Ramazan ayında sosyal medya kullanımında gözle görülür bir artış yaşanıyor. Özellikle iftar ve sahur sofralarının paylaşımı dijital mecralarda dikkat çekiyor. Uzman Psikolog Anıl Yıldız, bu yönelimin yalnızca teknolojik değil; psikolojik, sosyal ve duygusal nedenlere dayandığını belirterek, yapılan paylaşımların hem mutluluk kaynağı hem de onaylanma ihtiyacının bir yansıması olabileceğini söyledi.
DEĞİŞEN RUTİNLER DİJİTALE YÖNELTİYOR
Ramazan ayının günlük yaşam düzeninde önemli değişiklikler yarattığını ifade eden Uzman Psikolog Anıl Yıldız, bu durumun sosyal medya kullanımını doğrudan etkilediğini vurguladı. Yıldız, “Ramazan ayı, yalnızca dini bir dönem değil; aynı zamanda duygusal, sosyal ve kültürel anlamda yoğun bir zaman dilimidir. Bu dönemde günlük rutinler değişir, uyku düzeni farklılaşır, aile içi etkileşim artar. Tam da bu nedenle ramazanda sosyal medya kullanımında artış yaşanması tesadüf değildir” dedi.
İftar öncesi bekleyişler ve sahur sonrası uykusuz saatlerin bireyleri dijital mecralara yönlendirdiğini belirten Yıldız, “Boşluk hissi çoğu zaman dijital uyaranlarla doldurulur. Bu durum, alışkanlık davranışıyla açıklanabilir” ifadelerini kullandı.
SOFRA PAYLAŞIMLARI “AİDİYET” MESAJI TAŞIYOR
Ramazan ayının sosyal bağları güçlendiren bir dönem olduğuna dikkat çeken Yıldız, “İftar sofralarının paylaşılması psikolojik açıdan önemli bir mesaj içeriyor. Aile sofraları, misafirlikler ve birlikte yapılan ibadetler aidiyet duygusunu besler. Sosyal medya ise günümüzde bu aidiyetin dijital uzantısıdır. İftar sofralarının paylaşılması aslında ‘ben bu topluluğun bir parçasıyım’ mesajıdır. Bu, insanın temel psikolojik ihtiyaçlarından biri olan ait olma ihtiyacına dayanır” diye konuştu.
GÖRÜNÜR OLMA VE DEĞERLİ HİSSETME İHTİYACI
İftar ve sahur paylaşımlarının yalnızca anı paylaşmakla sınırlı olmadığını belirten Yıldız, “Bu davranış görünür olma ve değerli hissetme ihtiyacıyla da ilişkilidir. İnsan yaptığı şeyin görülmesini ister. Özenle hazırlanan sofrayı paylaşmak, emek vermenin ve birlikteliğin görünür kılınmasıdır. Bu noktada paylaşımın altında hem doğal bir mutluluk hem de sosyal onay ihtiyacı bulunabilir. Bu iki durum birbirini dışlamaz” dedi.
BEĞENİLER BEYNİN ÖDÜL SİSTEMİNİ HAREKETE GEÇİRİYOR
Sosyal medyada alınan beğeni ve yorumların beyindeki ödül sistemini tetiklediğine dikkat çeken Yıldız, “Küçük bir bildirim bile kişide kısa süreli bir haz ve memnuniyet duygusu oluşturur. Bu nedenle paylaşımlar gerçekten mutluluk kaynağı olabilir. Ancak mutluluğun kaynağının nerede konumlandığı önemlidir” ifadelerini kullandı.
Paylaşım motivasyonunun belirleyici olduğunu vurgulayan Yıldız, “Eğer kişi paylaşımı anı kaydetmek ve sevdikleriyle paylaşmak için yapıyorsa bu daha sağlıklıdır. Ancak ‘kaç beğeni aldım, kimler gördü’ soruları ön plandaysa, burada onaylanma ihtiyacı daha baskın hale gelir” diye konuştu.
MANEVİ KİMLİK DİJİTALDE PEKİŞTİRİLİYOR
Ramazan ayının bireylerde kendini daha iyi ve doğru bir yerde hissetme arzusunu artırdığını belirten Yıldız, sofra paylaşımlarının bilinçdışı bir mesaj taşıyabileceğini söyledi. Yıldız, “Bu paylaşımlar bazen ‘ben de bu manevi atmosferin içindeyim’ mesajı verme ihtiyacını yansıtır. Bu durum sosyal kimliğin dijital ortamda pekiştirilmesidir” dedi.
‘GERÇEK DOYUM AYNI SOFRADA KURULAN TEMASTA’
Dijital dengeye dikkat çeken Uzman Psikolog Anıl Yıldız, “Ramazanda sosyal medya kullanımının artması; değişen rutinler, artan sosyal etkileşim, aidiyet ihtiyacı, görünür olma arzusu ve dijital onay mekanizmalarının birleşimiyle açıklanabilir. İftar ve sahur paylaşımları hem gerçek bir mutluluğun ifadesi olabilir hem de onaylanma ihtiyacının yansımasıdır. Sağlıklı olan ise sofrayı yaşarken orada kalabilmek, dijital dünyayı hayatın merkezine değil destekleyici bir alanına yerleştirebilmektir. Çünkü en doyurucu olan, ekran karşısında alınan beğeniler değil, aynı sofrada kurulan gerçek temastır” ifadelerini kullandı.