GÜNDEM

Yıkmak yerine güçlendirelim

İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, deprem riski taşıyan yapıların güvenli hale getirilmesinde güçlendirmenin yeterince değerlendirilmediğini belirterek, “Çok küçük maliyetlerle depreme güvenli hale getirilecek yapılar sırf mevzuattan dolayı maalesef güçlendirilmiyor” dedi. Akdoğan, güçlendirme uygulamalarının önündeki en büyük engelin teknik yetersizlik değil, mevcut mevzuattaki belirsizlikler olduğunu vurguladı

Ekspres Gazetesi'nden Selim Çelik'in haberine göre, Türkiye'nin deprem gerçeği karşısında mevcut yapı stokunun geleceği tartışılırken, İnşaat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Soner Akdoğan, kamuoyunda güçlendirme seçeneğine yeterince güven duyulmadığını söyledi. Her riskli binanın yıkılıp yeniden yapılmasının tek çözüm olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Akdoğan, güçlendirmenin bilimsel temellere dayanan ve dünyada yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğuna dikkat çekti.

“GÜÇLENDİRME BİR BİLİMDİR”
Toplumun önemli bir kesiminde güçlendirme uygulamalarına karşı bir güvensizlik bulunduğunu belirten Akdoğan, Türkiye'nin bu alanda dünyadaki öncü ülkelerden biri olduğunu söyledi. Akdoğan, “Toplumun büyük bir bölümünde güçlendirmeye inanmamak gibi bir durum söz konusu. Güçlendirme bir bilimdir. Türkiye'de bu bilimde dünyadaki öncü ülkelerden bir tanesidir. Japonlar, Amerikalılar ve sonrasında da biz geliyoruz. Tarihi yapıların güçlendirilmesi hususunda da İtalyanlar çok öndeler. Bu anlamda biz yıllardır güçlendirmeyi anlatıyoruz” dedi.

6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler öncesinde gerçekleştirilen okul güçlendirme çalışmalarını örnek gösteren Akdoğan, uygulamaların sonuçlarının güçlendirmenin önemini açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Akdoğan, “6 Şubat depremlerinden önce Maraş'ta 13-14 okulun güçlendirme projesi yapılıyor. Bunların büyük bir çoğunluğu uygulanıyor ve güçlendirilen okulların hiçbirisi depremde yıkılmıyor” ifadelerini kullandı.

Hatay'da NATO projesi kapsamında güçlendirilen bir apartmanın yaşanan depremlerde ayakta kaldığını anlatan Akdoğan, aynı site içerisinde bulunan diğer binaların ise farklı sonuçlarla karşı karşıya kaldığını belirterek, ““Burası üç bloktan oluşan bir site. Bir bloğu doğrudan hocamız güçlendiriyor. 6 Şubat'taki iki depremi ve 20 Şubat'ta yaşanan 6,4 büyüklüğündeki depremi de geçiriyor ve o bina ayakta kalıyor. Diğer iki binadan bir tanesi deprem anında yıkılıyor ve birçok vatandaşımızı kaybediyoruz. Üçüncü bina ise ağır hasar alıyor. Yani bunu deney yapsanız ancak böyle bir deney yaparsınız” diye konuştu.

“NEDEN HER BİNAYI YIKIP YENİDEN YAPALIM?”

Soner Akdoğan, toplumda herhangi bir risk ortaya çıktığında ilk olarak “yıkıp yeniden yapma” anlayışının öne çıktığını belirtti. gelişmiş deprem ülkelerinin de tüm yapılarını yıkıp yeniden inşa etmediğine dikkat çeken Akdoğan, “Japonlar bilmiyor mu tüm binalarını yıkıp tekrar yapmayı? Amerikalılar bilmiyor mu tüm binalarını yeniden yıkıp yapmayı? Ama bizde özellikle toplumda, 'Bir şey olduğu zaman hemen bunu yıkalım yapalım' gibi bir anlayış söz konusu” diyen Akdoğan, uygun yapıların bilimsel yöntemlerle güçlendirilmesinin hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli olduğunu ifade etti.

