden itibaren cinsiyetçi sorulara, baskılara ve mobbing uygulamalarına da maruz kalıyor. “Evli misin?”, “Çocuk düşünüyor musun?”, “Yakın zamanda evlenmeyi planlıyor musun?” gibi sorular, öğretmenliğe girişte adeta bir bariyer haline geliyor. Bu baskılar kimi zaman açık ayrımcılığa, kimi zaman ise örtük biçimde mobbinge, hatta fiziksel ve psikolojik şiddete ve cinsel tacize kadar varabiliyor” diye konuştu.

GÜVENCE ŞART
Ayşe Güngör, “Kadın öğretmenlerin mesleğe alınırken, çalışırken ve hak talep ederken karşılaştığı bu çok katmanlı eşitsizlik, yalnızca bireysel değil, yapısal bir adaletsizliktir. Çocuk bakım sorumluluğu nedeniyle dışlanan, hak isteyen kadınlar itibarsızlaştırılan bir mesleki zemine itilmemelidir. Bu sebeple kadın özel sektör öğretmenlerinin iş güvencesi, doğum ve bakım izinleri, mobbinge karşı korunması, şiddet ve tacize karşı başvuru ve yaptırım mekanizmalarının yasalarla güvence altına alınması hayati önemdedir” dedi.

ÇÖZÜMÜ AÇIKLADI
Çözüm önerilerini dile getiren Ayşe Güngör, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak, TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’na, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Çalışma Bakanlığı’na ilettiğimiz; taban maaş, belirsiz süreli iş sözleşmesi, 10 No’lu iş kolundan çıkılarak Eğitim ve Güzel Sanatlar İş Kolu’nun kurulması ve özlük haklarımızda kamu ile eşitlenme taleplerimizin alt başlıklarında, bu sorunlara dair çözüm önerilerimiz mevcuttur. Bahsettiğimiz tatil hakkı ve özlük hakları eşitlenmesi konusunda, devletin getirdiği çocuk izni ve süt izni uygulamaları, özel sektör öğretmenlerini de zorunlu olarak kapsamalıdır. Ayrıca, kadın öğretmenlerin işe alım sürecinde ve sonrasında maruz kaldığı cinsiyetçi ayrımcılığa karşı yasal koruma ve denetim mekanizmaları oluşturulmalıdır” ifadelerini kullandı.

SESİMİZ DUYULMALI
Ayşe Güngör sözlerini, “Eğitim gibi toplumu şekillendiren bir alanda, kadınların haklarının yok sayılması kabul edilemez. Gerçek bir toplumsal cinsiyet eşitliği, ancak özel sektörde çalışan kadın öğretmenlerin her türlü ayrımcılıktan ve güvencesizlikten korunmasıyla mümkündür. Eğitimin niteliği, öğretmenin koşullarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle özel sektör öğretmenlerinin sesi yalnızca kendi hakları için değil, nitelikli ve eşit bir eğitim sisteminin inşası için de duyulmalıdır” ifadeleri ile sonlandırdı.