Kaleiçi'nin Antalya'nın en eski yerleşim alanı olduğuna dikkat çeken Yalçınkaya, bölgenin yaklaşık 2 bin 500 yıldır kesintisiz yerleşime sahne olduğunu belirtti. Kesik Minare, Yivli Minare, Şehzade Korkut Camii, Hadrian Kapısı, Antalya surları, hanlar ve hamamların bu çok katmanlı kültürel mirasın en önemli parçalarını oluşturduğunu söyledi.

Kaleiçi'nin yalnızca geçmişi yansıtan bir alan olmadığını vurgulayan Yalçınkaya, "Kaleiçi yalnızca geçmişten kalan tarihsel bir alan değil, aynı zamanda yeni araştırma ve yeni uygulamalarla yeniden anlaşılması gereken kültürel bir miras alanıdır." dedi.

İLK PLAN 1979'DA HAZIRLANDI

Yalçınkaya, Kaleiçi için ilk koruma amaçlı imar planının 1979 yılında ODTÜ tarafından hazırlandığını, 1992 yılında revize edildiğini, son olarak ise 2018 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden düzenlenerek yürürlüğe konulduğunu hatırlattı. Ancak koruma başarısının yalnızca plan hazırlamakla ölçülemeyeceğini belirten Yalçınkaya, "Bir koruma alanının başarısı yalnızca alınan kararların hazırlanmasıyla ölçülemez. Asıl başarı, bu kararların sahada ne ölçüde uygulanabildiğiyle değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı.

"TAM ANLAMIYLA UYGULANAMADI"

Hazırlanan planların uygulamada istenilen sonucu vermediğini söyleyen Yalçınkaya, "Kaleiçi'nde bugüne kadar yapılan planların tam anlamıyla uygulanabildiğini söylemek ne yazık ki mümkün değil." diye konuştu. Tescilli yapıların düzenli olarak denetlenememesi nedeniyle zaman zaman izinsiz müdahaleler yapıldığını ifade eden Yalçınkaya, bu durumun tarihi yapıların özgün kimliğine zarar verdiğini belirtti.Yalçınkaya, "Tescilli yapıların korunması için yalnızca proje onayı ve ruhsat süreçleri yeterli değildir. Düzenli, sürekli ve kurumsal bir denetim sisteminin işletilmesi bu alanda zorunludur" dedi.

"KAMUSAL SORUMLULUK"

Yeni yapılaşmalar sırasında müze denetiminde gerçekleştirilen arkeolojik sondajlarla önemli bulguların ortaya çıktığını belirten Yalçınkaya, bu kalıntıların korunmasının çoğu zaman mülk sahiplerine bırakıldığını söyledi. Bunun yeni koruma sorunlarını beraberinde getirdiğini ifade eden Yalçınkaya, "Arkeolojik kalıntıların korunması, tek başına parsel sahibinin sorumluluğuna bırakılamayacak kadar kamusal bir meseledir" dedi. Yerel yönetimler, koruma kurulları, müze müdürlüğü ve ilgili tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Yalçınkaya, Kaleiçi'nin gelecek kuşaklara sağlıklı şekilde aktarılabilmesi için planların etkin biçimde uygulanmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Muhabir: ZAFER GÜVENÇ