YÖNETMELİK HAZIRLANIYOR, SORUN MEVZUATTA
Güçlendirmeye ilişkin teknik düzenlemelerin bulunduğunu ancak uygulamada ciddi sorunlar yaşandığını kaydeden Akdoğan, 2018 Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği'nde güçlendirme konusuna yer verildiğini ve ayrıca ayrı bir güçlendirme projelendirme yönetmeliği üzerinde çalışıldığını söyledi. Ancak en büyük sorunun mevzuat olduğunu vurgulayan Akdoğan, mevcut bir binanın güçlendirilmesi sırasında güncel yönetmeliklerin tüm şartlarının aranmasının süreci zorlaştırdığını ifade etti. Soner Akdoğan, “Sen bugün projeyi hazırlayıp götürüyorsun, 'Bunun engelli asansörü yok' diyor. Binanın yeni bir merdiven yapma şansı yok, yangın merdiveni yok. Buna bir çözüm üretmeniz lazım. Ya da 'Biz günümüz mevzuatlarını karşılamayan tüm binaları yıkacağız' demeniz gerekiyor. Ülkemiz de bu kadar eski yapıyı yıkıp tekrar yapacak kadar zengin bir ülke değil” dedi.

GÜÇLENDİRME İLE GÜVENLİ HALE GELEBİLİRLER

Mevzuat nedeniyle bazı yapıların deprem güvenliğinin artırılamadığını belirten Akdoğan, bunun vatandaş açısından da önemli bir çelişki oluşturduğunu söyledi. Akdoğan, “Çok küçük maliyetlerle depreme güvenli hale getirilecek yapılar sırf bu mevzuattan dolayı maalesef güçlendirilmiyor. Vatandaşa siz şunu söylüyorsunuz: Senin yapının asansörü mevcut günümüz yönetmeliklerine uygun değil, senin binan yangın yönetmeliğine uygun değil, bir de depreme de uygun olmasın. Vatandaş en azından oluşabilecek risklerden bir tanesine karşı kendisini güvende hissetmeye çalışıyor” ifadelerini kullandı.

“İDARENİN İNİSİYATİFİNE BIRAKILMIŞTIR” BELİRSİZLİĞİ

Güçlendirme projelerinde net bir mevzuat çerçevesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Akdoğan, uygulamada kurumların verdiği cevapların sorunu çözmekten uzak kaldığını savundu. “Bizde iş tebliğlerle ilerliyor. Bir sorunla karşılaşıyorsunuz, Çevre Şehircilik'e yazıyorsunuz, 'Bu binayı ne yapalım?' Onlar da 'İdarenin inisiyatifine bırakılmıştır' diyor. Yani burada net bir çizgi koyulmuyor” diyen Akdoğan, konunun İnşaat Mühendisleri Odası tarafından gündemde tutulacağını söyledi.

GÜÇLENDİRME ÇEVRESEL AÇIDAN DA ÖNEMLİ

Akdoğan, yapıların yıkılarak yeniden yapılmasının yalnızca ekonomik maliyetinin bulunmadığını, aynı zamanda ciddi çevresel sonuçlar doğurduğunu da belirtti. Yıkım süreçlerinde oluşan inşaat atıkları ve asbest gibi risklere dikkat çeken Akdoğan, mevcut yapıların uygun olanlarının güçlendirilmesinin kamu kaynaklarının doğru kullanılması açısından da önemli olduğunu ifade ederek, “Bir yapıyı yıkıp yaptığınız zaman oluşturduğu çevre kirliliği de var, asbest var örneğin. Kamusal anlamda da kaynakların doğru kullanılması için güçlendirme elzem bir durum. Bunlarla ilgili ciddi çalışmalarımız var ve bu konuyu sık sık gündeme getireceğiz” dedi.