İklim değişikliği, hızlanan kentleşme ve plansız tarımsal faaliyetler, dünyayı giderek derinleşen bir su kriziyle karşı karşıya bırakırken, Türkiye de kişi başına düşen yıllık su miktarıyla “su stresi” yaşayan ülkeler arasında yer alıyor. Uzmanlar, su krizinin artık yalnızca çevresel bir sorun değil; sağlık, kalkınma, ekonomi ve toplumsal eşitliği doğrudan etkileyen çok boyutlu bir mesele haline geldiğine dikkat çekiyor.
Su, yaşamın kaynağı olmasının yanı sıra gezegenin döngüsel hafızası olarak tanımlanırken, günümüzde hem miktar hem de erişilebilirlik açısından ciddi bir tehdit altında bulunuyor. Küresel ölçekte su miktarına göre yapılan sınıflandırmada, yılda kişi başına düşen kullanılabilir su miktarı bin metreküpün altında olan ülkeler “su fakiri”, 2 bin metreküpün altında olanlar “su azlığı”, 8-10 bin metreküpün üzerinde olanlar ise “su zengini” olarak kabul ediliyor. Türkiye ise kişi başına yıllık 1566 metreküp kullanılabilir su miktarıyla su stresi yaşayan ülkeler arasında yer alıyor.
ANTALYA’DA KURAKLIK İÇ BÖLGELERDE DERİNLEŞİYOR
Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Başkanı Yüksel Karaman, Antalya’nın iklimsel özelliklerine ve artan su sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Antalya’nın sahil kesimlerinde Akdeniz ikliminin, iç bölgelerinde ise karasal iklimin etkili olduğunu belirten Karaman, bu durumun obruk oluşumunu büyük ölçüde engellediğini söyledi.
Karaman, “Antalya’nın özellikle iç kesimlerinde iklim değişikliğinin etkisiyle kuraklık sorunu giderek büyüyor. Tarım, turizm ve sanayinin etkisiyle su talebi arttıkça yer altı su seviyeleri düşüş göstermekte. Antalya merkezi bu durumdan görece daha az etkileniyor. İç bölgelerde tarımsal faaliyetler aşırı su tüketimine yol açıyor” dedi.
‘YÜKSEK SU TÜKETEN TARIM ÜRÜNLERİ RİSK OLUŞTURUYOR’
Bazı bölgelerde mısır ve yonca gibi yüksek su tüketen bitkilerin yaygın olarak yetiştirildiğine dikkat çeken Karaman, “Bu durum yer altı sularının hızla tükenmesine neden oluyor. Bu nedenle suyu daha az tüketen kuru tarım bitkilerine yönelmek bölge için daha faydalı olacaktır” ifadelerini kullandı.
Su kaynaklarının korunmasının gelecek nesiller açısından hayati önemde olduğunu vurgulayan Karaman, “Su, yaşamın temel kaynağıdır. Gelecek nesillere temiz su bırakmak, bugünden alacağımız önlemlerle mümkün olacaktır. Suyun kirletilmemesi ve verimli kullanılması hem çevresel sürdürülebilirlik hem de toplumsal sağlık için büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.
BİLİNÇLİ SU KULLANIMI VURGUSU
Antalya’da obruk riskinin genel olarak düşük olduğunu belirten Karaman, buna rağmen aşırı su tüketimi ve kuraklık gibi çevresel sorunların giderek daha fazla önem kazandığını söyledi. Karaman, “Antalya’da su kullanımına yönelik bilinçli bir yaklaşımın benimsenmesi ve doğru tarım yöntemlerine geçilmesi, bölgenin geleceği açısından kritik bir öneme sahip” diyerek uyarıda bulundu.