Antalya’da yaz sezonunun başlamasıyla birlikte deniz, göl ve havuzlarda geçirilen süre artarken, uzmanlar özellikle sığ suya yapılan kontrolsüz atlayışların ciddi omurga ve omurilik yaralanmalarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Şafak Özyörük, birkaç saniyelik dikkatsizliğin ömür boyu sürebilecek sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirtti.

Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Antalya’da milyonlarca kişi yaz aylarında serinlemek için sahillere, göllere ve çeşitli su alanlarına yöneliyor. Ancak özellikle gençler arasında daha sık görülen sığ suya atlama kazaları, ağır travmalar ve kalıcı sakatlıklarla sonuçlanabiliyor. Yaşam Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Şafak Özyörük, yaz aylarında suya atlama sonucu gelişen omurga yaralanmalarında belirgin artış yaşandığını ifade ederek, bu tür kazaların sanıldığından çok daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

‘ATLAYIŞLAR BÜYÜK RİSK TAŞIYOR’
Suya yapılan bilinçsiz atlayışların omurga üzerinde yüksek enerjili travmalara neden olduğunu belirten Op. Dr. Şafak Özyörük, “Özellikle yaz sezonuyla birlikte acil servislere başvuran travma hastaları arasında suya atlama sonucu gelişen omurga yaralanmalarında belirgin bir artış görüyoruz. Balıklama dediğimiz baş önde yapılan atlayışlarda, başın zemine çarpmasıyla oluşan yüksek enerji doğrudan boyun omurlarına aktarılır. Bunun sonucunda boyun omurlarında kırık, kayma ve en önemlisi omurilik hasarı gelişebilir” dedi.

Halk arasında “çivileme” olarak bilinen ayaklar üzerine yapılan kontrolsüz atlayışların da ciddi yaralanmalara yol açabileceğini vurgulayan Özyörük, “Zemine temas sırasında vücuda binen ani ve yüksek yük; ayak ve bacak kemiklerinde, kalça ve pelvis bölgesinde, ayrıca omurgada çökme kırıkları gibi ciddi travmalara neden olabilir” dedi.

‘KALICI FELÇ VE SOLUNUM PROBLEMLERİNE YOL AÇABİLİYOR’
Omurilik hasarlarının yalnızca kemik kırıklarıyla sınırlı olmadığını belirten Op. Dr. Özyörük, “Omurilik hasarı oluştuğunda kişi kollarını ve bacaklarını hareket ettiremeyebilir, his kaybı gelişebilir, solunum kaslarının etkilenmesine bağlı ciddi solunum problemleri yaşayabilir ve ne yazık ki bu durum bazen ömür boyu süren felçle sonuçlanabilir” ifadelerini kullandı.

Ağır omurilik yaralanmalarında idrar ve dışkı kontrolünün kaybedilebildiğini, kişinin günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak duruma gelebildiğini belirten Özyörük, “Genç ve sağlıklı bir bireyin birkaç saniyelik dikkatsizlik sonucu hayatının geri kalanında tekerlekli sandalyeye bağımlı kalabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle bu yaralanmalar sadece bir kemik kırığı değil; kişinin hareket özgürlüğünü, bağımsızlığını ve tüm yaşam kalitesini etkileyebilen ciddi travmalardır” dedi.

Op. Dr. Şafak Özyörük

‘DÜŞÜNCELER YANILTABİLİR’
Özellikle bulanık sularda, bilinmeyen bölgelerde, kayalık alanlarda, nehir ve göl kenarlarında yapılan atlayışların büyük risk taşıdığına dikkat çeken Op. Dr. Şafak Özyörük, suyun dışarıdan derin görünmesinin yanıltıcı olabileceğini söyledi. Su seviyelerinin mevsimsel değişiklikler, akıntılar ve dip yapısındaki farklılıklar nedeniyle beklenenden çok daha sığ olabileceğini ifade eden Özyörük, “Daha önce güvenli olduğu düşünülen bölgelerde bile zaman içerisinde dip yapısı değişebilir. ‘Buraya daha önce atlamıştım’ düşüncesi yanlış bir güven hissi oluşturabilir. Tek bir kontrolsüz atlayış ciddi omurga ve omurilik yaralanmalarıyla sonuçlanabilir” diye konuştu.

‘İLK MÜDAHALE HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR’
Suya atlama kazalarının ardından yapılan yanlış müdahalelerin mevcut yaralanmayı ağırlaştırabileceğini belirten Op. Dr. Özyörük, “Boyun ve omurga yaralanmasından şüphelenilen kişilerde hasta mümkün olduğunca sabit tutulmalı, özellikle baş-boyun bölgesi kontrolsüz şekilde hareket ettirilmemeli ve en kısa sürede acil sağlık ekiplerine haber verilmelidir. Hastayı iyi niyetle ayağa kaldırmaya çalışmak veya bilinçsizce taşımak, kısmi bir omurilik hasarının kalıcı felce dönüşmesine neden olabilir. Unutulmamalıdır ki bu tür yaralanmalarda doğru yapılan küçük bir müdahale bir hayatı kurtarabilir; yanlış yapılan tek bir hareket ise kişinin geri kalan yaşamını değiştirebilir. İlk dakikalarda yapılan bilinçli yaklaşım, hastanın gelecekte yürüyebilmesi, bağımsız yaşayabilmesi ve yaşam kalitesi açısından kritik öneme sahiptir” diye konuştu.

‘BASİT ÖNLEMLER HAYAT KURTARIYOR’
Sığ suya atlama kaynaklı yaralanmaların büyük bölümünün alınacak basit önlemlerle önlenebileceğine dikkat çeken Op. Dr. Özyörük, “Derinliği bilinmeyen deniz, göl, nehir veya havuzlara baş üstü atlanmamalı. İlk kez girilen bölgelerde suyun derinliği ve zemin yapısı mutlaka kontrol edilmeli. Bulanık, dibi görünmeyen, kayalık veya zemini bilinmeyen sularda atlayış yapılmamalı. Su seviyesinin ve dip yapısının zamanla değişebileceği unutulmamalı. Alkol kullanımından sonra yüzme ve yüksekten atlama gibi riskli aktivitelerden kaçınılmalı. İskele, tekne, kaya ve yüksek noktalardan kontrolsüz atlayış yapılmamalı. Çocuklar ve gençler bu riskler konusunda bilinçlendirilmeli. Cesaret gösterisi amacıyla yapılan tehlikeli atlayışlardan uzak durulmalı. Kaza sonrası boyun veya omurga yaralanmasından şüpheleniliyorsa kişi hareket ettirilmemeli ve sağlık ekipleri beklenmeli. Güvenliğinden emin olunmayan hiçbir noktadan suya atlanmamalı” diye konuştu.

Omurilik yaralanmalarının bir kısmının geri dönüşü olmadığını vurgulayan Op. Dr. Şafak Özyörük, “Birkaç saniyelik dikkatsiz bir atlayış; hareket özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve yaşam kalitemizi elimizden alabilir. Yazın keyfini güvenle çıkarabilmek için en büyük tedbir, tehlikeyi oluşmadan önlemektir. Derinliğini bilmediğiniz hiçbir suya atlamayın; çünkü hayat, bir atlayışla değişmeyecek kadar değerlidir” dedi.

Muhabir: AYŞE OKAN SARICA/ÖZEL HABER